Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 25 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

M. Latif SALİHOĞLU

Bediüzzaman'ın Nevrûz'u



Nevrûz kutlamaları, bu sene pekçok yerde maalesef olaylı geçti. Sıcak çatışmaya kadar varan yüksek gerilimler sebebiyle hem can kaybı yaşandı, hem birçok insanımız yaralandı, hem de büyük çapta maddî hasar meydana geldi.

Bu arada, olaysız geçen Batman'daki Nevrûz kutlamaları esnasında, kalabalığın arasına giren bir grubun, çok dikkat çekecek şekilde Bediüzzaman Hazretlerinin posterini açıp göstermeleri, medyada olduğu gibi kamuoyunda da geniş dalgalanmalara sebebiyet verdi.

Bazı çevreler, hemen "Mal bulmuş Mağribî gibi" haberin üzerine atladılar. Kimisi, o görüntüleri bahane ederek, Said Nursî ve talebelerine yönelik haksız isnat ve iftiralarda bulunmayı tercih etti.

Çoğu insanın da kafası karıştı, zihni bulandı, bu manzarayı görünce...

Ayrıca çok üzüntü duyanlar da oldu.

Oysa, ne merhûm Bediüzzaman'ın, ne de hayattaki talebelerinin bir dahli var bu işte. Dolayasıyla, kana ve şiddete bulaşan ve nâhoş görüntüleri derhatır eden bir gösteri esnasında, birilerinin çıkıp resimlerini göstermesi, posterini açması karşısında ne desin, ne yapsın Said Nursî?

Evet, o görüntüler, doğrusu hiç hoş olmadı, hiç şık düşmedi. Ancak, bunda Üstad Bediüzzaman'ın veya talebelerinin herhangi bir dahli, yahut suçu, kabahati söz konusu bile değil.

Gerçi, poster açan grubun niyetini bilemiyoruz. Belki de, kendince iyi niyetli bir gösteride bulundular.

Fakat, niyet ne olursa olsun, Üstad Bediüzzaman'ın bu tarz Nevrûz kutlamalarıyla hiçbir bağ ve münasebetinin bulunmadığını burada ifade etmek durumundayız. (Bediüzzaman'ın Nevrûz'u çok daha farklıdır.)

Dolayısıyla, bütün bu nâhoş gelişmeler açıkça gösteriyor ki, Nevrûz adına sergilenen bu tür etkinliklerin, gerçekte Nevruz'un aslî mânâ ve mahiyetiyle hiçbir alâkası bulunmuyor.

Baharın müjdecisi, nebatatın dirilişi ve cümle mahlûkatın bayramı mahiyetindeki Nevrûz'un, böyle siyasî ve ideolojik maksatlara âlet edilmesi, ülkemiz ve insanlarımız açısından cidden bir talihsizliktir.

Bizi daha çok huzura, barışa, kardeşliğe, kaynaşmaya sevk etmesi icap eden böyle bir günün, tam aksi bir maksada dönüştürülerek, kanla, hiddetle, şiddetle, öfke ve husûmet ateşiyle âdeta eşdeğer bir hale sokulmak istenmesi, aklı başında olan hiçbir vatandaşa mâkul ve mantıklı gelmese gerek.

Dolayısıyla Nevrûz, aslî mânâsına uygun şekilde kutlanır ve idrak edilirse hoştur, güzeldir. Meselâ, Bediüzzaman Said Nursî, Nevrûz'a bu nazarla bakmış ve öyle değerlendirmiştir. O "Nevrûz–u Sultanî" diye bahsettiği ve "Nevrûz–u Nevbahar" şeklinde isimlendirmiş olduğu 21 Mart gününü, aynı zamanda "mahlûkatın bayramı" mânâsında anlamış ve aynı mânâyı eserlerine de yansıtmıştır. (Bkz: Haşir Risâlesi; ayrıca Son Şahitler–4, s. 312.)

Ayrıca, Münâzarât isimli eserinde, ebedî dirilişin başlangıcı olan ölüm hakikatini Nevrûz Bayramına nisbet ediyor ve bir Arabî ibâreyle hikmet dolu şu ifadeyi kullanıyor, Üstad Bediüzzaman: "Vel–mevtü yevm–i Nevrûzina." Yani: "Ölüm, bizim için Nevrûz Bayramı günü gibidir." (Age, s. 101)

Evet, ölüm günü Hz. Mevlânâ için nasıl bir "Şeb–i Arus" ise, Hz. Bediüzzaman için de yeniden diriliş mânâsındaki "Nevrûz günü" mânâsındadır.

Dolayısıyla dirilişi, heyecanı, sevinci, coşkuyu, güveni, barışı, bayramı çağrıştıran ve bu mânâlara tekabül eden "Bediüzzaman'ın Nevrûz"unda, hiddetin, şiddetin, siyasetin ve kanlı ideolojik gösterilerin yeri yoktur ve olamaz.

Hâsılı, lütfen diyoruz; lütfen, Üstad Bediüzzaman ya olduğu gibi, yani ya lâyıkı veçhiyle tanınsın, tanıtılsın, nazara verilsin, ya da herkesin Nevrûz'u kendisine kalsın. Tâ ki, zıtlıklar birbirine karıştırılmasın ve yanlış anlaşılmalara mahal verilmesin.

Tarihin yorumu

Ali Emirî Efendi

Bir gün evvel İstanbul'da vefat eden Ali Emiri Efendi, Fatih Camii haziresinde, dolayısıyla Sultan Fatih Türbesine yakın bir mevkide toprağa verildi.

Bir ayaklı kütüphane gibi Osmanlı mülkünü diyâr diyâr dolaşan Emirî Efendi, hayatının otuz yılını memuriyetle geçirdi.

1857 Diyarbekir doğumlu olan Ali Emirî, kâtip ve defterdar olarak Diyarbekir, Selanik, Adana, Kırşehir, Trablusşam, Elaziz, Erzurum, Yanya, İşkodra, Halep ve Yemen’de memuriyet hizmetinde bulundu.

II. Meşrûtiyetin ilân edildiği 1908'de ise, kendi arzusuyla emekli oldu.

Bu tarihten sonra ise, bütün mesaisini ilimle meşguliyet, kıymetli eserleri toplamak ve has dostlarıyla görüşüp ilmî sohbetlerde bulunmaya hasretti.

* * *

Ali Emirî Efendinin en mühim hizmetlerinden biri de, Kaşgarlı Mahmud'un asırlardır bilinen, ancak bir türlü bulunamayan Divân–ı Lûgati't–Türk isimli muazzam eserini bulup ilim dünyasına kazandırması oldu. Bu yazma eser tek nüsha idi ve dünyada ikinci bir eşi–benzeri yoktu.

Bir sahaftan 30 liraya alarak 1910’da elde ettiği bu eserin yanı sıra, ayrıca binlerce yazma–basma eseri de toplayıp istifadeye sunmayı planlayan Emirî, nihayet bu sevdâsına da ulaşmayı başardı.

İstanbul'un Fatih semtinde kurmuş olduğu Millet Kütüphanesini bu kıymetli eserlerle doludurarak, gelecek nesillere çok hayırlı bir miras bıraktı.

Yakın zamanda restore edilerek yeniden hizmete açılan bu kütüphaneye, günümüz neslinin çok ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz.

25.03.2008

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (24.03.2008) - Siyaset değirmeni öğütüyor

  (23.03.2008) - Azami zıtlıklar

  (21.03.2008) - Kim daha Kemalist?

  (20.03.2008) - Siyasî belirsizlik

  (19.03.2008) - Dayanak noktası

  (18.03.2008) - Yan etkiler

  (17.03.2008) - İktidar–muktedir eksenli çekişme

  (15.03.2008) - Fatihlerin, Âkiflerin heykeli

  (14.03.2008) - Dinden soğuma gerekçesi

  (13.03.2008) - Yanlışa "Taraf" olmayalım

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri