"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm ve ötesi

Şemseddin ÇAKIR
26 Nisan 2019, Cuma
Hatay Kitap Fuarı’nda, “Ahirzaman âlâmetleri” kitabımı imzalarken, yanıma sarhoş birisi gelerek “ölüm ve ötesini” anlatan bir kitap istiyorum” dedi.

Ben de ona “Birebir aynı isimde olmasa da aynı mânayı ihtiva eden bir kitabı sana tavsiye edeyim” dedim. O da; “hangisi” deyince “Haşir Risalesi”ni gösterdim ve ne gibi konuları ihtiva ettiğini de şöyle izah ettim: 

Meselâ bu kitapta; “Allah’ın rahmet eserlerine bak o, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor?” (Rum Sûresi: 50.) Âyetinin ve bu âyet zımmında 500 âyetin tefsiri olarak, öldükten sonra nice dirilmeler anlatılıyor ve çeşitli misallerle isbat ediliyor, dedikten sonra özet olarak şunları söyledim.

İbni Sina gibi bir dahi “Bu meseleye Kur’ân’da, olduğu için inanırız, fakat akıl buna yol bulamaz” dediği halde Bediüzzaman Hazretleri neler diyor? Bu gibi âyet-i kerimelerin ifadesi olarak ölülerin diriltilmesine en muhteşem misalin, ilkbahar mevsimi olduğunu haber verir. Biz ise şu anda tam mevsiminde olduğumuza göre, 23 Mart Nevruz Bayramı’ndan (yeni bir günün, mevsimin doğuşundan) itibaren çok güzel müşâhede edeceğimiz harika manzaraların oluştuğunu ve bunun haşrin numuneleri olduğunu, ifade ettim. Meselâ; çekirdeklerin, çiçeklerin, böceklerin, iskelet misâli ağaçların nasıl diriltilip sündüs misal elbiseler giydirildiğine hiç bakmaz mısın? dedim. 

İşte bunlar Cennetteki şaşaaların milyarda biri olmadığını ve bunların numunelerinin gözümüz önünde cereyan ettiğini ben size bir misalle izah edeyim deyip; yeni ekilmiş bir buğday tarlasının, buğdayların mezarlığı olduğunu söylesem ne dersiniz? Evet demekten başka bir çareniz ve cevabınız var mı? Dedim. Peki onlar o mezarlıkta çürüyüp, toprak olup yok mu oluyor? Yoksa ilkbaharda canlanıp neşvünema bulup daha güzel bir hayata mı kavuşuyor? Bunlar sizi hiç düşündürmüyor mu? Peki bir insan o tohumlardan daha mı basit ki? Kendisine akıl, fikir, kitap verilip peygamber de, görevlendirildiği halde, ebedî bir saadet için bizi niçin diriltmesinde toprak edip çürütsün? dedim. 

“İşte bu kitap bu gibi ilmî, imanî gerçekleri sorguluyor” deyince. “Peki Bediüzzaman sarhoşlar hakkında ne diyor?” dedi. Buna karşılık Cesim kardeş müsaade isteyerek, Bediüzzaman’ın bir sarhoşla ilgili hatırasını şöyle nakletti:

Üstad Emirdağ’ındayken bir gün faytonla kıra gitmektedir. Bir sarhoş faytonun önüne atlayıp “bir dakika hocam” diye israr eder, faytoncu ikaz etmek istediyse de Üstad faytonu durdurup sarhoşa ne isteğini sorar. O da; “Ne olur hocam bana duâ et” der. Üstad da duâ eder ve yola devam ederlerken Üstad, o sarhoşun kurtulduğunu söyler ve müjdeler. Ondan sonra o sarhoş eve gider her zaman hanımına çok zulmettiği halde alabildiğine sakinleşmiştir. Bir Perşembe günü hanımına bir kazan su kaynatmasını söyler, hanım şaşkındır ve acaba bu sarhoş ne düşünüyor? Belki kendini yakacağı bile akla gelebilir, fakat hiçbir korktuğu olmaz ve o sıcak su ile çok güzel bir banyo edip tertemiz olur, bir de manevî temizlik olan tevbesini de yaparak namazına başlar. Üstelik Nur Talebesi olarak Üstadın duâ ve müjdesine mazhariyetini fiilen ilân eder. Malûm bu aslında sarhoşa yol gösterme anlamına geldi.

Sarhoş bunu da duyunca adeta uçtu ve kitabın fiatını sordu. Cesim kardeş de, “Üstündeki fiyatı 24 tl. Fakat ben senden 10 TL alacağım demesine rağmen o mert sarhoş “Hayır sezarın hakkını yemem, ben gerçek fiyatını vereceğim” dedi ve Cesim kardeşte kendisine bazı eşantiyon dergiler de verdi. Ben de ona “Üstad mert insanları sarhoşta olsa severmiş, sen de o mertlerdensin” dedim. Böylece çok neşeli ve faydalı bereketli sohbetin ardından onun arkadaşları olduğu anlaşılan sosyete türü kimseler gelip onu götürdüler. Biz de çok iyi temennilerle vedalaşmış olduk.

Ben bu ibretlik hadiseden sonra Haşir Risalesi’ni böyle müstakil basanlara duâ ettim, belki de bütün olsaydı koca sözleri vermeyebilirdim. Gerçi Haşir Risalesi o demektir, fakat bir de onların seviyesine uygun bu isimde Haşir Risâlesi’nin açılımı olan bir kitaba lüzum hissettim, yazabilen kardeşlere duyrulur. Bu başlıktaki tabir, o sarhoşun fıtrî olarak kullandığı tabirdir.

İşte fuarların böyle faydaları var ve bir kimsenin imanının kurtulması sahralar dolusu kırmızı koyundan hayırlıdır. Bu fırsatları değerlendirelim ve fuarlara çok önem verelim. İnanın biz orada sedece Nur camiasını değil, bütün Müslümanlığı temsil ediyoruz, yoksa Gayretullah’a dokunup umumî bir musîbet bile olabilir.

İşte görüldüğü gibi din adına dişe dokunur bir faaliyet yok ve adeta herkes sükut etmiş, fakat, konuşan yalnız hakikattır...

Not: Bilindiği gibi ölüm ve ötesi çok müthiş ve geniş bir konu, yalnız bu yazı muhatapla muhabbete münhasır kaldı. İsterseniz haftaya kabir hayatı, Cennet ve Cehenneme bir pervaz edelim. İnşallah!

                

Okunma Sayısı: 1836
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı