"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sorusu olmayanın cevabı da olmaz

Yasemin YAŞAR
20 Kasım 2021, Cumartesi
Bir insanın elde ettiği bilgiyi dimağın hangi aşamalarından geçirdiği önemli bir konudur. Kişinin, zihnindeki bilgiyi, dimağının hangi aşamasından söylediği, ifadelerinden anlaşılır.

Şöyle ki; bir kısım insanlar hakikat derslerini okuyor ve ifade ederken, “şöyleymiş”, böyleymiş” şeklinde anlatıyor. 

Biraz daha bilgiyi süzen insanlar, “demek ki şöyle yapmak gerekiyor”, ”böyle yapmak gerekiyor” aşamasına geliyor.

Bazıları da bu bilgi aşamasını biraz daha zenginleştiriyor. “şu hadiste mesele şöyle geçiyor”, “şu zat şöyle buyuruyor” vs.

İşte bütün bu söylemler “akıldan kalbe inememiş hakikatlerin” ifade edilişlerinden öte geçmiyor.

O halde nasıl okumalar yapmak gerekir?

Sanırım, öncelikle kişinin, sorularının ve derdinin olması gerekir. Bu sorularına cevap bulma niyetiyle yola çıkmak hakikatin keşfine ulaşmanın ilk basamağıdır. Soruları olmayan kişinin bilgilenme süreci malumattan öte geçmeyecek, anlatımı da malûmatfuruşluk ve enaniyetin beslenmesinden öteye geçmeyecek bir amel gibi durmaktadır.

Risale-i Nur derslerinin okunmasında da bu yaklaşımların sergilendiğine şahit oluyoruz. Öncelikle kendi nefsimden başlayarak zaman zaman, “dersler, şu konuda şöyle demiş”, “bu mesele şöyle izah edilmiş”ten öteye geçmeyen bir dizi muallimce okumalar, malûmatlar ve kalbe inmeyen dersler şeklindedir.

Oysa daha başında kendimize dair sorularla başlamak, hayatıma dair sorunlarıma cevap bulma amacıyla başlamak, var oluşuma dair ontolojik sorularla başlamak, psikolojik veya sosyolojik problemlerimin çarelerini bulma niyetiyle başlamak gibi yaklaşımlar ancak malûmatı marifete dönüştürecek okumalar olacaktır.

Kişi ne okursa okusun, ne kadar okursa okusun, kendi dünyasına değen, duygularına temas eden cevaplar bulma yolculuğu yapmadığı sürece, bilgi- malûmattan öteye geçmeyecek, yığınlar haline dönüşecek, hakikatin tesiri önce kişinin kendi dünyasında kırılmalara uğrayacaktır.

Dolayısıyla bu kırılmalar hakikatin tesirini kıracak, azaltacak ve “kendini ıslah edemeyen başkasını ıslah edemez” (Said Nursî), “hakikatler kalpten çıkmazsa tesiri kırılır ve ıslatsa ıslatsa dili ıslatır” (Zübeyir Gündüzalp) şeklinde makes bulacaktır.

Belki bu yüzden, hakikatlere muhatap olurken okunan her bir konunun veya satırın, şöyle bir soruyla başlaması gerekecektir. “Bu okuduklarım benim için ne ifade ediyor?”, “Ben neden varım?”, “Bunlar neden var?”

Hasılı; kendimize mal etmediğimiz, duygularımıza temas ettirmediğimiz, kendi sorularımıza cevap bulamadığımız her bilgi, hakikat de olsa, “Hakikatin” kıymetini anlamaya engeldir. Sanırım, bugün, bilginin amele dönüşmemesinin altında yatan meselelerden birisi de budur.

Hakikatin değerini bilmek ve hakikatin hayata değmesi yolculuğu ancak sorusu olanların ulaşacağı, bir sonuç ve meyve olacaktır.

Okunma Sayısı: 1397
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Neslinur

    20.11.2021 12:12:52

    Yasemin hanım, emeğinize sağlık. Risale- i Nur derslerinde , ümmi olanda nasibini alıyor alim olanda. Neyi ölçüp tartmamız gerekiyor acaba?

  • Hüsniye Türeli

    20.11.2021 11:11:29

    Allah razı olsun kardeşim

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı