"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Affet, hür ol!

Yasemin YAŞAR
11 Nisan 2020, Cumartesi
Bazı erdemler vardır ki, kişi o erdemi yaşadığında başkası için yapıyormuş, başkası için adım atıyormuş gibi hisseder ve öyle algılar.

Hele çok da muhabbet etmediği, ama hayatının içerisinde yakın olduğu kişilere karşı takınılması gereken bir erdem ise iş daha da zorlaşır. Yaptığı davranış veya gösterdiği bu güzel ahlâk doğru bir düşünce temeline oturmadığında, o atılan adım hayır getirmez, tam tersi kişinin enaniyetini besleyebilir ve hatta düşmanlık duygularını, kinini nefretini arttırabilir.

Çoğu zaman insanın çok da muhabbet etmediği veya bir şekilde incindiği insan için bir adım atması güçtür. Çünkü yaşayacağı bu erdemli davranış, doğru algılanmamış doğru bir zemine oturmamıştır. Halk arasında “iyilikten maraz doğar” düşüncesi, tam da bunun için söylenmiş gibidir. Yani, erdemli davranışları eğer doğru bir niyet ve zemin üzerinde yaşamaz isek, o davranışın ne karşımızdakine, ne de kendimize bir faydası olmaz. Affederken kaybedenlerden olmak gibi kötü bir neticeye dönüşür.

Konuyu bir erdem olan ve mü’minlerin vasıfları arasında sayılan “affetmek” üzerinde değerlendirecek olursak; insan, kendisini inciten hatta zarar veren bir insana karşı, bu erdemi yaşamak durumundadır, zira bu bir emri İlâhîdir. İnsan nefsi için çok zor bir adımdır. Zira nefis kendini daima haklı bilir ve haklı olmasına rağmen karşısındaki insan için böyle bir adım atmak istemez. Atsa bile karşısındakini minnet altına almak ister veya karşılık bekler. Oysa insan başkası için yaptığı iyilik ve fedakârlıklar sonrası “Hasbünallah ve nimel vekil” diyebildiği takdirde, kemâlat kazanır. Ahlâk o zaman hüsn-ü ahlâka dönüşür.

İşte affetmeyi başaramamamızın altında veya nefsimize çok zor olan bu adımı atmamızda bizi frenleyen yanlış bir duygu zemini vardır ki, bu da “affetmeyi” karşımızdaki insan için yapılmış bir eylem, onun için atılmış bir erdem gibi düşünmemizdir.

Oysa affetmek, karşıdaki insandan ziyade affedenin omuzlarından bir yükü indirmesidir.

Oysa affetmek, karşıyı tamir etmekten veya iyileştirmekten ziyade, kişinin kendini tamir eden ve onaran bir davranıştır.

Affetmek, başkalarının yaptığı yanlışlardan dolayı, kendimize acı çektirmekten vazgeçmek demektir.

Affetmek, unutmak, hiçbir şey olmamış gibi davranmak değildir. Geçmişte yapılan şeylerin acılarını ve sizi felç eden düşünceleri atmak demektir.

Affetmek, yapılanları onaylamak, hoş görmek, önemsiz görmek, karşınızdakine hak vermek, haklı olduğu sonucuna ulaşmak da değildir. Tam aksine ve ‘hiç hoş olmayan şeyler yaşandı ve bu beni çok incitti’ diyerek yola çıkmak ve yüzleşmek demektir.

Affetmek, affettiğimiz kişiye karşı büyüklük hissetmek ve onu minnet altına almak da değildir. Bu yüzden affetmek, karşının özür dilemesini veya değişmesini beklememek de değildir. Güzel ahlâkın ihlasını bozmamak demektir.

Affetmek, öyle bir anda olacak bir şeyde değildir. Bir süreç ve sabır ister. O yüzden affettim deyip, hemen yükü atacağımızı ummakta değildir. Çünkü affetmek, bir seçimdir tercihtir. Tercih ve seçimlerin elbette bir bedeli bir süreci olacaktır. Ama bu süreç ve sabır kişiyi muazzam olgunlaştıran ve insanı insan yapan bir kapının aralanmasıdır.

Affetmek, iyilik perisi olmak, katlanmak, bugünkü tabirle tolere etmek de değildir. Üstelik affetmek için o kişiyi anlamak da gerekmez.

Hasılı, affetmek karşımızdaki kimseye çok muhabbet göstermek, hatta ilişkileri arttırmak, beklentileri doğrultusunda davranmak, kişiyi suçsuz, günahsız ve hatta haklı bulmak değildir. Affetmek, öfkeyi yutmak, adavet düşüncelerinden vazgeçmektir. Dolayısıyla affetmek, kişinin kendine yaptığı bir fedakârlık, kendine en büyük hediye ve kendini hürleştirmektir.

Affetmek erdemi, sevdiğimiz muhabbet ettiğimiz, ama kırıldığımız kişilere karşı takınılması gereken bir davranış olacaksa, o zamanda affetmek “sen yaptığın davranıştan daha değerlisin” o yüzden seni affediyorum demektir.

Bu yüzden kendimize bir iyilik yapalım, affedelim gitsin.

Okunma Sayısı: 2894
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı