"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman ve istikamet

Sinan Özden
23 Ocak 2019, Çarşamba
“Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle ziynetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”1

İman, insana verilen çok büyük bir nimettir. Verilen bu nimete karşı kulun şükretmesi ve de bu nimeti muhafaza etmesi gerekir. Nasıl ki sağlık bir nimettir, muhafaza edilmediğinde sahibini terk edip gidiyorsa iman da muhazafa olunmazsa sahibini terk edip gider. 

Evet, hayatın hayatı imândır. İmanlı bir hayat demek, mânevî açıdan sağlıklı bir hayat demektir. Âhirzamanda yaşıyoruz. İmanlar sarsılıyor. Fen ve felsefeden gelen dinsizlik cereyânına karşı, ifsâd komitelerinin dehşetli oyunlarına karşı, ittifâk etmiş dalâlet fırkalarına karşı; tahkikî bir imân, sarsılmaz bir şahs-ı mânevî ile birbirimizin istinâd kal’âlarına duâ ile tesânüd ile mukabele etmek gerektir ki dayanabilsin. Aksi takdirde imân ve istikameti muhafaza etmek mümkün değildir. Peygâmber Efendimiz (asm), âhirzaman fitnesindeki ehl-i imânın imân ve istikametleri hakkında şöyle der: “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki, dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı, dirençli davranıp Müslümanca yaşayan kimse, avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.” 2 

Ahirzâman, çetin ve de hâşin bir zamandır. Böyle bir zamanda dinî vecibeleri deruhte etmek, çok güçtür. Ezanların susturulduğu, namaz kılanların ya da dindârlığın irticâ olarak görüldüğü o dehşetli zamanlar... Biri vardı, hiçbir istibdât ve tahâkküme boyum eğmeyen pervâsız ve de şehâmetle hâkikatin müdâfaacısı Bediüzzaman vardı. Defâlarca nefiyler, tecritler, mahkemeler, zehirlenmeler, işkence ve zulümlere maruz kaldı. Ama asla isyân etmedi. Hatta kendisine zulmedenlere bile haklarını helâl etti. İşte o zamanlarda dinin yasaklandığı, ezanların susturulduğu, dindârlığın bir irticâ olarak görüldüğü o dehşetli asırda Bediüzzaman Said Nursî (ra), imân ve istikameti tahkikî manada yaşayarak herkese bir numüne-i imtisâl oldu. ”Şimdi en mühim iş, taklidî imanı tahkikî imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir, imanı takviye etmektir, imanı kurtarmaktır. 3 Bu gâye ile yola çıkan Bediüzzaman (ra), sırren tenevveret sırrıyla Nurlar’ı Barla’da başlatarak talebeleri ile birlikte bütün kâinata yaydı. O zaman gizliden gizliye başlayan hizmet-i imâniye ve Kur’âniye şimdilerde milyonlara ulaştı. “Yazılan Sözler tasavvur değil tasdiktir; teslim değil, imandır; marifet değil, şehadettir, şuhuddur; taklid değil tahkiktir; iltizam değil, iz’andır; tasavvuf değil hakikattir; dâvâ değil, dâvâ içinde bürhandır.” 4  Risale-i Nur, bu hüviyeti taşıyan hakikatler manzumesi bir eserdi, bu telifât ve de çabalar ise bir sevdâydı, imân kurtarma sevdâsıydı. İmânların selâmetle kalması için seksen küsûr senelik ömr-ü hayatını imân uğruna harcayan Bediüzzama’nın (ra) dâvâ- sıydı. O dâvâsı uğruna iki dünya saadetini bile fedâ eder derecesinde gözü pek bir imân aşığıydı.

Allah Üstadımızdan ebeden razı olsun inşaallah. Rabbim okuyucu ve yazıcı olmadan da öte ihlâs ve sadâkat ile tam yaşayıcı olanlardan eylesin inşaallah. İşte o zamanlarda hâl/vâziyet bu şekildeydi. Fakat âhirzamanda imâna olan hücumlar, hâlâ devam ediyor. Ve imânlar hâlâ tehlikededir. Nitekim, “Tebeddül-ü esma ile hakaik tebeddül etmez.” 5 hakikati gereği bu zamanda ehl-i imâna gelen saldırılar ancak isim değiştirmiştir lâkin imâna, Kur’ân’a ve mukaddesâtımıza olan taarruzlar devâm etmektedir. Buna karşın biz “Sözler”in tahkikî dersleriyle imânımızı tahkimleştirip muhafaza etmekle mukabele etmeliyiz. Omuzumuza ihsân’ı İlâhî nev’inden konulan bu vâzifeyi ihlâs ve sâdâkat ile bihakkın deruhte etmeliyiz. Yoksa yarın ruz-i mâhşerde mes’ul oluruz. Sonra hesabını nasıl veririz?

“Taife-i mücahidîn olan Nur Talebeleri; a’zamî sadâkat ve ittihaddan neş’et eden azîm, manevî, makbul bir sır ile rahmet-i İlâhiyenin celbine ve teveccühüne vesile olmuştur.” 6 Kendimizi İslâm uğruna, mukaddesât uğruna cihâd eden erler olarak görüyorsak bu hakikati göz ardı etmememiz gerekir. Üstad Hazretleri, talebelerine dâima a’zamî ihlâs, a’zamî sadâkat, a’zamî sebât ve metâneti tavsiye etmiş ve bu minvâlde hizmet etmelerini söylemiştir. Şüphesiz bu tavsiyeler istikamette kalmanın şartlarıdır. Ahirzaman, imânların zâafiyette olduğu dehşetli bir asırda nefsânî arzular, hevâ, his ve de ittifâk etmiş dalâlet fırkalarının topyekûn sadmelerine karşın bizler aramızdaki ittihâd ve tesânüdü muhafaza edip şahs-ı maneviye zarar verecek her türlü tavır ve tutumdan sakınmalıyız. 

İhlâs mâyasıyla mayalanıp hizmette ben ne yapabilirim? Ne gibi bir faydam dokunur deyip faydayı gözetmeliyiz, birbirimizin kusurlarına bakıp tenkid yolunu açıp aramızdakı sırrı ihlâsa münafî vaziyetler almaktan uzak durmalıyız. Çarklar birbirinin hareketine muavenet eder, birbirini kıskanıp hareketine mâni olmaz. Bir çark başka çarkın daha güzel döndüğünde onun hareketini kıskanmaz, bilâkis kendi hareketini tekmil ettiği için memnun olur. Bizler de, birbirimize sımsıkı kenetlenmeliyiz. Saldırı var! 

Cephe, kargaşayı kaldırmaz; ittifâk ve tesânüdü gerektiren bir disiplin ile hareket edip sağlam bir müdâafayı gerektirir.

Dipnotlar:

1. Sözler, s. 14. 2. Tirmizî, Fiten, 73; Ebu Davud, Melahim, 17. 3. Sözler, s. 74.  4. Mektubât, s. 376. 5. Tarihçe-i Hayatı, s. 72. 6. Tarihçe-i Hayat, s. 156. 

 

Okunma Sayısı: 987
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • necip

    23.1.2019 14:08:37

    Allah sizden ebeden razı olsun keşke herkese ulaşabılse bu yazılar okumak isteyıpte ulaşamayanlar var buna engel olanlara Allah hidayet etsin diyelim ne diyebilirizki

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı