"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Denizli’nin maneviyat sultanları

Süleyman KÖSMENE
15 Nisan 2019, Pazartesi

Yeni Asya Konsepti Göz Doldurdu

Haftasonu Denizli Kitap Fuarı’ndaydık. Kitap Fuarı’na verdikleri destek ve katkı için, Yeni Asya standına sahip çıkan misafirperver, ikramperver, sehavetperver ve hizmetperver Denizli’li ağabey ve ablalara teşekkürler. 

Yeni Asya stand ve ilânat konsepti bu sene de göz doldurdu. Destek veren Denizli’nin görünmez kahramanlarına ve Yeni Asya Pazarlama birimine de teşekkürler.

Bu vesileyle Denizli’nin maneviyat ve Nur sultanlarını ziyaret etme ve duâ okuma fırsatı bulduk. Ya Rabbi! O nasıl feragat, o nasıl gözyaşı idi ki, Üstad’ı yerine ahirete gitmeyi kabul ediyor ve dakikasında duâları makbul oluveriyordu!

Onun Yerine Benim Canımı Al

Bu sultanlardan birincisi Hafız Ali Ağabeydi. Denizli Cezaevine Bediüzzaman’la beraber 20 Eylül 1943’te girer. 17 Mart 1944’te şehit olur ve buradan cenazesi çıkar. Ölüm sebebi göz yaşartan bir feragat!

Cezaevi yönetimi kesin bir emirle Bediüzzaman’ı öldürmek ister. Yalnız kaldığı koğuşunda aşı bahanesiyle şiddetli bir zehir enjekte eder. Koğuş kapısı üstüne kilitlenir ve ölmesi beklenir.

Hafız Ali, teneffüs sırasında içeriden korkunç iniltiler duyar. Ölüm iniltileri! Hemen kapıya davranır. Kapının kilitli olduğunu görünce bir şeylerin döndüğünü anlar. Ve diğer Nur Talebeleriyle beraber kapının önünde toplanırlar. Gardiyanlardan kapının derhal açılmasını isterler. Gardiyanlar izin alınmadan kapıyı açamayacaklarını söylerler. Nur Talebeleri bir yandan gardiyanların üzerine yürüyüp kapıyı zorla açtırırlar, bir yandan hapishane müdürüne haber verip derhal bir doktor getirtirler.

Doktor yaptığı muayenede çok geç kalındığını, yapacak bir şeyin kalmadığını söyler. Nur Talebeleri çaresiz ve ümitsiz, ağlama krizine girerler. 

Yapacak tek şey kalmıştır: Kurulan sinsi tuzaktan, ellerinden kayıp gitmekte olan Bediüzzaman’ın sağ salim çıkması için duâ etmeye, Kur’ân okumaya başlarlar.

Namazı cemaatle kıldıran Hafız Ali yangın yerine dönen yüreği ile der ki:

“Kardaşlar! Ben ne dersem herkes âmin desin! Allah’ım! Âlem-i İslâm’ın bu zata ihtiyacı var! Onun yerine benim canımı al! Ömrümü ona bağışla!”

Şaşırırlar, birbirlerine bakarlar.

Fakat sessizce “Âmin!” demekten kendilerini alamazlar.

Kısa bir zaman sonra Bediüzzaman iyileşirken, Hafız Ali zehirlenme belirtisi ile acile kaldırılır ve Devlet Hastanesi acilinde ruhunu teslim eder. Hastane kayıtlarına ölüm sebebi, zehirlenme diye geçer.

İşte o kutlu zat, Denizli’de medfundur.

Canım Sana Kurban Olacak!

Diğer bir kutlu sultan, Muallim Hasan Feyzi’dir. Melami tarikatı şeyhidir. Kendi şeyhinden seneler önce aldığı işaretin Bediüzzaman’da tahakkuk ettiğini görerek, 1944 yılı Haziran’ında tahliye olan Bediüzzaman’ı otelde ziyaret eder. Tarikat tacını ve tahtını bırakır ve Üstad’a intisap eder.

İki ay kadar sonra, 31 Temmuz 1944’te Hazret-i Üstad Denizli’den ayrılırken, bu ayrılık çok zoruna gider ve Üstad yerine kurban olmayı ahd eder. Yazdığı uzunca ayrılık şiirini Bediüzzaman’a takdim eder. 

Bu şiirin bir yerinde der ki: 

“Bâb-ı feyzinden ırak olmayı asla çekemem;

Dahi nezrim bu ki canım sana kurban olacak’’ Denizli’den sonra Bediüzzaman’ın sürgün yeri Emirdağ’dır. Emirdağ’da hükümet binasının karşısında bir odaya yerleştirilir. Ve aynı menhus ruh Bediüzzaman’ı Emirdağ’da da takip eder ve ayrı ayrı zamanlarda üç defa zehirleyerek vücudunu ortadan kaldırmak ister. İlki 1945 yılı kış aylarında gerçekleşir. Bir bekçi pencereye merdivenle çıkar ve Üstad’ın yemeğine zehir atar. Ertesi gün Hazret-i Üstad zehirin tesiriyle kıvranmaya başlar. Cevşenül-Kebir ve Evrad-ı Kudsiye gibi kuvvetli virtlerin feyziyle zehrin tesirinden kurtulur.

Hazret-i Üstad’a zehirleme su-i kastının bir yenisi daha 1946 yılında yapılır. Bu defa Denizli’de bulunan Hasan Feyzi, manevî bir rabıta ile şiddetli şekilde rahatsızlanır. Üstadının zehirlenme rahatsızlığı kendisine geçer ve kendisi 13 Kasım 1946 yılında Üstadına bedel şehit olur.

Bu kutlu zat da Denizli’de medfundur.

Denizli hâkimi Hesna Şener’den bahsetmeden geçmek olmaz. İnşallah yarın devam edelim. Rahmetullahi aleyhim.

Okunma Sayısı: 1697
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı