"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Kenar etkisi”

Yasemin YAŞAR
25 Mayıs 2019, Cumartesi
İki farklı hayat ortamlarının kesiştiği veya bir birine karıştığı kenarlarda daha elverişli hayat ortamlarının oluşması prensibine “kenar etkisi” deniyor.

Sinan Canan’ın gündeme getirdiği bu düşünceye göre bir tohum toprağa atıldığında tohum hava ile toprağı ayıran kenar tabakasında gelişip büyür. Havaya doğru dalları, toprağa doğru kökleri gelişir. Dolayısıyla hava ile toprak arasında bulunan o kenar bölgesi ağacın hayatına beşiklik eder.

İki ayrı hayat alanını birbirinden ayıran sınırlar canlı çeşitliliği açısından zengindir. Aynı prensipten yola çıkarak farklı düşünen, farklı fikirleri olan, farklı tecrübeler yaşamış insanların bir araya gelmesi ile de acaba fikrî kenar, tecrübî kenar etkisiyle çok daha verimli ve daha zengin çıkarımlar, düşünceler, tecrübeler, perspektifler oluşacak mıdır?

“İnsan insanın kurdudur” diyen Hobbes’e inat “İnsan insanın ufkudur” düşüncesini acaba “kenar etkisi” noktasında ele alabilir miyiz? Zaten “Müsademe-i efkârdan barika-i hakikat doğar” diyen Namık Kemal de bu kenar etkisinden bahsetmemiş midir?

Farklı düşüncelere, inançlara, hayat görüşlerine, tecrübelere sahip insanların bir araya gelmesi, ‘maksatta ittifak vesailde ihtilâf’ prensibince iletişime geçmeleri, zenginleştirici, renk katıcı, öğretici, ufuk açıcı, meyvedar bir kenar etkisi oluşturabilir.

Hep aynı manzarayı seyretmekten, aynı şeye nazar etmekten, aynı işi yapmaktan, monotonluktan sıkılan insanoğlu neden aynı fikirde olanı yanında ister, aynı tecrübeleri yaşayanlarla beraber olur, aynı düşünce yapısına sahip olanlarla sürekli vakit geçirmek ister? Oysa verimli ve öğretici iletişim denen şey, farklılıkların kenarlarında gelişir ve insanı geliştirir.

Bence büyük buluşlara imza atan bilim adamları, dünyaca ünlü edebiyatçılar, felsefeciler, dâvâ ve fikir adamları hep bu kenar verimliğinde yetişen ve bu kenarları fırsata çeviren insanlardan çıkmıştır. Aynı düşünenlerin içerisinde veya aynı şeyi düşündürülmeye zorlananların içerisinden ancak taklitçiler, fanatikler, taassup sahibi insanlar, hoşgörüsüzler türeyecektir.

Farklı zihniyetten korkan, farklı düşünceleri hazmedemeyen tek tip zihniyete sahip insanlar ve onların oluşturduğu toplumlarda kenar verimliliği olan hür fikirler ve düşünceler olmayacağından ilerlemek ve gelişmek de mümkün olmayacaktır.

Bediüzzaman da kenar etkisi verimliliğinde yetişmiş büyük bir âlimdir. Üç Said döneminde fikri kenar verimliliği ile düşüncelerini korkusuzca ifade etmiş ve çığır açmış bir mütefekkirdir.

İlk Said döneminde meşrûtiyeti istemeyen istibdatçılar ile meşrûtiyeti sınırsız hürriyet gibi algılayan ittihatçıların kenarında, ‘Meşrûtiyet-i meşrûayı’ savunmuştur. Eski Said Dönemi eserleri “kenar etkisi“ verimliliğinde neşvünema bulmuş fikri eserlerdir.

İkinci Said dönemi ise bir iç mücadele kenarında şekillenmiş ve iman hakikatleri meyvesi bu zeminde ortaya çıkmıştır. Yani yok olup gitsin diye gönderilen Barla’da varlık ile yokluk kenarında dünyaya meydan okuyan imanî eserler yazılmıştır.

Üçüncü Said dönemi ise başka bir kenarla şekillenmiştir. Bir tarafta dinsizliği siyasete alet edenler, diğer tarafta dini siyasete alet edenlerin kenarında demokrasiyi tarif eden içtimaî tesbitlerden oluşur.

Hasılı, hizipleşmenin, taraftarlığın, ötekileştirmenin, inadın, fanatizmin arttığı bu zemin kenarlarından “zamanın cihadı muhabbetle ve tahabbüpledir” diyen filizlerin çıkması yakındır. 

Dünyayı değiştirecek ve iyiye doğru adım attıracak olanlar gerek fikrî, gerek imanî, gerekse içtimaî kenarlarda yetişecek, kenarların verimliliğini kullanabilecek ve değerlendireceklerden çıkacaktır.

Okunma Sayısı: 1081
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa

    26.5.2019 13:32:57

    4) Yani, bence ilk başta aynı insanlarla oturup kalkmak, aynı ortamlarda yetişmek, hak ve hakikat ile beslenmek; daha sonra içtimaiyat sokağına çıkıp farklı fikirleri değerlendirmeye tabi tutmak gerekir diye düşünüyorum. Temeli kurup, üzerine bina etmek.. Teşekkürler. Tebrikler.

  • Mustafa

    25.5.2019 22:44:12

    3)"Hep aynı manzarayı seyretmekten, aynı şeye nazar etmekten, aynı işi yapmaktan, monotonluktan sıkılan insanoğlu neden aynı fikirde olanı yanında ister, aynı tecrübeleri yaşayanlarla beraber olur, aynı düşünce yapısına sahip olanlarla sürekli vakit geçirmek ister? Oysa verimli ve öğretici iletişim denen şey, farklılıkların kenarlarında gelişir ve insanı geliştirir." Bir aile çocuğuna sağlam bir karakter verirse, o çocuk sokağa çıktığı vakit karakterinden taviz vermeden, farklı ortamlarda kendini geliştirebilir. Ancak ailede sağlam karakter almadan sokağa çıkarsa, çocuk o sokakta farklılıkların içerisinde savrulur gider. Çocuk anne babasının yanında eğitim almadan sokağa çıkmamalı.

  • Oğuz Yiğiter

    25.5.2019 11:44:44

    "Çerçevelik bir makale". Tebrikler, dualar.

  • Abdullah tunç

    25.5.2019 11:16:42

    Farklı,enteresen bir yszı.Pekte üzerin de düşünülmeyen,kafa yorulmayan bir yazı.Kenar etkisi,kener verimliliği... Aslında fevkakade önemli bir konuyu işleniyor.İfrat ile tefrit arası bir yol izle mek.Farklı fikir ve düşüncelerden faydalanarak yeni fikirler,düşünceler ortaya koymak.Bu farklı kenar etkisi yazısı hatırıma,26.Söz,sh,536, Dördüncu Fıkrada geçen şu cümleği getirdi. " Maddi ve manevi,cevheri,ara zi^ her bir şeyin, her bir insanın haki kati,birer ismin nuruna dayanır ve ha kikatına istinad eder." Her bir insanın hakikatı birer ilahi ismine nuruna da yandığına göre,bu farklı yapıyı nasıl görmezden gelebiliriz?Gelişmiş ülke şer bunun farkında ve azami derece de bundan istifade etmektedirler.Bir danışmanlık kursunda,hocamız;Avru payı kalkındıran farklı bakış açılarıdır diye söylemişti.Bu farklı ilahi zenginli ği fırsata çevirmeyenler kaybeder.Teb rikler Yasemin bacı...Bir kitap kadar ö nemli bir makale yazmışsınız.

  • Mustafa

    25.5.2019 02:22:22

    2)"Farklı düşüncelere, inançlara, hayat görüşlerine, tecrübelere sahip insanların bir araya gelmesi, ‘maksatta ittifak vesailde ihtilâf’ prensibince iletişime geçmeleri, zenginleştirici, renk katıcı, öğretici, ufuk açıcı, meyvedar bir kenar etkisi oluşturabilir." Elbette maksatta ittifak olmalı farklı düşüncelere sahip insanlarla da. Ancak Bediüzzaman'ın üç Said devresinde mücadele ettiği uç fikirlerle asla maksatta ittifak yapmamış, aksine kendi hakikatlerini cesurca onlara karşı savunmuş, bulanık fikirleri hak ve hakikate bulaştırmamıştır.

  • Mustafa

    25.5.2019 02:21:43

    1) "İki farklı hayat ortamlarının kesiştiği veya bir birine karıştığı kenarlarda daha elverişli hayat ortamlarının oluşması prensibine “kenar etkisi” deniyor." Farklı hayat ortamları da görülmeli elbet. O farklılıklar ile kendi fikirlerini düzenlemek, kırık varsa tamir etmek olarak anlıyorum. Yoksa değişmez hakikatleri; temelsiz, dayanaksız fikirlerle, hak ve hakikate zıt fikirlerle karıştırıp harman etmek olarak anlamıyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı