"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sevgi terapisi

Sebahattin YAŞAR
08 Mayıs 2019, Çarşamba
İnsan bilmediğinin düşmanıdır ve tanımadığını sev(e) mez. Yaratıcımızı da önce tanır; sonra severiz. Tanıdığımız oranda muhabbetimiz artar.

Sevmekte anlamlandırmak; sevmemekte anlamsızlık vardır. Sevmek, sağlıklılık; sevmemek, hastalık halidir. Gözünde hiçbir şeyin anlam değeri kalmayan insan, ölüdür. İntihar, ‘benim için hiçbir şeyin anlamı yok’, noktasıdır.

Oysa sevmek fıtratında var insanın. Önemli olan neyi, ne kadar, nasıl seveceğini öğrenmektir. Ölçüsüz sevgi yorar insanı. Onun için Allah, Kendisini sevmeyi, Habibi’ni sevme şartına bağlamış. Çünkü O (asm), fıtrattır, ölçüdür.

Sevmediği sevdiğinden fazla olan hastadır. Hasta tedavi olmalıdır. Tedavi, sevileceklerin sayısını arttırmaktır. Hasenatı seyyiatına galip gelen sevilir. Hatta yirmi kötülüğü ile birlikte bir iyiliği olan sevgiyi hak eder, ola ki o bir iyilik yirmi kötülüğü yok edecek bir potansiyeldir.

Sevgi terapisi, insanın sevmedikleriyle iletişime geçmesidir. Düşmanın dost, yabancının tanıdıklaşmasıdır. Öncesinde bir anlam ifade etmeyen varlığın sonra anlamlı hale gelmesi sevgi ile iletişimin neticesidir. Sevmek bir tedavi biçimidir. Risale-i Nur dersleri, ‘anlam iletişimi’ ve ‘sevgi terapisi’ seanslarıdır. 

Nimetlerin insan üzerindeki hakkı, tefekkürdür. Bunu yapmamak, körlüktür. O varlığın üzerindeki anlamı okuyamamak ‘sevgi körlüğü’dür. İnsan varlığı ve üzerindeki manaları okuyabildiği oranda insandır. Her şeyin bir anlamının var olduğunu okuyabilmek ne muhteşem bir şeydir. Bundan daha ileri bir eğitim yoktur. Her şey anlamlı ise, yaşamak da anlamlıdır. Onun için okulöncesinden, yüksek tahsillere kadar okullara ‘sevgi dersleri’ konmalıdır.

Sevmeyen insanın sevgi kanalları kapalıdır. Bu perdeyi açmak, tefekkürdür; tedavidir. ‘Biz muhabbet fedaileriyiz, husûmete vaktimiz yoktur’ diyen Üstad, bu önemli vazifeye ‘fedai’ olarak dikkatleri çekmiştir. Zamanın cihadı olan sevgi, kişinin şahsî hayatında, kelâmında, davranışlarında görünür hale gelince mücadele kazanılmış demektir. Sevgiyi Veren, sevilmeyi hak eder. Sevmek olmasaydı, kâinatın varlığının, nurunun, hayatının bir anlamı olmayacaktı. Hayat, sevgidir, sevgidendir. 

Biz de severek hayatlanalım, hayat bulalım. Yunus gibi yaşayalım; sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.

Okunma Sayısı: 2054
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    8.5.2019 09:17:27

    "Muhabbet,şu kainatın bir sebebi vü cudıdur,hem şu kainatın rabıtasıdır, hem şu kainatın nurudur,hem hayatı dır."24,Söz,Beşinci Dal.Peki bu mu habbet nasıl kullanılmalı?O da şu satırlarda gizli;" Zaten sana,sende se nin nefsine olan şedit muhabbetin, O nun zatına karşı muhabbeti zatiyedir ki,sen su-istimal edip kendi zatına sarf ediyorsun.Öyle ise nefsindeki eneyi yırt,hüve'yi göster." Ve o zere hükmünde olan lezzet ve menfaat-ı nefsiyeyi nihayetsiz lezzet ve enfaat lara tercih etme."Nihayetsiz menfaat ve lezzetlere nail olmak için,bir zere muhabbeti kainata bedel olan mahbu bu ezeliği sevmek gereki yor.Öyle ise evvela nefisteki ene yırtılacak,sonra zerre hükmünde olan, nefsani lezzet ve menfaat terk edilecek;habibi ekre me tabi olunacak,ondan sonra niha yetsiz lezzet ve menfaatlar gelir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı