Lem'alar - page 880

İSM-İAZAMINALTINURUNDAN
ÜÇÜNCÜNURUNAİşARETEDEN
ÜçüncüNükte
(1)
p
án
ªr
µp
?r
Ép
H n
?u
`Hn
Q p
?«/
Ñ°n
S '
‹p
G o
´r
Oo
G
ayetinin bir nüktesi ve bir
İsm-i Azam veya İsm-i Azamın altı nurundan bir nuru olan
ism-i
HAKEM
’in bir cilvesi, ramazan-ı şerif’te görüldü.
ona yalnız bir işaret olarak, Beş noktadan ibaret üçün-
cü nükte acele olarak yazıldı, müsvedde hâlinde kaldı.
üÇüNCü NüKteNİN BİrİNCİ NOKtaSı
onuncu sözde işaret edildiği gibi, ism-i
Hakem’
in te-
celli-i azamı şu kâinatı öyle bir kitap hükmüne getirmiş
ki, her sahifesinde yüzer kitap yazılmış; ve her satırında
yüzer sahife derç edilmiş; ve her kelimesinde yüzer satır
mevcuttur; ve her harfinde yüzer kelime var; ve her nok-
tasında kitabın muhtasar bir fihristeciği bulunur bir tarza
getirmiştir. o kitabın sayfaları, satırları, tâ noktalarına ka-
dar yüzer cihette
Nakkaş’
ını,
Kâtib’
ini öyle vuzuhla gös-
teriyor ki, o kitab-ı kâinatın müşahedesi, kendi vücudun-
dan yüz derece daha ziyade
Kâtib’
inin vücudunu ve vah-
detini ispat eder. Çünkü bir harf kendi vücudunu bir harf
kadar ifade ettiği hâlde, kâtibini bir satır kadar ifade edi-
yor.
evet, bu kitab-ı kebirin bir sayfası, zemin yüzüdür. o
sayfada nebatat, hayvanat taifeleri adedince kitaplar
ayet:
Kur’ân’ın her bir cümlesi.
cihet:
yön.
cilve:
görünme, tecelli.
derç etmek:
almak, toplamak,
kaydetmek.
fihriste:
özet; liste, içindekiler.
hayvanat:
hayvanlar.
hükmüne:
değerine.
ibaret:
oluşan, müteşekkil.
ifade:
anlatma.
ism-i Hakem:
Cenab-ı Hakkın
haklı ile haksızı ayıran ve her işi
hikmete göre olan anlamında Ha-
kem ismi.
ispat:
doğruyu delillerle gös-
terme, kanıtlama.
kâinat:
bütün âlemler, varlık-
lar, evren.
kâtip:
yazıcı.
kitab-ı kâinat:
kâinat kitabı;
bir kitap gibi yazılan, sayısız
anlamlar ifade eden ve her ki-
tap gibi yazarını gösteren kâi-
nat; evren.
kitab-ı kebir:
büyük kitap.
mevcut:
var olan.
muhtasar:
ihtisar edilmiş, kıs-
altılmış.
müsvedde:
sonradan temize
çekilmek üzere yazılan ilk
yazı, karalama.
müşahede:
görme, seyretme.
nakkaş:
nakış yapan, sanat-
kâr.
nebatat:
bitkiler.
nur:
ziya, ışık.
nükte:
ince söz ve mana.
ramazan-ı şerif:
şerefli Ra-
mazan ayı.
sahife:
sayfa.
taife:
bölük, familya, grup.
tarz:
biçim, suret.
tecelli-i azam:
en büyük gö-
rüntü.
vahdet:
birlik.
vuzuh:
vazıh olma hâli, açık-
lık.
vücut:
var olma, varlık.
zemin:
yeryüzü.
ziyade:
fazla.
1.
Rabbinin yoluna hikmetle çağır. (Nahl Suresi: 125.)
o
Tuzuncu
l
em
a
| 880 | Lem’aLar
1...,870,871,872,873,874,875,876,877,878,879 881,882,883,884,885,886,887,888,889,890,...1406
Powered by FlippingBook