"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbadet araç mıdır, gaye midir?

Süleyman KÖSMENE
17 Nisan 2019, Çarşamba
Faruk Demir: “Mevcut dünya şartlarında isteklerimizin neredeyse hiçbirini elde edemiyoruz. İsteklerimize kavuşamadığımız zaman aklımıza Cennet hayatı geliyor. İbadetlerimizi yaparken Cennet hayatını düşünmemiz ibadetlerimizin sevap derecesini zedeler mi?

NE İÇİN İBADET YAPIYORUZ? 

Kur’ân-ı Kerîm, “Ey insanlar! Rabbinize ibadet ediniz!” emriyle insanları ibadete dâvet ediyor. Bu çağrıya hal diliyle, “Ne için ibadet yapalım?” diye sorulan soruyu, yine Kur’ân-ı Kerîm: “Çünkü sizi yaratan Rabbinizdir.” diye cevaplandırıyor.1 Böylece bizzat Kur’ân, Rabbimizin bizi yaratmış olmasını Rabbimize ibadet yapmamız için yeterli sebep sayıyor. Âyetin sonundaki, “Böylece takvaya erişmeniz mümkün olur.” cümlesi ise, ibadetimize bir gaye çiziyor. Bu âyete göre ibadetimizin gayesi, Cennete ulaşmak veya âhiretteki tükenmez nimetlere ulaşmak değil; takvaya erişmektir.

İbadet yalnız emredildiği için yapılır.2 Başka bir hikmet ve fayda ibadetimize illet, yani “ana neden” olmaz.

Yalnız; hikmet ve faydaların ibadetimize “müreccih”, yani tercih sebebi olmasında bir zarar yoktur. Öyleyse ana sebep saymamak kaydıyla ibadetimizin Cennete vesile olmasını isteyebiliriz. Âhiret yurdu tevhit dairesi olduğundan, âhiret saadetini düşünerek gayrete gelip ibadet yapmakta ya da günahlardan bu saikle kaçınmakta bir sakınca yoktur. Bunda ihlâsa aykırılık da aranmaz.

BİZ ALLAH İÇİN VARIZ  

İbadetimizin gayesi takvaya, Allah korkusuna ulaşmaktır, Allah’a yakın olmayı başarmaktır, Allah için yaşamaya muvaffak olmaktır, Allah için olmayan duruşlardan ve hallerden uzaklaşmaktır, yalnız Allah’ın sevgisini ve yalnız Allah’ın korkusunu kalbimize yerleştirmektir.

Nitekim bir musîbete uğradığımızda söylememiz sünnet olan: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn.” (Biz Allah için varız ve Allah’a döneceğiz.) 3 Âyeti de bize ne için yaşamamız gerektiğini öğretiyor. Allah için yaşayan, Allah için ibadet eder.

Bediüzzaman, bu âyette “takva”nın ibadete gaye olarak gösterilmesi üzerinde önemle durur. Âyetten anlıyoruz ki, ibadet ancak ihlâs ile ibadettir. İbadet, başka bir şeye (Meselâ dünyaya olmadığı gibi, Cennete ve âhiret saadetine dahi) ulaştırması gayesiyle yapılmaz. İbadet vesile değil; bizzat kendisi varılacak gayedir. İbadet araç değil, amaçtır. İbadet maksûd-u bizzattır, yani yaratılışımızın ulaşmamız gereken tek maksadıdır. İbadeti, kendisiyle bir şeye ulaşmak niyetiyle yapmıyoruz. 

İbadeti sevap kazanmak ve azaptan sakınmak için yapmıyoruz. İbadeti, yaratılışımızın bir gayesi olduğu için yapıyoruz, ulaşmamız gereken bir maksat olduğu için yapıyoruz. 4 İbadeti yaptığımız zaman, yaratılış maksadımıza ulaştığımız için içimizde bir huzur ve hafiflik hissetmemiz bundandır.

GEÇMİŞ NİMETLERİN BİR NETİCESİ 

Biz, dünyada ve âhirette mutlu olmak için ve Cennete ulaşmak için değil; Allah’ı tanıyalım ve ibadet edelim diye yaratılmışız! 

Nitekim Cenab-ı Allah buyuruyor ki: “Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım.” 5

Bediüzzaman Hazretleri bu noktada ibadeti önemli bir konuma yerleştiriyor: Ona göre ibadet, gelecek mükâfatların bir ön adımı değil; geçmiş nimetlerin bir neticesidir. Biz ücretimizi peşin almışız. Öyleyse bu gün, bundan önce aldığımız ücreti hak etmek için, hizmetle ve ibadetle mükellefiz.

Biz bu niyetlerle, Allah’ın tevfik ve hidayetiyle, inayet ve yardımıyla, sırf Allah rızası için, sırf Allah’ın emrine itaat etmek niyetiyle ibadetimizi yaparız. Ebedî âhiret yurdunda ise Cenab-ı Hakk’ın Cennetini, rahmetini ve mağfiretini ibadetimizin karşılığı olarak değil, Cenab-ı Hakk’ın fazlından, lütfundan ve merhametinden isteriz, bekleriz ve umarız.

Dünyada ibadet yapmamız ne kadar kulluğumuzun bir gereği ise, âhirette –ibadetimizin karşılığı olarak olmasa da- Cenâb-ı Hakk’ın fazlını ve rahmetini ummamız ve Cenneti vermesini beklememiz de bir o kadar kulluğumuzun gereğidir. Kula istemek, O’na vermek yakışır! Biz kul olarak elimizden geleni yapalım ki, O’ndan istemeye yüzümüz olsun!

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 21. 2- İşârâtü’l-İ’câz, s. 142. 3- Bakara Sûresi: 156. 4- İşârâtü’l-İ’câz, s. 154. 5- Zâriyât Sûresi: 56.

Okunma Sayısı: 1905
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    17.4.2019 14:23:01

    Allah razı olsun.İbadet gayedir ama nihai gaye değildir.( gayetül gaye).İbadet Allah rızasının vesilesidir denebilir.Buna gayei maksat denir.Amacın kastetiği( niyet) şey.İbadet amacı rızayı İlahi' yi kasteder, etmeli.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı