"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

O gün siz çoksunuz, fakat hiçbir ağırlığınız olmaz

Süleyman KÖSMENE
11 Nisan 2019, Perşembe 03:49
Konya’dan Nazmi Kabak: “Acz ile zaaf ve gurur ile kibir arasındaki farkları açıklamanızı istirham ediyorum.”

ACZ VE ZAAFIN DEĞERSİZLİK YÖNÜ 

Acz ile zaaf her ikisi de bedenî ve ruhî zayıflığı ifade etmekle beraber, acz daha çok bedenî güçsüzlüğü, kabiliyetsizliği, yapamama eylemini, fakirliği ifade eder.

Ruhun ahlâkî değerlerden yoksun oluşu, kemâlât noksanlığı, nefsin arzularına uyması, nefsin iradeyi esir alma gücü, nefsin kalp ve akl-ı selim üzerindeki tahakkümü, şeytanın insanı oyunları için kandırması gibi faziletten yoksun duruşlar da zaaf ile ifade edilmiştir.

Resulullah Efendimiz (asm), ahir zamanda ümmetin düştüğü zaafiyeti şöyle anlatıyor:

“Size musallat olan yabancıların, sofraya üşüşen böcekler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.”

Ashaptan biri: “O gün sayıca az mı olacağız ya Resulallah?” diye sordu.

Resulullah (asm): “Hayır az olduğunuzdan değildir. O gün siz çoksunuz. Lâkin bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibisiniz. Hiçbir ağırlığınız olmaz. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaaf duygusunu atacak!”

Ashab: “Zaaf nedir ya Resulallah?” diye sordu. 

Efendimiz (asm): “Dünya sevgisi ve ölüm korkusudur!” buyurdu. 1

Keza Rasûlullah (asm) buyurdular ki: “Akıllı kişi; nefsini hesaba çekip ona hâkim olan, ölümden sonrasını düşünerek ahiret için çalışandır. Âciz ve zayıf insan ise; nefsin arzu ve zevklerinin esiri olup, Allah’tan kuru kuru dileklerde bulunan ve bunların gerçekleşmesini bekleyendir.” 2

ACZ VE ZAAFIN DEĞER YÖNÜ

Acz ve zaafın bütün manaları değersizlik değildir. Acz Allah’ın kudretine, rahmetine, ilmine, iradesine karşı hissedilirse bu bir kemal halidir, bir fazilettir. Allah’ın kâinattaki kudret, hilkat, azamet, celâl ve cemâl tecellilerini fark eden insan kendi aczini anlar. Cenab-ı Allah’ın sunduğu sayısız nimetleri, ikram ve ihsanları bilir, bütün bu ikramlar karşısında kendi hiçliğini ve acziyetini kavrar, sayısız şükretmesi, ibadet ve secde etmesi gerektiğini idrak eder. Allah’a karşı duyulan acz, fazilettir. Bediüzzaman Hazretleri aczi önemli bir kemâlât yolu olarak zikreder. Nefsi kemalatı kamçılayan dört hatveden birisi aczdir. Burada acz Allah’a karşı tam bir kulluğu ifade eder. Acz Allah’a karşı hissedilirse bir kemâlât, kullara karşı gösterilirse bir zaaf değeridir. Allah’a karşı acz, aşktan daha sağlam ve daha selâmetli olarak ubudiyet yoluna, ubudiyet de mahbubiyete ulaştırır. 3

İnsanın günahlarını itiraf etmesi, nefsini aşağılık ve zalim görmesi, kendini faziletsiz sayması iradesinin zayıf değil, güçlü olduğunun alâmetidir.

GURUR VE KİBİR ARASINDA İNCE FARKLAR   

Gurur ve kibir iki kardeş değersizliktir. Gururun bazen onur ve izzeti ifade ettiği vakidir. Fakat genellikle kibir manasında kullanılmıştır. Kibrin ise kâfire karşı kullananından başka, hiçbir hayırlı tarafı yoktur. Kibir ancak kibirli düşmana karşı kullanılırsa meşrû olur. Müslüman’a karşı kullanılırsa meşrû olmaz. “Muhammed (asm) Allah’ın Resûlüdür. Beraberinde olanlar kâfirlere karşı çetin ve izzetli, birbirleri arasında merhametlidirler.” 4 Âyeti kâfire karşı kibri, mü’mine karşı merhameti tavsiye ediyor.

Gurur ve kibrin yerine göre mana değişikliğine uğradığı da vakidir: Meselâ kişi mensubu olduğu şahs-ı manevî adına gururlanabilir, milleti adına iftihar duyabilir. Bu fazilettir. Ancak kendi şahsı adına gururlanırsa bu kibir olur, kötü ahlâk ve faziletsizlik olur. 5

Keza fakir zengine karşı onurlu, zengin fakire karşı mutevazı olmalıdır. Aksi olursa, yani fakir zengine karşı tevazu gösterirse bundan zaaf ve zillet çıkar; zengin fakire karşı onurunun peşine düşerse bundan kibir çıkar. Ki bunlar faziletsizliktir.

Keza bir emir sahibinin makamında ciddiyeti vakardır, yani iyi ahlâktır; mahviyeti zillettir, yani kötü ahlâktır. Evindeki mahviyeti ise tevazu; ciddiyeti kibir hesabına geçer. 6

Dipnotlar:

1- Buhari, 4771. 2- Tirmizî, Kıyâmet 25. İbni Mace, Zühd 31  3- Mektubat, s. 77. 4- Fetih Sûresi: 29.  5- Eski Said Dönemi Eserleri, Sünûhat, s. 465. 6- Eski Said Dönemi Eserleri, Sünûhat, s. 464.

Okunma Sayısı: 1763
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı