"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zalim, vahşi ve de yüzsüz…

Şükrü BULUT
27 Mayıs 2019, Pazartesi 00:01
Herhangi bir şahıs veya tüzel kişiden bahsetmiyoruz.

Küresel bir cereyandan, tahripkâr ahir zaman hareketinden ve onun cemaatleşmiş şahs-ı manevisindendir, bahsimiz. Zira onların günümüzde işlediği zulümlere diktatörlerin veya belli devletlerin güçleri yetmez. Söz konusu şahs-ı manevinin nasıl oluştuğunu, organizeli hale geldiğini ve cemaatleşerek sistematik bir şekilde kuşaktan kuşağa geçtiğini tarihe sorarsanız, en tatminkâr ve doğru cevapları bulabilirsiniz.

Size burada konuyla ilgili tarihî bilgi ve belgeler veremeyeceğimiz gibi, detaylı analizlere de giremeyeceğiz. Yalnızca; dünyanın ahir zamana yönelik mağlûbiyetleriyle birlikte kurtuluşuna da vesile olacak gizli galibiyetleri bağrında taşıyan Birinci Cihan Harbi’nin sonundaki manzarayı, Said Nursî tek cümle ile özetliyor. Rüya-yı sadıkadaki hitabesinde, devletler ve milletler muharebesi tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor, diyor Bediüzzaman…

Devletlerin ve milletlerin güçleri ve imkânları sınırlıdır. Peki, tahribat ve menfaat ortak paydasında global organizeye gitmiş sınıfların gücü… Hem ABD’de, hem Avrupa’da ve hatta Çin’de bütün sınıf ve düzeylerde organize olmuş tahripkâr bir cemaat… Entrikalarla ele geçirdiği sermayeye dayanarak dünya ticaretini, siyasetini ve teknolojisini yıkım ve kaosta kullanan bu sınıfın tahrip gücünün ne kadar geniş olduğunu 11 Eylül ihtilâlinde gördük, İslâm coğrafyasında yaşadık, Arap baharıyla birlikte zulüm ve hunharlığın korkunç boyutlarını hâlâ seyrediyoruz.

Bu müthiş Neocon ve Neoliberal ittifakın, tahripte kullanmak üzere El-Kaide, Bokoharam, Eş-Şebab, IŞİD ve türevlerini kurup organize ettikleri, artık dünya kamuoylarınca tescillendi. Söz konusu terör organizelerinin Asya ile, Müslümanlarla veya demokrasiyle hiçbir ilgileri olmadığı ayan beyan ortaya çıktı. Bir devletin bu kadar geniş cinayetleri ve zulümleri deşifre edilseydi, belki de o devlet dünya haritasından silinirdi… Peki hiç kimse şu Neocon teorisyenlere; siyaset, bürokrasi ve ticaretteki pratisyenlerine bir şey yapabiliyor mu?

Ahir zaman tahripkârlığının bayrağını bir kuşak önce; Kissenger’ler, Brezenski, Popper, Hunhington, Bernhard Leviy, McCain veya Wolfowits gibileri taşıyorlardı. İzlediğiniz üzere onların hepsi sahneden çekilmişler ve yerlerini daha donanımlı genç pratisyenler ve teorisyenler aldı. Sistem kendisini yenileyerek ve tekâmül ettirerek ilerliyor. Zira orada şahıslar, tüzel kişilikler ve belli devletler yok… Tahripkâr küresel cereyanların yalnızca şahs-ı manevileri var. Kendilerine karşı koyacak bir şahs-ı manevinin çıkmaması için İslâm âlemindeki halkları; bazen diktatörlerle ve çoğu zaman da kılcal damarlarımıza kadar nüfuz eden STK’larla fitneyi, ayrışmayı, çatışmayı, cehaleti, tembellik ve fukaralığı zerk ediyorlar. Rüşvetin önemli rol oynadığı bu icraatlarını çok da gizlemiyorlar. Zira kendilerini günümüzde kuvvetli hissediyorlar.

İşte bu küresel cereyanları cehalet ve inatlarından tanımamakta direnen dindarlara ve vatanseverlere bu cereyanın ve karşı hareketin mahiyetlerini tatlı söz ile anlatmaktan başka çaremiz yok. Bu temel denklem anlaşılamadığından dolayı ne Arap baharını, ne Suriye-Irak savaşlarını, ne Taliban Hareketi’ni, ne Uygur ve Myanmar hadiselerini bir türlü doğru okuyamıyoruz. Küresel zalimlere karşı Peygamberimizin (asm) haber verdiği şahs-ı maneviyi kuramıyor ve yönelemiyoruz. Mazlûmların ellerinden tutabilecek ve kül haneye döndürülmüş coğrafyaları imar edecek imkânları da elimizin tersiyle çeviriyoruz. İnsanlık için adalet, demokrasi, ekmek ve hürriyet peşinde koşanlarla iş birliğine giremiyoruz. Çoğu kez de kırılmış kol ve ayaklarımızla hunhar düşmanlarla tek başımıza kalakalıyoruz.

I. DÜNYA SAVAŞI BİR MİLÂTTIR…

Bu tahripkâr, müfsit ve entrikacı küresel cereyanların doğum yerlerini ve tarihlerini elbette merak ediyorsunuzdur. Osmanlı ve Rus demokrasilerine bu tarihte yapılmış suikastları inceleyenler doğru bilgilere ulaşabilirler. Önce Osmanlı hürriyetçileri ve sonra da Çar bahane edilerek Rus demokratları tamamen devre dışı bırakılmışlar veya imha edilmişler. Osmanlıyı sahneden silmeye 1909’da başlayan bu cereyanların babaları, 1917’de çocuklarıyla birlikte St Petersburg’u ele geçireceklerdi. Biz yalnızca cemaatleşerek global düzeydeki devlet ve millet güçlerini emrine alan, yani cemaatleşerek global düzeydeki ilk organizelerini konuşuyoruz. Embriyo ve oluşum safhasını sorarsanız, 19. Yüzyılın başlarına kadar gitmeniz gerekecek.

İsimlere sakın takılıp kalmayalım. Bizim kişilerle meselemiz yok. Zira onların hiçbirisi “ölümün kahredici pençesinden!” yakalarını kurtaramayarak mahkeme-i kübraya gittiler. Bu konuda esas olan, temel düşünceler ve bu düşüncelerin hayata akışını sağlayan metotlardır. Gerisi teferruat olsa gerek.

Meselâ bizim tarihimiz, Osmanlı demokrasisinden hiç bahsetmez. Mustafa Kemal’in de açılışında bulunduğu ve daha sonra reisi seçilerek istibdada yönelttiği Ankara Millet Meclisi’nin, İstanbul Meclis-i Mebusan’ın devamı olduğunu çocuklarımızdan mütemadiyen gizlerler. Osmanlı demokrasi ve bürokrasisinin hemencecik savaş sonrasından İstanbul’dan adeta sürgün edildikleri ve meydanın Kemalizme nasıl hazır hale getirildiği de yazılmaz.

Şu satırlarla yazımızın başlığı arasındaki alâkayı kurmakta, bu gün için zorlanabilirsiniz. II. Dünya Savaşı öncesindeki tek kanallı medyanın yaptığı gibi, her gün bizi ilgilendirmeyen bir konuyu ekran ve manşetlerde ders verenlerin mahiyetlerini, bizi Ramazan-ı Şerif’in manevî ikliminden koparma çabalarını ve elyevm İslâm Âleminde olup bitenin asıl resimlerini doğru görebilmemiz için bu girizgâha mutlaka ihtiyacımız vardı. İnşaallah bir dahaki yazımızda haritayı birlikte inceleyeceğiz.

Okunma Sayısı: 1806
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ecmel Mahmutoğlu 2

    28.5.2019 10:53:58

    Bütün bunlara karşı durabilmek, faili tanımakla başlar. tanımaya farkındalığa basamak, çözümleyici ve toparlayıcı bir yazı olmuş. "Haritayı" da bekliyoruz sayın Yazar...

  • Ecmel Mahmutoğlu 1

    28.5.2019 10:53:22

    "İsimlere sakın takılıp kalmayalım. Bizim kişilerle meselemiz yok. Zira onların hiçbirisi “ölümün kahredici pençesinden!” yakalarını kurtaramayarak mahkeme-i kübraya gittiler. Bu konuda esas olan, temel düşünceler ve bu düşüncelerin hayata akışını sağlayan metotlardır. Gerisi teferruat olsa gerek." Ne kadar doğru. İsimleri hedef götererek, isimlere bizi bağlayıp o tahripkar fikirlerin failleri yollarına devam ediyor, biz arkada kalıp, isimleri tartşırken birbirimize giriyoruz, kuvvetimiz elden gidiyor. İsimleri sloganlaştırıyorlar, hakikatte o kahraman lanse edilen ismin sloganlaştırılmış güzel fikirle alakası yok, biz yine o ismi överken atı alan Üsküdar'ı da geçiyor, kitleleri manipule ederek alem-i İslamın hamiyetini, gayretini emiyor. Kafasını bu dalaştan ve sloganların arasından kaldırmak isteyeni de medya ile püskürtüyor, medeniyetin oyuncakları ile uyuşturuyor.

  • Gündüz Alp-3

    27.5.2019 12:20:23

    Meselâ, "Devletler ve milletler muharebesi tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor" diyen Bediüzzaman'ın bahsini ettiği "tabakat-ı beşer muharebesini" kazanacak donanımda beşer/fert yetiştirebildik şahs-ı manevi hazırlayabildik mi? Yoksa hürriyet ve demokrasi asrında, "neo"lara ihtiyaç bırakmayan gizli ajandalı ve daha baştan demokrasiyi tramvay gibi binilip-inilecek bir araca benzeten yönetime talip şahıs ya da şahs-ı manevilerin "demokrasi" nutuklarına aldanıp destek mi çıktık? Sorgulama çift yönlü ve ciddi olmalıdır. Dahili "neo"lar harici "neo"lar yani. Meselâ, bizi, hürriyetçi demokrasiden ve hukukun üstünlüğünden kolayca vazgeçirten, inancımızla taban tabana zıt istibdat ve tahakküme razı eden şu 16 Nisan olayı derinlemesine ve çok ciddi anlamda tahlil edilmeli, sorgulanmalıdır. Aksi halde bir delikten iki değil yüz iki defa sokulmak mukadderdir. Tekerrür ders alınmazsa olurmuş. Muhabbetle.

  • Gündüz Alp-2

    27.5.2019 12:05:52

    Demokrasi ve hukuktan hazzetmeyenlerin milleti "sağdan kündeye" getirmesiyle bizzat halka yaptırdıkları bu dönüşüm için "neo"lar çalışsa bu kadar başarılı olamazdı.Yani hariçteki düşmanla birlikte dahilde onların ekmeğine yağ sürecek işini kolaylaştıracak vahim hataları da nazara almak lazımdır. Mesela "yeni" dedikleri ve her derde deva zannıyla halka dayatılan CHS sistemi kimin işini kolaylaştırıyor, (bizim işimize yaramadığı belli) kimin daha çok işine yarıyor, sorgulamak gerekmez mi? "Küresel zalimlere karşı Peygamberimizin (asm) haber verdiği şahs-ı maneviyi kuramıyor ve yönelemiyoruz." "İnsanlık için adalet, demokrasi, ekmek ve hürriyet peşinde koşanlarla iş birliğine giremiyoruz." Sorular sorular... Zalimler şahs-ı maneviyi beceriyor da biz neden beceremiyoruz? İftar sofralarında orucunu yalan, iftira, tehdit ve hakaretle açan bir ülkenin ya da coğrafyanın insanlarıyla bu iş nasıl olacak?

  • Gündüz Alp

    27.5.2019 11:53:42

    Sayın Bulut, öncelikle uyarıcı ve aydınlatıcı güzel yazınız için teşekkür ederim. Malum, merhum. Cemil Meriç "-izm"leri "idrake giydirilen deli gömleğine" benzetir. Resmi ideoloji ve resmi tarih tedrisatından geçenlerin bahsini ettiğiniz konuları bilmeleri elbette sebepler planında pek mümkün görünmemektedir. İsimlerin değişmesi gerçeği değiştirmiyor. "Bilmem ne Neo..."ların ifsat ittifakları tahrip amacıyla bir araya -kolayca- gelirken İslam Dünyası kendi arasında ve Bediüzzaman'ın Birinci Avrupa dediği hürriyet, demokrasi ve hukuk taraftarı hür, medeni ve demokrat kısmıyla neden bir türlü bir araya gelemez, ittifaklar tesis edemez? "Efendim izin vermiyorlar" dediğinizi duyar gibiyim. Doğru. Peki şöyle sorayım:"Onlar izin vermiyor da başımızdaki istibdat ve tahakküm sevdalıları istiyor mu?" Bir asır öncesine gitmeye ne hacet. İşte 16 Nisan referandumu. Hürriyetçi demokrasi ve hukukun istibdat ve tahakküme dönüşüm tarihi.

  • Zeliha

    27.5.2019 05:50:00

    Sokakta veya trafikte cıgarasını oruçlunun yüzüne tellendirenlerin insanlık boyutlarına yardım sadedinde de olsa, böyle bir kampanyanın “sevgi, bilgi ve tolerans” içinde yapılmasında fayda vardı. Aksi takdirde, bu saygıyı ve orucun hikmetini bilemeyen bazı insanlarımız, “insanlık zeminine” de tutunamayıp aşağıya yuvarlanacaklar. Çok önemli bir nokta. Tebrik ediyorum

  • Zeliha

    27.5.2019 05:43:06

    Her gelen yeni hadise bizim geçmişi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor mana kazandırıyor gündemi doğru okumanın ölçüsü bizi asıl anlaşılması gereken konudan uzaklaşmamak oluyor demek ki.Allah razı olsun. Rabbim bizi sıratı müstakimden ayırmasın inşaallah

  • Fatma

    27.5.2019 04:55:44

    Yaziniza canu gonulden katiliyorum ne yazikki arap bahari deyip arap cehennemine cevirdiler belki yuzyilin en acimassiz donemi yasiyoruz tum islam cagrafyasi olarak allah tez su islam alemine birlik beraberlik versin zalimlerin zulmunden kurtarsin guzel bir yazi olmus elinize emeginize saglik

  • sultan selim

    27.5.2019 02:34:10

    çok güzel bir yazı olmuş. öncelikle bu nazlı seher ve sahurda selam ve dualarla şükranlarımızı sunuyoruz.olayları okumak için ortaya harika bir kalıp ve şablon konulmuş. isimlere resimlere takılmadan flu olmaktan çıkarılmış yüz yıllık hadiseler.kılcallara sirayet edilen GDO lu STK lar da zaten kanser hücreleri gibi, bir kaç yüzbinleri bulacak çoğunluğa erişmiş halde.bunların dırar mescidi hadisesinden farkı nedir. selamlar ve dualarla

  • Demokrat Avrupa

    27.5.2019 02:28:31

    Ahir zaman fitnesini anlatabilmek elbette kolay değil, zira Risaleleri, meslek ve meşrebi bütünü ile göz önünde bulundurmadan ve tahripkar şahsı manevinin karşısında duran mehdiyetin şahsi manevisine mensup olmadan mümkün değil....Tebrikler....

  • Necati

    27.5.2019 00:43:34

    Sayın hocam, anlaşılması kolay olmayan bir konuyu anlatabilmek için üstün bir performans harcamışsınız. Gönülden tebrikler...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı