"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hizmette statik ve dinamik haller

Sinan Özden
10 Şubat 2019, Pazar
Cisimlerin durgun ve hareketli olmak üzere iki yönü vardır. Bir cisme hareket uygulandığında o cisim hareketin yönü, doğrultusu ve dönme kuvveti nispetinde hareket eder.

Bu durum doğrusal ve dairesel olmak üzere ikiye ayrılır. Bir bakıma öteleme ve dönme hareketi de diyebiliriz. Cisim belirli bir doğrultuda hareket ettirilirse doğrusal, belirli bir eksen etrafında hareket ettirilirse dairesel hareket yapar. Bu hareket etme eylemini korumaya, dinamik hal diyebiliriz. Statik hal ise cismin herhangi bir kuvvete tabi tutulmadan bir devinim (hareketlilik) kazandırılmadan belirli bir süre rijit (durağan) davranması haline de statik hal denir. Cisimler bu iki hareket yönüyle de alâkadardır. Cisim kimi zaman statiktir (zahiren) yani herhangi bir harekete tabi tutulmaz; kimi zaman da dinamiktir sürekli hareket halindedir. Statik ve dinamik halleri böylelikle açıklamış olduk. Şimdi de Risale-i Nur ekseninde hizmete yansımalarına bakalım.

“Hareket harareti, hararet kuvveti, kuvvet cazibeyi zahiren tevlid eder.” 1 hakikatince hareketin gerçekleşmesi ısının oluşmasına, o da kuvvetin meydana gelmesine, kuvvet de bir çekim sahasının ortaya çıkmasına sebep olur. Şimdi bu ibarelerin hepsine dikkat! Hizmetin mâyesi ihlâs olması hâsebiyle bizler ihlâsın sırrıyla hareket etmeliyiz. Nitekim amelimizde rıza-i İlâhî olmadıktan sonra yapılan bir hizmetin hakikat nazarında bir ehemmiyeti yoktur. Çünkü bir işin önemi kalitesindedir. Kalite olmadan bir işe, ürüne veyahut duruma değer biçmek manasızdır. Her şey kalitesi ölçüsünde vardır. Kalite, bir şeyin ana değeridir. İç yüzüdür. Dolayısıyla yapılan amelin veyahut hizmetin ihlâslı/kaliteli olması gerekir ki değer kazansın.

 Her şeyin kalitesi farklıdır. O yüzden hizmetin ve amelin değer ölçüsü ihlâsın derecesi nispetindedir. İhlâslı bir hareket elbette sıcak ve de samimî bir sevgi ve muhabbet ortamına inkılâb eder. O sıcak ortamda hareket mevhumu hakettiği değeri kazanır. Kazanılan bu yüksek değer, ihlâslı olmak şartıyla devam eder. “Birlikten kuvvet doğar“ darb-ı meselinden yola çıkarsak; oluşan bu sıcak ve samimî ortam ittihâd ve tesânüdden meydana gelen bir kuvveti doğuracaktır. Bu kuvvet şahs-ı manevî havuzu olan câzibeyi (çekicilik) netice verir. 

 Atom ve güneş sistemi birbirine çok benzer. Atomun merkezinde proton ve nötronlar varken atomun orbital denilen katmanlarında da eletronlar vardır. Ve belli katmanlarda dönerler. Çekirdeğe en yakın olan elektron en hızlı dönerken; en uzak olan en yavaş döner. Güneş sisteminde de güneşe en yakın olan gezegen en hızlı dönerken; en uzak olan da en yavaş döner. Bakın işte Âlim-i Hakîm, bu muvazaneyi hikmetle düşünüp ders almamız için biz insanlara böylelikle âyât-ı tekviniyeyi tefekkür etmemizi; ilim, kudret ve kayyumiyetini bizlere izhar ve ihtar ediyor. Her şeyin dizgini O’nun elindedir. Yani her şeyin bekâsı O’na bağlıdır. Tefekkür edip tezekkür ile O’nu tesbih edip senâ etmeliyiz. Sübhânallah, Bârekallah, Mâşâallah...

“Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir.“ 2 Hayatın bir faaliyet ve hareketten teşekkül ettiğini yukarıdaki izahatlarla anlamış olduk. Peki bu hareketliliğe ne ile süreklilik kazandırabiliriz? Yapılan maddî/manevî işlerin hepsi bir harekete tabidir. Hareket olmadan işler yürür mü?  Bütün himmetimizle çalışmalı ve bu hali muhafaza ederek devam ettirmeliyiz ki işimiz, hayat ve hizmetimiz bereketli olsun. Asıl mesele çok çalışmak değil; az da olsa devâmlı çalışmaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz  de (asm) bizlere işlerin az da olsa devamlı olanının efdâl olduğunu söyler. Bizler dinamik olmalıyız. Sürekli hareketli, gayretli, himmetli, faydalı, şevkli olmalıyız. Hareket ile beraber şevkli de olmalıyız. Şevk hareketin bineğidir. Hareketin devamı şevk ile kâimdir. 

Bir gün biz gençlere derste sormuşlardı: “Gençlik deyince aklınıza ne geliyor?”  Bu soru oradaki bütün gençlerde farklı şimşeklerin çakmasına sebep olmuştu. Herkes düşündü ve sırayla fikirlerimizi sunuyorduk. Gençlik; “Kişinin en güçlü olduğu dönemdir, istediğini yapabilme imkânının olduğu andır, delikanlılıktır, kanı hızlı atandır, merak edip sürekli arayış halindedir, hayalin ve hedefin başlangıcıdır, dinamizmdir...“ gibi cevaplar verdik. Ardından bu cevaplardan ilginç ve etkili olanları seçtik. En çok ilgi çeken ise “Gençlik; dinamizmdir.” cevabı olmuştu. Biz hep birlikte bu fikri değerlendirdik. Gençlik, ömrün en hareketli ve en canlı zamanıdır. Yani gençlik, ömrün en dinamik olduğu zaman dilimidir. Peki biz gençler bu dinamikliğin mecrâsını müsbete tevcih etmezsek ne olur? Zâhiren dinâmik (hareketli), bâtınen statik (durgun/ölü) hâle gelir. Bizler o gençlikteki dinamik ve canlılığı müsbet mecrâsı olan istikamete tevcih etmeliyiz ki hep taze ve diri durabilsin. Hizmet de bu gençlik gibidir. Hizmet-i imâniye ve Kur’âniyede her zaman canlı ve gayretli, bir bakıma dinamik halde şevk alıp veren, şevk kokan ve yayan olmalıyız ki gençlik, hayat, kudsî hizmette bulunma gibi nimetlerin şükrünü edâ edebilelim. Yoksa statik (durgun), şevksiz olursak, şevk kırarsak, fütûr verirsek (gevşeklik gösterirsek), hem o dinamik ve canlılığı manen dumûra uğratmış oluruz. Hem de başkalarının da aktif olan hizmetine mâni olup onu da olumsuz etkileriz. İnsanın kendi şahsî hayatında, kudsî hizmetlerde bazen tevâkkuf anları yaşanabilir. Bu gibi anlarda ye’ise (ümitsizlik) düşmekten kendimizi muhafaza etmeliyiz. Bakın Risale-i Nur, nasıl şevk aşılıyor.

“Evet, evet.. eğer sivrisinek tantanasını kesse, bal arısı demdemesini bozsa; sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz. Zira kâinatı nağamatıyla raksa getiren ve hakaikın esrarını ihtizaza veren musıka-i İlâhiye hiç durmuyor. Mütemadiyen güm güm eder. 3 İşte bu şevk dolu muazzam hakikat, bizlere kâinattaki her şeyin sürekli emirber bir nefer gibi hareketli bir şekilde şevkle vazifelerini yaptığını, bizde ye’ise (ümitsizliğe) bir mahâlin olmaması gerektiğini her daim şevk ve zevkle âdeta dinamik bir şekilde şahsî ve umumî hizmetlerimizi yapmamızı söylüyor. 

Elhâsıl: Gençlik bedende değil, aslında ruhtadır. Beden, yaşlanabilir, lâkin eğer ruh ge(n)ç kal(ma)mışsa işte o insan her daim gençtir, dinçtir ve dinamiktir. Tam aksine eğer ruh yaşlanmışsa, zihin ve kalb vec-i tevfikinde (olumlu yönde) kullanılmamışsa, beden genç olsa da ruh ihtiyârlanmıştır. İşte bu tahlil ile gençliğin büyük bir nimet olduğunu anladık; o zaman ge(n)ç kal(ma).

Son olarak, şu tesbit ile yazıyı bitirelim. Evet, hayatta ne dinamik genç ruhlu insanlar var değil mi? Yaşantılarıyla, aşk dolu dâvâ şuurlarıyla, şevk ve ümit dolu koşturmalarıyla ihtiyâr elbiseli delikanlılar, adeta genç elbiseli biz ihtiyarlara taş çıkartıyor! O zaman hizmette fayda sağlayan dinamik bir hal almak varken neden statik konumda olalım ki! Haydi! Dinamik ve de hizmette gayretli olma zamanı ! Gayret bizden, tevfik Allah’tan. Selâm ve duâ ile. 

Dipnotlar 

1- Sözler  s. 394.

2-İhlâs Risâlesi / s. 54.

3-Tarihçe-i Hayatı / s. 80.

Okunma Sayısı: 1122
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı