"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kaptan ve tayfaları

Süleyman ALIÇ
28 Nisan 2019, Pazar
Aziz dostlarıma her geminin bir kaptanı vardır, gemi varsa hem kaptanı, hem tayfaları, hem de yolcuları vardır. Bazen deniz dalgalı, gece karanlık ve fırtınalı oluyor. Hademelere düşen en önemli görev; paniklememek, sarsılmamaktır.

Ahirzamanın Manevî Kaptanı Deryası Bediüzzaman da “İşte, ey Risale-i Nur şakirtleri ve Kur’ân’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. (…) Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (asm) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz. (21. Lem’a)

Madem bu manevî gemiye binmek ve görev almak bir “ihsanı İlâhî” ile olmuştur, öyle ise çok dikkat etmek ve ihsana karşı ihanet etmemek gerekir.

Yine bütün hademeler kaptanımız olan Üstadımızın şu sesine kulak vererek, “cesîm bir sefine-i sultaniyede, âdi bir adam cüz’î vazifesini terk etmesiyle, bütün gemideki vazifedarların netâic-i hidematına halel getirdiğinden ve bazı da mahvettiğinden, bütün o vazifedarlar namına gemi sahibi ondan şedit şikâyet eder. Ve mağrur ahmak bir adam, bir gemiyle ticaret eden bir cemaate şerik olur. O cemaatin her biri bir kısım sermaye verip, gemide bir vazifeyi deruhte eder. Herkes kendi vazifesini ifa eder. Yalnız o mağrur, hareket-i sefineye medar olan vazifesini terk ederek, geminin garkına sebebiyet verir. O cemaatin hepsi bin lira zarar ederler.” başkalarının hukukunu katletmemek gerekir.

Üstadımızın “Hattâ kasemle temin ederim ki, sekiz gündür Nurun iki rüknü zâhirî birbirine nazlanmak ve teselli yerine hüzün vermek olan ehemmiyetsiz hadisenin, bu sırada benim kalbime verdiği azap cihetiyle, “eyvah, eyvah El’aman, el’aman! Yâ Erhamerrâhimîn, medet! Bizi muhafaza eyle. Bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar. Kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadâkat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” (14. Şuâ) Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz. Vallahi, bu hadisenin bizim hapse girmemizden daha ziyade Kur’ân ve iman hizmetimize—hususan bu sırada—zarar vermek ihtimali kavîdir. (14. Şuâ) diye yakarış ve haykırışlarını bütün zerratı bedeniyemizin duyarak titremesi gerekir.

Aziz dostlarım bu manevî gemi kıyamete kadar yoluna devam edecektir inşallah, elbette hademelerin görevi ve nöbet sıraları değişecek ancak görev anında birbirleri ile uğraşarak geminin yolda gitmesine zarar vermeyecektir.

Bu kudsî gemide ne zaman bir sarsıntı gördüm mü “…yanar ta ciğerim” Âkif’in dediği gibi her hadim gibi benim ve bütün hadimlerin de ciğerleri yanar kavrulur. 1980 ihtilâlinden sonra bu gemide yaşanan dehşetli sarsıntıyı o zaman ciğeri yananlardan Rahmetli Ali Çeleğen Ağabey şu mısralarla ne güzel dile getirmişti:

KAPTAN VE TAYFALARI 

Bir kaptanı Muazzez inşa etti bir gemi,

Hak yolunda sabittir bu geminin dümeni.

Bu gemi ne ağaçtan ne de fani demirle,

Planı programı bir mukaddes emirle.

Deniz müthiş dalgalı, ışıktan mahrum zaman,

Gemi tayfalarına ölüm, tebdili mekân.

Her dalganın üstünde binlerce cenazeler,

Kimi sultan, kimi bey, kimi beyzadeler.

O şefkatli kaptan ki dâvet etti herkesi,

Gemiye binmek dedi, kurtulmanın çaresi.

Şefkatle taltif etti gemiye binenleri,

Bin defa ikaz etti, gafletle inenleri.

O gemiye binenler ders aldılar kaptandan,

Sevildiler, sevdiler kaptanı ruh-u candan.

Her birine birer iş verdi o mübarek zat,

Allah’a ısmarladı ve terhis oldu heyhat.

Devam etti o gemi yoluna hızlı hızlı,

Sahili selâmete giderken nazlı nazlı,

O gemide gafletle yummuştum ki gözümü,

Gördüğüm rüyalara ayırayım sözümü:

Yangın mı var gemide tayfalar olmuş şak,

Böyle afetlerden esirgesin Büyük Hak.

Su serpen yok yangına herkes nutuk atıyor,

Kimisi koşuyor, kimi sessiz yatıyor.

Şu hiddetli konuşan bize dersler verendir,

Büyük Nur Bahçesi’nden gonca güller derendir.

Şu yangını seyreden geminin öz varisi,

Şu kaptanın vekili, şu dâvânın hamisi.

Şu yumruk sıkan kardeş, şu kaş çatan abey,

Şu ihlâsla erimiş, şu daha taze şey…..

Söz ayakta geziyor, dinlenmiyor baş boşda,

Kimisi kıpranıyor, kimisi dilli posta.

Yelkenler çiğneniyor kırılıyor halatlar,

Nezaketi yırtıyor bazan kaba galatlar. 

Söylemeyin sonumu bırakın uyuyayım,

Bunun kâbus olduğunu cümlenizden duyayım.

Ali Çeleğen  

Otuz sekiz yıl önce yazılan her sarsıntıda ciğerimin yandığında aklıma gelen ve bulamadığım bu şiiri günlerce arayarak bulup bize ulaştıran İ. Atasoy Ağabey ve muhtereme eşine teşekkür ederim. Rabbim; M. Âkifin “Allah bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın” dediği gibi bizlere de böyle şiir ve yazı yazdırmasın inşallah.

Okunma Sayısı: 1828
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    28.4.2019 06:43:47

    Tam ihtiyaç zamanında ilham olunan değerli bir makale. Tebrik ve dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı