05 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Kültür-Sanat

 

“Ebru”nun emeklisi olmaz

Ebru san'atı, boş zamanlarını evlerinde veya kahvehane köşelerinde geçirmek istemeyen emeklilerin yeni tutkusu oldu. Hayatlarının ikinci baharında ebru ile tanışan emekliler, birbirinden güzel eserlere imza atmanın keyfini yaşıyor. Yıllar süren iş hayatının ardından emekli olanlar, boş zamanlarını ya kahvehanelere giderek ya da evlerinde oturarak geçiriyor. Bir çoğu da emeklilik maaşı ile geçinemediği için yeniden iş hayatına atılıyor. Bunların dışında kendisini sosyal hayatın içine atan ve kültür san'at faaliyetlerinde bulunanlar da yok değil. Son yıllarda popüler hale gelen ve 7’den 77’ye herkesin ilgisini çeken Ebru san'atı, artık emeklilerin de boş vakitlerini değerlendirdikleri bir uğraş haline geldi. Ebru kurslarına giden emekliler, burada hem güzel vakit geçiriyor, hem yeni dostluklar ediniyor hem de san'at öğrenmenin keyfini yaşıyorlar.

Suyun Nidası isimli ebru kursu, Çorumlu emeklilerin ilgisini çekiyor. Aliye Başbekleyen’in atölyesinde ebru kursunun müdavim emeklilerinden Mustafa Gökgöz, Mehmet Eskizara ve Dursun Dokuyucu, ebruya duyulan merak ve hissedilen heyecanla hayatlarına yeniden renk katmanın ve yaptıkları çalışmalarla üretken olmanın hazzını yaşıyorlar. Ebru san'atını, televizyonda gördükten sonra merak eden emekli Mustafa Gökgöz, ebru kursuna başlamasının ardından kendisinde çeşitli değişiklerin olduğunu fark etmiş. Gökgöz, “Ebru yaptığım zaman hafiflediğimi hissediyorum. Güzel şeyler ortaya çıkınca da mutlu oluyorum. San'at gençliğe terbiye, ihtiyarlığa teselli, fakirliğe zenginlik, zenginliğe süs veriyor” dedi.

Emekli Mehmet Eskizara ise ebru ile tanışmasını şöyle anlatıyor: “Ben ilkokul 1. sınıfa başladığımda 4. sınıflara ebru dersi veriliyordu. Küçük olduğum için ebru dersi alamadım. O zamandan beri ebruya merakım var. Atölyeye gelmeden önce de ebru san'atının alt yapısını araştırdım, yapılışını kısa videolar şeklinde internetten takip ettim. Ebru, kısa sürede öğrenilebilecek bir san'at değil. Hoca - talebe ilişkisi içinde uzun soluklu bir eğitim alınması şart. Çünkü, her san'atta olduğu gibi her şeyden önce malzemeyi tanımak, el alışkanlığı kazanmak önemlidir.”

YAPTIĞI EBRULARI

TORUNLARINA HEDİYE EDİYOR

Emekli kursiyerlerden Dursun Dokuyucu da kursa başladıktan sonra kendisinde olumlu yönde bir çok değişiklik olduğunun altını çizdi. Dokuyucu, insanlarla konuşma tarzının, hayata bakış açısının ve hatta aile ortamının bile değiştiğini anlattı. Ebru’nun kendisini mutlu ettiğini ifade eden Dokuyucu, yaptığı eserleri hatıra için torunlarına hediye ettiğini ifade etti. Emekli kursiyerlerin ebru san'atına olan ilgisinden ve derslerdeki performanslarından memnun olduğunun altını çizen ebru san'atçısı Aliye Başbekleyen ise şunları ifade etti: “Emekli kursiyerlerim derslerde çok dikkatli. Onların bu istekli halleri hepimizi mutlu ediyor. Güzel eserler çıkaracaklarını tahmin ediyorum.” Çorum / cihan

05.08.2009


 

AMASYALI ORMANCILAR, “ORMANCI TÜRKÜSÜ”NDEN RAHATSIZ!

AMASYALI ormancılar ‘’Ormancı Türküsü’’nün ormancılar hakkında yanlış imaj oluşturduğunu savunurken, Amasya Orman Bölge Müdürü Ömer Naci Kaya’da internet sayfasında yaptığı yorumda türküyle ilgili ‘’insaf’’ değerlendirmesinde bulundu. Kaya, Bölge Müdürlüğünün internet sayfasındaki ‘’yorumsuz’’ başlıklı değerlendirmesinde, söz konusu türkünün gerçek hikayesini bilmeyenlerin sadece belirli bölümlerini okumasının ormancılar hakkında yanlış imaj oluşturduğunu savunarak, ‘’insaf doğrusu’’ görüşünü ifade ederken, ayrıca babası kaçakçılar tarafından şehit edilmiş bir orman muhafaza memurunun kızının yazdığı ‘’Ormancı Türküsüne Nazire’’ adlı şiire de yer veriyor. Kaya, duyarlı bir meslek olan orman muhafaza memurluğunun düğün ve çeşitli eğlencelerde seslendirilen Ormancı Türküsü ile rencide edildiğini savundu. Türkünün en çok okunan ve bilinen nakarat bölümünün ormancıları sarhoş ve kavgacı insanlar gibi gösterdiğini ileri süren Kaya, türkünün gerçek hikâyesinin birçok kişi tarafından bilinmediğini belirtti. Amasya /aa

05.08.2009


 

Baba mesleği; kilim dokumacılığı

nANTAKYA’DA 50 yıldır kilim dokuyan Mehmet Gümüş, baba mesleğini çocuğuna ve eşine öğreterek bir mesleğin yok olmamasına çalışıyor. Küçükken babasından kilim dokumacılığını öğrenen Mehmet Gümüş, şimdi mesleğin yok olmaması amacıyla kilim dokumacılığını eşi Fatma ve Oğlu Yusuf’a da öğretiyor. Mehmet Gümüş, 50 yıldır baba mesleğini sürdürdüğünü ifade ederek, ilk yıllarda babasının kendisini zorla atölyeye soktuğunu, daha sonra kendisinin mesleği öğrenerek zevkle yaptığını ve ailesini geçindirdiğini söyledi. Kilim dokumacılığının yok olan meslekler arasına girdiğini hatırlatan Gümüş, mesleğin yok olmaması için de mesleği eşine ve oğluna öğrettiğini belirtti. Şu anda ailece bu işi yaptıklarını söyleyen Gümüş, “Bu mesleğin tarihler boyu sürmesini istiyorum, nesilden nesile sürsün diye çaba sarf ediyorum. Haftada 10 kilim üretiyoruz. Yerli ve yabancı turistlere kilimleri satıyoruz. Ama kilim satışında görülür bir azalma var, insanlar eskisi gibi kilimlere oturmak için değil duvara süs olarak asmak için satın alıyorlar” şeklinde konuştu. Lise öğrencisi Yusuf Gümüş de baba mesleğini sürdürmek istediğini belirterek, “Özellikle yazları babamın yanına gidip mesleği öğrenmek istiyorum. Bu mesleği büyüyünce ben de yapmak istiyorum. Bu işin okulunu okuyup bu işi yapacağım. Şimdilik okul çıkışlarında babama yardım ediyorum” dedi. Hatay / cihan

05.08.2009


 

Erciyes’in dağlarında tutkal gibi yoğurt

nERCİYES Dağı’nın 2 bin 500 metre yükseklikteki yaylalarında beslenen koyunlardan alınan sütlerle yapılan yoğurt, vatandaşların ilgisini çekiyor. Tutkal gibi kabını tutan ve tamamen ters çevrilmesine rağmen kabından dökülmeyen yoğurt, ilk defa gören vatandaşları hayrete düşürüyor. Babası Adem Armut’la birlikte 20 yıldır Erciyes Dağı’nın eteklerinde kurulan pazarda yöreye ait tabiî ürünlerin satışını yapan Osman Armut, yoğurdun sütün özelliğinden dolayı dökülmediğini dile getirdi. Erciyes’in yaylarında beslenen koyunlardan elde edilen sütle yapılan yoğurdun iyice kaynatılarak suyunun tamamen alındığını kaydeden Adem Armut, “Suyu alındığı için de içerisine konulan bakraca adeta tutkal gibi yapışıyor. Tamamen ters çevrilse dahi dökülmüyor. Bu yoğurdun lezzeti de farklı oluyor. İyice kaynatılan 4 kilogram sütten 3 kilogramlık yoğurt çıkıyor. 4 kilogramlık normal sütle yapılması halinde daha fazla yoğurt alınabiliyor. Yoğurdun uzun sürede bozulmama özelliği bulunuyor. Vatandaşlar hem lezzetinden hem de bozulmama özelliğinden dolayı tercih ediyor” dedi. Yoğurdun havada tamamen ters çevrildiği halde dökülmediğini gören vatandaşlar şaşkınlıklarını gizleyemiyor. İlk defa böyle bir yoğurt yediklerini ifade eden pazar müşterileri, yoğurdun lezzetinin çok güzel olduğunu dile getirdiler. Kayseri / cihan

05.08.2009


 

Terapi saati

Terapi saatindeyim…

Bir akşam üstü, küfür küfür esen rüzgâra durdurup yüzünü, batan güneşi karşına alıp, bilgisayarın önünde, çayın yanında, bahçe sulayan annene hayranlıkla bakmak, tam bir terapi saati değildir de nedir?

İnsanlar milyonlarca lirasını psikologlara döküyorlar ya günümüzde. Halbuki en iyi psikolog insanın ailesi, terapi saati ise, ailesiyle geçirdiği zamanlar değil midir? Öyledir, ama her aile elbette ki bu alt yapıya sahip değildir. Öyleyse böyle bir aileye sahip olanlar hayli şanslıdırlar ve şükür üstüne şükür etmelidirler…

İkinci bir terapi saati…

Yeşil ve sessiz bir yolda, yanında sana durmadan dil döküp duran, aynı dertleri paylaştığınız, aynı tarafa büyük bir içtenlikle samimiyetle baktığınız, yüzünüze gülerken gözlerinin içi gülen arkadaşınızla yürümektesiniz. Böyle bir zaman terapi için en iyi zaman dilimi değil midir? Olmadı derdini dinlediniz arkadaşınızın. Olmadı gözyaşlarını sildiniz. Olmadı siz başladınız anlatmaya, “torbanızda biriktirdiklerinizi.” En güzel terapi…

Üçüncü terapi saati...

Şimdi diyeceksiniz ki sen de ne dertliymişin ki durmadan terapi saatlerinde buluyorsun kendini. Ne edelim, her bir terapi saatinde ayrı bir yanımız çözülüyorsa, terapi kişilerini de değiştirmek efdaldir. Bir yere odaklanamaz dertler sıkıntılar. Sadece bir yere odaklarsak, o terapi edilse bile iyileşmeyecek bir yaraya dönüşebilir, kangrene çevirebilir. Hasılı demem o ki dertlerin ayrı ayrı olması bile bir nimettir.

Üçüncü terapi saati demiştik; almışsın kitabını eline… Öyle ki kitap ki tam sana uygun.. Akıp gidiyor mübarek. Beynindekiler teker teker tekrar işleniyor. Doğru bildiklerin pekişiyor, yanlış bildiklerin yine bir gözden geçiyor. Aklında, fikrinde o konuya dair ne varsa tarıyorsun hasılı. Yıkıyorsun beynini, tozunu alıyorsun, havalandırıyorsun. İstiflenmiyor bilgilerin, küflenmiyor, şöyle dışarı çıkıp bir hava alıyor. İşte sana terapi saati. Aklında ne var ne yok bir gözden geçiyor.

Ama en sıkı terapi vakti ne zaman derseniz, elbette ki yazmak zamanı derim. Bu bir arkadaşınızla yazışmak şeklinde de olabilir, günlük yazmak şeklinde de, bir yazı yazmak şeklinde de.. Çünkü kitapla havalandırdığınız beyniniz ancak yazmakla düzene girer ve orada ne olup bittiği en iyi yazmakla göze görünür..

Bir mübarek mekândasın. Havadar bir yer. Havadar olmasa bile ruhuna hava aldırabilecek seviyede maneviyat kokan bir yer. Gözünde yaşın, dilinde duân dizlerini almışsın altına, bükmüşsün boynunu Allah’ına, habire duâ ediyorsun.. Duâ ederken illaki bir şey istemek mânâsında değil elbet! İçini dökmek anlamında. Öyle birine içini döküyorsun ki Rakîb, O.. Hafîz, O… Ve Mucîb, O… Boynunun büküklüğü yetmedi, alnın secdede… Anlatıyorsun habire.. Acizliğinde kuvvet buluyorsun, fakirliğinde zenginlik.. Çünkü Kadîr, O... Ganî, O.. Böylesi terapiye can kurban. Kalır mı derdin, tasan? Bunalır mı ruhun, cesedin?

Durmak ve dinlemek. Durmak ve etrafa bakmak. Durmak ve kendine bakmak. İşte sana terapi.

Bunlardan başka bir çok terapi saati ekleyebilirsiniz kendi hayatınızdan. Tabiî önce durup bakmanız gerekecek...

Sağlıklı ve duâlı günlere...

FİLİZ GENÇ

05.08.2009

 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri

Bütün haberler

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.