"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ümitvar olmak - 2

Şemseddin ÇAKIR
03 Temmuz 2020, Cuma
Nasıl geçmiş peygamberlerin dönemlerinde insanlık azıp saptıkca peygamberler gönderilmiş ise, Efendimiz’den (asm) sonra da bu adet mücedditler ve en son mehdi ile noktalanacaktır.

Nasıl herkes üstüne düşen görevi yapmakla mükellef ise, elbette mehdi de, herşeye rağmen nusret-i İlâhî ile görevini icra edecektir. Yani Allah (cc) nurunu kâfirler istemese de mehdi ile tamamlayacaktır. Çünkü Efendimiz (asm) “İslâm benimle başladı, mehdi ile tamamlanacak” buyurmuştur. Ve âhir zaman mehdisinin görevi çok ağır olacaktır. Zira; Hz. Âdem’den kıyamete kadar insanlığın en şeriri olan mesih’üd deccal (yani münafık deccal) onun zamanında geleceğini Efendimiz (asm) “Hz. Adem’den kıyamete kadar ümmetim üzerine deccalın şerrinden daha büyük bir şer gelmeyecektir.” (İşte o da ahir zamanda gelecek münafık deccaldir) buyurmuşlardır. Nasıl âyet-i kerimenin beyanı ile münafık kâfirden daha eşedse; Deccalin münafığı dahi diğer harbi deccaldan daha eşed olacaktır. Çünkü münafıktır.  

Biz buna bütün samimiyetimizle inanmış, amenna ve saddakna deyip, ona karşı çıkmayı, âhir zamanın en kudsî vazifesi saymışızdır. “Mü’minin ferâsetinden korkunuz, o Allah’ın nuru ile bakar” hükmüne Nur Talebelerinin masadak olduğu inancındayım. Yani o bize dostça da yaklaşsa “Düşmanın en büyük hilesi dostluğudur” biliriz. 

Ümitvar olmak; imanın gereği ve olmazsa olmaz cinsinden zarurî bir neticesidir. Bugün âlem-i İslâmın en müzmin baş belâsı ümitsizlik ve yeistir. Yeisin içimizde yer bulmasına fırsat verilmemelidir. Çünkü ümitsizliğin arkası şirktir. Malûm şirk ise: Cenab-ı Allah’ın asla affetmeyeceği bir seyyie ve günâh-ı kebâirin başıdır.

Eğer senin herşeyinle güvendiğin ve dayandığın bir melce ve mence yoksa, imanın anlamı nedir? Yani sen Allah’ın Hz. İbrahim’e ateşi, Hz. Musa’ya denizi, Hz. Davud’a dağ ve demiri, Hz. Süleyman’a (as) ins ve cinni, Hz. Muhammed’e (asm) şems ve kameri musahhar ettiğini bilip inandınsa bunun ötesi nedir? Zira iman, çaresizliklerin çaresidir. Bunun da en meşhur adı mu’cizedir. Peygamberliğin bariz vasfı ve başarılarının sebebidir. Yani iman: Her halükârda üstünlük vesilesidir. Çünkü Rabbimiz “inanıyorsanız mutlaka üstünsünüz” buyurmaktadır. Yani bizler zalimlerin afâkı saran zulümlerine karşı cihad emri ile mükellefiz. 

Yine başlığa dönersek: “Umulur ki Rabbimiz bize bundan daha hayırlısını verir.” (Kalem, 32)

Şu âyet her asra baktığı gibi, bu asra da bakıyor ve bu asırda kâbuslu bir rüya gibi musîbetlere düşen ve Rabb-i Rahiminden onu hayra tebdil etmesini rica edenler içinde Resâil’in Nur Şakirtlerine hususî remzettiğine bir emaresi şudur ki: Bu âyetin makam-ı cifrîsi olan bin üçyüz kırk beş (M. 1924)’lerde ehemmiyetli Risaleler telif ile beraber, fevkalâde meseleler vukua gelmeye hazırlandılar. Ve o Resâil’in Nur’un merkez-i intişâri olan Barla karyesinde ziyade sıkıntı müellifine verildi. Ve hususan küçük mescidine ilişildiği zaman Resail’in Nur Şâkirtleri kuvvetli bir rica ile dergâh-ı İlâhiyeye iltica edip “Ya Rab! Bu müthiş rüyayı hayra tebdil eyle” deyip yalvardılar. Herkesin me’yusiyetlerine mukâbil, pek kuvvetli bir ümit ve ricâ ile Müslümanların kuvve-i maneviyelerini takviye ettiler. Bu âyetin birden külfetsiz hatıra geleni bunlardır, yoksa esrarı çoktur. Tekellüf olmasın diye kısa kestim. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 104)

Demek bu âyet-i kerime böyle bir felâket ve helâket asrında imanlı göğsünü siper eden Nur Talebelerine de, hususî bakmaktadır. Buna Barla gibi mekânlar asırlık cihadla geçen zamanlar şâhiddir. Adeta Risale-i Nur Talebelerinin yanında Rabbi Rahimlerinden başka kalan olmamıştır ve onlarda ona iltica ederek gerekli ümit, sabır, dirayet cesâret, salâbet gibi bütün hasletlerini inandıkları dâvâlarından esirgememişlerdir.

Onlar bu gibi fiilî ve kavlî duâlarının kabulü ile teselli buldukları gibi ehl-i imanın sevinçlerinden de memnun olmuşlardır. Çünkü o büyük mücahid “Ben acele ettim kışta geldim, sizler Cennet âsa baharda geleceksiniz, bahar müjdelerinden bir demet gülü kabrime getirirseniz, size henien lekum diye mukabele edeceğim” mealinde talebelerine hayatta iken işâretler ve beşâretler vermiştir ve aynen de tahakkuk etmiştir.

Evet, o bahar güllerini kokluyor, onun pak ruhuna binler selâmlar ve duâlar yollayıp ruhuna Fatiha okuyoruz. (El Fatiha)

İşte bunun içindir ki; “Servetini kaybeden birşeyini, şerefini kaybeden çok şeyini, ümidini kaybeden her şeyini kaybetmiştir.” Bediüzzaman da bu gerçeği, “Yeis manii herkemaldir ve seretan (Kanser) gibi bir hastalıktır” diye ye’sin felâketlerine dikkat çekmiştir.

Mü’minin en önemli vasfı ise “Lataknatu” (Emriyle Rahmetten ümit kesmemektir.)

Bediüzzaman’ın zamanında kendisinden başka ümit kesmeyenin kalmadığını söylesek mübalâğa veya haksızlık etmiş olur muyuz bilmem. Zira “Artık bu iş bitti, kıyamet kopacak teslimiyetten başka çare yok” diyen başta ulema ve hocalar vardı ve mevcut hali; karşı konulmaz bir belâ-i semavî gibi görüyorlardı.

-Bediüzzaman öyle bir hekim ki, “Zahiren musîbet, batinen rahmettir” diye adeta yılanın zehrinden şifa çıkarmıştır. Zaten bu bir inanç ve vakıadır ki “Rabbim; zehirli böcekten ab-ı hayat gibi bir balı, elsiz bir böcekten ipek gibi bir libası giydirir” ve hatta içtiğimiz suda bir ateşi suzan (yani su; yakıcı ve yanıcı olan “H2O” terkibinden ibaret değil midir? Yeşil otta beyaz ayran gizlediği gibi? Mu’cizeye inanan nasıl ye’se düşebilir? 

O halde “Allah sabredenlerle beraberdir”.

Sonuç olarak, "Nasıl sana ehli tarlalarına dönüp mahsul yerinde siyah bir kül yığını bulunca, ye'se düşmeyip umulur ki, Rabbimiz bize bundan daha hayırlısını verir." (Kalem, 32) deyip cenneti kazandılarsa. Bugünün insanlığı da korona felaketi karşısında aynı şeyi deyip iman ve cenneti kazanmalı.

Not: Daha önceki yazılarımda verdiğim için bazı kaynakları vermedim, ma’ruzâtımı arz ederim.

Okunma Sayısı: 2605
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ergün demir

    6.7.2020 12:53:05

    Slm ve dua ile ... Üstad radiyallahu anh in fecri sadık 30 40 yıl sonra dediğine dair rivayetler doğru mu acaba. Bunun 2020 lere tekabül ettiğine dair sözler doğru mudur.slm

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı