"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ramazandaki kudsî, ebedî ve kârlı ticaret

Risale-i Nur'dan
09 Mayıs 2019, Perşembe

Yedinci Nükte

Ramazanın sıyamı dünyada ahiret için ziraat ve ticaret etmeye gelen nev-i insanın kazancına baktığı cihetteki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki:

Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mâl, bire bindir. Kur’ân-ı Ha­kîm’in, nass-ı hadis ile, her bir harfinin on sevabı var, on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir.

Ramazan-ı Şerifte her bir harfin on değil, bin; ve Âyete’l-Kürsî gibi âyetlerin her bir harfi binler; ve Ramazan-ı Şerifin Cumalarında daha ziyadedir. Ve Leyle-i Kadir’de otuz bin hasene sayılır.

Evet, her bir harfi otuz bin bâkî meyveler veren Kur’ân-ı Ha­kîm, öyle bir nurânî Şecere-i Tuba hükmüne geçiyor ki milyonlarla o bâkî meyveleri Ramazan-ı Şerifte mü’minlere kazandırır.

İşte gel, bu kudsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün ki bu hurufatın kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir hasarette olduğunu anla.

İşte Ramazan-ı Şerif, âdeta bir ahiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hâsılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşv ü nema-i a’mâl için bahardaki mâ-i nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlâhiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resmigeçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek-içmek gibi nefsin gafletle hayvanî hâcâtına ve malâyani ve hevaperestâne müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut ahiret ticaretine girdiği için dünyevî hâcâtını muvakkaten bırakmakla uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek, savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir.

Mektubat, Yirmi Dokuzuncu Mektub, s. 474

LÛ­GAT­ÇE:

bâkî: Ebedî, daimî, sonsuz.

hâcât: İhtiyaçlar.

hasaret: Hasar, zarar.

hasene: Hayırlı iş, iyilik.

hevaperestâne: Hevaya taparcasına, nefsin istek ve arzularının esiri olurcasına.

ma-i Nisan: Nisan yağmuru.

malâyaniyat: Faydasız, boş şeyler.

meşher: Sergi, teşhir yeri.

muvakkaten: Geçici olarak.

müştehiyat: Nefsin hoşuna giden şeyler.

nass-ı hadis: Hadisin açık ve kesin şekilde bildirmesi.

neşv ü nema-i a’mâl: Amellerin, yapılan iş ve ibadetlerin yeşerip büyümesi.

nev-i insan: İnsan türü.

resmigeçit: Geçit töreni, tören geçişi.

saltanat-ı rububiyet-i İlâhiye: İdare ve terbiye edici Allah’ın saltanatı, hâkimiyeti.

Samediyet: Her şeyin Allah’a muhtaç olması, Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmaması.

savm: Oruç.

sevab-ı a’mâl: Amellerin sevapları.

sıyam: Oruç.

Şecere-i Tuba: Cennetteki Tuba ağacı.

tecessüden: Beden hâline gelerek.

tezahür etme: Ortaya çıkma, görünme.

ubudiyet-i beşeriye: İnsanların ibadet ve kullukları.

uhrevî: Ahirete ait, ahiret hayatıyla ilgili.

Okunma Sayısı: 1103
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı