"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘İmtihan’ her yerdedir

Sebahattin YAŞAR
20 Mayıs 2019, Pazartesi 00:23
Şu yazıdaki cümlelerin, yazar tarafından kelime kelime tercih edilip, yazılışı; okuyucular tarafından kelime kelime okunuşu ve değerlendirilişi; hem yazarın hem de okuyucunun birer ciddî imtihanıdır.

‘İmtihan’ deyince zihin, hemen mevcut olmayan geçmişe ve geleceğe gidiyor. Bilmiyor ki, şuurlu nefes alınan ‘her an imtihan’dır. Hatta bazen en korunaklı görünen mekânlarda bile imtihan şiddetleniyor, muzır maniler çoğalıyor. Nefis ve şeytan, hiçbir yerde insanın peşini bırakmıyor. Onun için peygamberler bile, bir an olsun, nefis ve şeytanın şerrine terk edilmemek noktasında Allah’a sığınmışlardır. 

O zaman, telâffuz ettiğimiz cümle, cümlelerdeki tercih ettiğimiz kelime; gözümüze ilişen varlık, varlığa yüklediğimiz anlam ve kulağımıza ulaşan ses ve ona muhatabiyetimiz sayısınca imtihanımız var demektir.

Gün boyu, ihtiyarımızla kullandığımız binlerce kelimeden belki birisi imtihanı kaybettirir. Kulaklarımızdan, gözlerimizden geçip gidenler de öyle. Bir küçük dişlinin durması, fabrikayı işlemez hale getirir. 

Küçüklüğü, önemsizliğini netice vermez. Bir öpme, bir lokma, bir dane kaybedişi netice verebilir.

Kendisine, ‘Allah kahretsin’ diye bedduâ edilen adam, hiçbir şey yokmuş gibi gülüyor. ‘Sana hakkımı helâl etmiyorum.’ denilen hanımefendi, ‘Senin hakkından ne çıkar.’ diye duyarsızca tepki veriyor. Bu tepkiler birer iman tezahürüdür. Anlaşılan o ki, adam, ahiretin dehşetinden, hak ve hukukun derin mesuliyetinden bihaber.  

Normalde Allah’ın kahrına uğramanın ne demek olduğunu bilen birisi için, uykuların kaçması gerekmez mi? İnsan, Allah’ın gazabını, insanlar arası ilişkilerdeki gazap (öfke) gibi zannediyor. Allah’ın, kimsenin zerre kadar hakkını kimsede bırakmayan, ‘İntikam alıcıların en iyisi’ olduğunu düşünemiyor.

Mahşerin dehşeti düşünülebilse, insan, kul hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkmamak için, kendi dünyasında bir ‘helâlleşme seferberliği’ başlatacak. İnsan, zalim ve cahil olduğundan, kimsenin kendine veremeyeceği ağır ve büyük zararı nefsine verebilmektedir. 

Nefsine verebileceği böyle bir büyük zarardan Allah’a sığınmalı insan. 

Okunma Sayısı: 1074
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    20.5.2019 03:41:32

    Hayatın her anı,her nefesi'birer imti han sebebi ama,maalesef toplum ola rak bunun şuurunda değiliz. İlahi ikaz lara hassasiyet büyük oranda kaybol muş durumda.Cenab- Hak, mealen zalimlere kalbi bir meyil dahi göster meyin,yoksa ateş size de dokunur fer manı celiline rağmen,bu dehşetli em rin gereğini yapmak konusunda gerek li hassasiyeti göstermiyoruz.Mektubat ta; altı desise-i şeytaniyenin başına yukarıda mealen verdiğim ayett-i geti rişmiş.Demek her bir desise-i şeytani ye insanı cehennem ateşiyle temas ettirecek derecede tehlikeli bir haldir. Peki bunun farkındanıyız? Buna ne derece dikkat ediliyor? Çok,ama çok acı bir gerçektir ki bu konuda alabildi ğine bir duyarsızlık var.Bu da insanın iç aleminde olan derin tahribatı göste riyor.Yazıyı Peygamberimizin şu dua sıyla bitirelim:" Ya Rabbi,göz açıp ka payana kadar beni nefsimle baş başa bırakma!Evet bu kadar kısa bir zaman da bizi yoldan çıjaracak bir dehşetli düşmanı içimizde taşıyoruz!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı