"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İktisat, kat’î bir bereket sebebidir

Risale-i Nur'dan
18 Mayıs 2019, Cumartesi

DÖRDÜNCÜ NÜKTE

“İktisad eden, maişetçe aile belâsını çekmez” mealindeki “Lâ yeûlü meni’ktesade” hadis-i şerifi sırrıyla, iktisad eden, maişetçe aile zahmet ve meşakkatini çok çekmez.

Evet, iktisad kat’î bir sebeb-i bereket ve medar-ı hüsn-ü maişet olduğuna o kadar kat’î deliller var ki had ve hesaba gelmez. 

Ezcümle, ben kendi şahsımda gördüğüm ve bana hizmet ve arkadaşlık eden zatların şehadetleriyle diyorum ki: 

İktisad vasıtasıyla bazen bire on bereket gördüm ve arkadaşlarım gördüler. Hatta dokuz sene (şimdi otuz sene) evvel benimle beraber Burdur’a nefyedilen reislerden bir kısmı, parasızlıktan zillet ve sefalete düşmemekliğim için zekâtlarını bana kabul ettirmeye çok çalıştılar. 

O zengin reislere dedim: “Gerçi param pek azdır. Fakat iktisadım var, kanaate alışmışım. Ben sizden daha zenginim.” Mükerrer ve musırrâne tekliflerini reddettim. 

Cây-ı dikkattir ki, iki sene sonra, bana zekâtlarını teklif edenlerin bir kısmı, iktisadsızlık yüzünden borçlandılar. Lillâhilhamd, onlardan yedi sene sonra, o az para, iktisad bereketiyle bana kâfi geldi, benim yüz suyumu döktürmedi, beni halklara arz-ı hacete mecbur etmedi. Hayatımın bir düsturu olan “nâstan istiğna” mesleğini bozmadı.

Evet, iktisad etmeyen, zillete ve manen dilenciliğe ve sefalete düşmeye namzettir. Bu zamanda israfata medar olacak para çok pahalıdır. Mukabilinde bazen haysiyet, namus rüşvet alınıyor. Bazen mukaddesat-ı diniye mukabil alınıyor, sonra menhus bir para veriliyor. Demek, manevî yüz lira zararla maddî yüz paralık bir mal alınır.

Eğer iktisad edip hâcât-ı zaruriyeye iktisar ve ihtisar ve hasretse, “Şüphesiz ki rızık veren, mutlak kudret ve kuvvet sahibi olan Allah’tır.” (Zariyat Sûresi: 58.) sırrıyla, “Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a ait olmasın.” (Hûd Sûresi: 6.) sarahatiyle, ummadığı tarzda, yaşayacak kadar rızkını bulacak. Çünkü şu ayet taahhüt ediyor.

Lem’alar, On Dokuzuncu Lem’a, s. 252-253

LÛ­GAT­ÇE:

arz-ı hacet: İhtiyacını bildirme.

cây-ı dikkat: Dikkat çekici, ilginç.

ezcümle: Bu cümleden olarak, örnek olarak.

hâcât-ı zaruriye: Zorunlu ihtiyaçlar, gerekli ihtiyaçlar.

hasretmek: Mahsus kılmak, bir şeyle sınırlamak.

ihtisar etmek: İndirgemek, sadeleştirmek.

iktisad: Haddi aşmama, aşırı gitmeme; tasarruf etme, tutumluluk.

iktisar etmek: Sınırlandırmak, kısmak; yetinmek, kâfi görmek.

maişetçe: Geçim yönünden.

medar-ı hüsn-ü maişet: Kolay ve güzelce geçinme kaynağı.

mukaddesat-ı diniye: Dinî mukaddesler; dince kudsî ve mübarek sayılan şeyler.

musırrâne: Israr eder şekildeki, ısrarlı.

nâstan istiğna: İnsanlara el açmama, insanların minneti altına girmeme, tokgözlülük gösterme.

nefyedilmek: Sürülmek, sürgün edilmek.

sefalet: Sefillik, yoksulluk, perişanlık, düşkünlük.

zillet: Hakirlik, horluk, aşağılık.

Okunma Sayısı: 1057
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı