Lem'alar - page 341

p
¿Én
es
õdG n
?p
d'
òp
d Ék
cp
Qr
óo
eÉn
j @ p
¿És
°ûdG p
º«/
¶n
©r
dG n
?n
’r
ƒn
`p
Ÿ r
?n
Ä°r
SÉn
a
m
án
ær
ëp
en
h m
án
Hr
ôo
c u
?o
c s
ôn
°Tn
h@ p
án
æ`r
àp
Ør
dG n
?r
?p
J s
ôn
°T n
?«/
?n
j r
¿n
Ép
H
Yani, “
Yâ o zamana yetişen ve âlimlerden olan insan!
Cenab-ı Hak’tan o fitnenin şerrinden muhafaza için sa-
na ders verdiğim İsm-i Âzam ile dua et.
m
?«°/
Vn
h m
án
Hr
ôo
c u
?o
µ
p
d l
çr
ƒn
Z@ p
?«/
?r
ës
àdG n
¤n
Y o
ør
ën
f Én
ªs
fp
Én
a
Yani, “
Biz Âl-i Beytten her kürbet ve şiddet zamanın-
da birer gavs çıkıp imdat ediyor.
esedullahi’l-galib Hazret-i Ali (
rA
) İbni ebu talip ker-
remallahü Vechehu, ihbarat-ı gaybiyeye ait şu kasidesi-
nin bir kısmında risale-i nur Şakirtlerine bilhassa baktı-
ğına müteaddit emareler var. o da, gavs-ı geylânî gibi,
risale-i nur’un makbuliyetini imza ediyor ve alkışlıyor.
Birinci Emare:
latin hurufunun İslâmlar içinde ceb-
ren kabul ettirildiğini teessüfle bahsedip ve ulemaüssûu
tokatladığı yerde birden bire birisiyle irşatkârâne konuşu-
yor ve diyor ki:
p
¿Én
es
õdG n
?p
d'
òp
d Ék
cp
Qr
óo
eÉn
j
“sana verdiğim ders
ile hıfz duasını et.” İşte bu
r
?p
Qr
óo
e
aynen Hazret-i gavs’ın
kaside-i meşhuresinde
…/
ój /
ôo
e
dediği adamın aynıdır. Çün-
kü ikisi de aynı fitneden bahsedip, umum içinde hususî
bir adama iltifat gösteriyorlar.
Lem’aLar | 341 |
o
n
S
ekizinci
l
em
a
zım şekli.
kaside-i meşhure:
meşhur kaside.
kürbet:
sıkıntı, belâ, musibet.
makbuliyet:
makbullük, geçerli-
lik.
muhafaza:
koruma.
müteaddit:
çeşitli.
şer:
kötülük.
teessüf:
üzülme, eseflenme.
ulemaüssû:
kötü âlimler, dünyayı
dine tercih eden âlimler.
umum:
bütün.
Âl-i Beyt:
Hz. Muhammed’in
(asm) ailesinden olan.
âlim:
çok okumuş, bilgin.
bahsetme:
üzerinde ko-
nuşma, söz söyleme.
bâtın:
karın.
bid’a:
dinin aslına uymayan
âdet ve uygulamalar.
bilhassa:
özellikle.
cebren:
zorla, cebirle.
Cenab-ı Hak:
Allah.
dua:
Allah’a yalvarma, niyaz.
emare:
alâmet, belirti.
esedullahi’l-Galib:
galip gelen
Allah’ın aslanı Hz. Ali (ra).
fetva:
İslâm’da, bir mesele
hakkında dinî meselelere tam
vâkıf kimseler tarafından ve-
rilen şer’î hüküm veya karar.
fitne:
karışıklık, fesat.
gavs:
yardımcı, imdada yeti-
şen.
Gavs-ı Geylânî:
Abdülkadir-i
Geylânî.
haram:
İslâmiyetçe yasakla-
nan işler.
Hazret-i Gavs:
Abdülkadir
Geylânî Hazretleri.
hıfz:
koruma.
hırs:
aç gözlülük, tamahkârlık.
huruf:
harfler.
ihbarat-ı gaybiye:
geçmiş
veya gelecek zamana ait ve-
rilen haberler.
iltifat:
ilgi gösterme, lütuf, ik-
ram.
irşatkârâne:
irşat ederek.
İsm-i Âzam:
Cenab-ı Hakkın
bin bir isminden en büyük ve
manaca diğer isimleri kuşat-
mış olanı.
kısım:
parça, takım.
kaside:
belli bir amaçla yazıl-
mış divan şiiri ve bu şiirin na-
1...,331,332,333,334,335,336,337,338,339,340 342,343,344,345,346,347,348,349,350,351,...1406
Powered by FlippingBook