"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Varlığı ispat kolaydır

Sebahattin YAŞAR
22 Temmuz 2019, Pazartesi
Âlemde bir şey ‘yok’ diyenin, o şeyin âlemde ‘yok’luğunu bütün âlemi tarayarak ispat etmesi lâzımdır. Oysa ‘var’ diyenin, âlemdeki bir yerde varlığını ispatı yeterlidir.

Bir şey, ya maddî ya manevî varlığı ile vardır; ya da her ikisiyle. Picasso diye bir ressam var diyenin, hem onun maddî varlığını hem de manevî varlığını, yani eserlerini göstermesi yeterlidir. Maddî varlığı şimdi yoksa da eserleri onun varolduğunu gösteren delillerdir. Bir de kimse kalkıp da Piscasso’nun tablolarına ‘benim’ diyemiyor. Dese bile iddiası çabuk sönüyor. Ya da kimse kalkıp da Piscasso diye birisi yok, böyle birisi hayata gelmiş değil diyemiyor, dese onun aklından şüphe ediliyor veya aklını kaybetmiş diyorlar.

Âlem de öyle. Kimse, “Şu ağaç cinslerinin sahibi benim.”, “Güneş benim”, “Ay benim.”, “Kendi bedenim benim.” demiyor, diyemiyor. Dese de bir kıymet-i harbiyesi olmuyor. Çünkü ‘benim’ demekle iş bitmiyor. 

Her şeyi yaratan Allah, her varlığa kendi eseri olması hasebiyle mührünü vurmuş. Her bir varlıkta onun eser-i sanatı büyük bir derinlik ve zenginlik içerisinde asırlardır araştırılıp inceleniyor. Her bir varlığın hatta her bir unsurunun büyük bir ilim hazinesi olduğu konusunda bilim hemfikir. 

Bir de varlığı ispat veya inkâr konusunda kimin konuştuğuna bakmak lâzımdır. Bediüzzaman, “Büyük bir mühendisin, bir hastalığın keşfinde ve tedavisinde, küçük bir tabip kadar hükmü geçmez. Ve bilhassa maddiyatta çok tevaggul eden ve gittikçe maneviyattan tebaud eden ve nura karşı gabileşen ve kabalaşan ve aklı gözüne inen en büyük bir feylesofun mümkirane sözü, maneviyatta nazara alınmaz ve kıymetsizdir.” (Şuâlar) diyor.

Allah’ın varlığı ile ilgili konularda kime kulak vermemiz gerektiğini yine Bediüzzaman’dan dinleyelim: “Acaba, yerde iken Arş-ı Azamı temaşa eden, harika bir deha-i kudsi sahibi olan ve doksan sene maneviyatta terakki edip çalışan ve hakaik-ı imaniyeyi ilmelyakin, aynelyakin, hatta hakkalyakin suretinde keşfeden Şeyh Geylani (ks) gibi yüz binler ehl-i hakikatin ittifak ettikleri tevhidî ve kudsî ve manevî meselelerde, maddiyatın en dağınık ve kesretin en cüz’î teferruatına dalan ve sersemleşen ve boğulan feylesofların sözleri kaç para eder? 

Ve inkârları ve itirazları, gök gürültüsüne karşı sivrisineğin sesi gibi sönük olmaz mı?”

Okunma Sayısı: 627
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı