"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Îsâ (as) tanınacak mı?

Abdülbakî ÇİMİÇ
06 Ağustos 2018, Pazartesi
On Beşinci Mektup’taki ilgili bahsiste: “Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarrep ve havâssı, nur-i imân ile onu tanır. Yoksa, bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” deniliyor.

Ahirzamanda vukua gelecek hadiselerden birisi de Hz. Îsâ’nın (as) tekrar yeryüzünü nüzul edişidir. Hz. Îsâ’nın (as) tekrar yeryüzüne inişini Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm), “Hayatım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Meryem oğlu Îsâ inecek, aranızda amel edecek, âdil bir hâkim olarak Salîb’i (hurâfelerle doldurulmuş Hıristiyanlığı) kıracak.” 1 Ve “Meryem oğlu Îsâ (as) gökten sizin yanınıza indiği ve imamınıza uyduğu zaman bakalım nasıl olursunuz?”2 şeklinde ifade buyurur.

Pekâlâ, Hz. Îsâ’nın (as) tekrar yeryüzüne inişi nasıl olacak ve onu herkes tanıyabilecek mi? Öncelikle On Beşinci Mektup’taki ilgili bahsi iktibas edelim: “Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî Îsâ olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarrep ve havâssı, nur-i imân ile onu tanır. Yoksa, bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.”3

Burada önemli birkaç noktayı hem iktibas edelim, hem de izah edelim.

Risale-i Nur’da ifade edildiği cihetle “Din bir imtihandır. Teklif-i İlâhî bir tecrübedir. Tâ ervah-ı âliye ile ervah-ı safile müsabaka meydanında birbirinden ayrılsın. Nasıl ki bir madene ateş veriliyor, tâ elmasla kömür, altınla toprak birbirinden ayrılsın. Öyle de, bu dâr-ı imtihanda olan teklifat-ı İlâhiye bir iptilâdır ve bir müsabakaya sevktir ki, istidad-ı beşer madeninde olan cevahir-i âliye ile mevadd-ı süfliye birbirinden tefrik edilsin. Madem Kur’ân, bu dâr-ı imtihanda bir tecrübe suretinde, bir müsabaka meydanında beşerin tekemmülü için nazil olmuştur; elbette şu dünyevî ve herkese görünecek umur-u gaybiye-i istikbaliyeye yalnız işaret edecek ve hüccetini ispat edecek derecede akla kapı açacak. Eğer sarahaten zikretse, sırr-ı teklif bozulur.”4 Ayrıca “İman ve teklif, ihtiyâr dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.”5 Hatta, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmın nüzulü dahi ve kendisi Îsâ Aleyhisselâm olduğu, nur-i imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez.6

Görüldüğü üzere din bir imtihan ve tekliftir. Akla kapı açar, iradeyi elden almaz. Bu sırdan dolayıdır ki vukuat-ı istikbale dair hadîsât sırr-ı imtihana aykırı olmamak şartıyla ihbar edilmiştir. Belki nur-u imanın dikkatiyle o eşhas-ı ahir zaman tanınabilir. “Yoksa, bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır.”7 Hz. Îsâ (as), fiilleriyle bilinir. O fiiller de “Nur-u imanın dikkatiyle” görülebilir. Buradan hareketle şunu ifade edebiliriz. Ahirzamanda tekrar nüzul edecek olan Hz. Îsâ’yı (as) herkes tanıyamayacak ve bilemeyecektir. Çünkü Hz. Îsâ’nın (as) ahirzamandaki nüzulü peygamber olarak değil, Peygamber Efendimiz’in (asm) şeriatına tabi olacak bir veli olarak gelecek. Peygamberlik makamı aşikâr olduğu halde, velilik makamı ihfayı gerektirir. Onun için Hz. Îsâ (as) tekrar nüzul ettiğinde aşikârâne bilinemeyeceği için herkes onun hakiki Îsâ olduğunu bilemeyecek. Bu sırdan dolayıdır ki “Onun mukarrep ve havâssı, nur-i iman ile onu tanır.”

Hz. Îsâ’nın (as) mukarrep ve havâssı kimlerdir?

Mukarrep; derecesi en yüksek olana denir. Havâs; üst tabaka, seçkinlerdir. Îsâ Aleyhisselâmın havâssı ise, onun en yakınında bulunan mukarrepleridir. Yani Hz. Îsâ’nın (as) mukarrepleri olan havâssı, Îsevî dininin tasaffisinde vazifeli “Müslüman İsevîleri” ünvanına lâyık 8 bir cemiyettir. Bu mukarrepler, Hazret-i İsâ Aleyhisselâmın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatiyle birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemâati namı altında bulunurlar. Bu mukarrep ve havâs, İsevî ruhanîlerdir. O ruhâniler, ahirzamanda din-i İsevînin hakîkatini hakikat-i İslâmiye ile mezc ederler. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlûp olan İsevîlik ve İslâmiyet, ittihad neticesinde dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtmaya çalışırlar. O İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.

Böylece İsevilik dinî tasaffi ederek, teslis inancından kurtulup İslâmiyete inkılâp edecek. Bu vaziyet bir nevi İsevîlik dininin hurafelerden tasaffisi olmuş olacaktır. Bundan sonra Hıristiyan dünyasında İslâmiyeti kabul edenler çoğalacak ve Müslümanlarla İsevîler ittihat edip dinsizlik cereyanlarına karşı beraber mücadele edecekler. Ve böylece o dehşetli dinsizlik akımlarını öldürecekler. İşte bu çok güzel gelişmeleri Hz. İsâ (as) izn-i İlâhî ile görmüş ve bilmiş; bu sebeple İslâm ümmetinden olmak istemiş. Cenâb-ı Hak da bu duâ ve isteğini kabul ederek ahirzamanda Hz. İsâ’nın (as) Hz. Muhammed’e (asm) ümmet yapmış.

Dipnotlar:

1- Buhârî, 6/1018; 

Tirmizî, Fitne, 44.

2- Buhârî, 9/1406. 

3- Mektubat, s. 96. 

4- Sözler, s. 422.

5- Şuâlar, s. 913.

6- Şuâlar, s. 914. 

7- Mektubat, s. 96. 

8- Mektubat.

 

Okunma Sayısı: 2828
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • süleyman ALIÇ

    6.8.2018 10:11:11

    Teşekkürler Baki hocam güzel bir Risalei Nur derlemesi yapmışsınız, Ayrıca Dünkü Çorum Kargı yaylası Pikniğinde yapmış olduğunuz Risalei nurun MESLEK ve MEŞREBİ' nin izahı konulu ders çok istifadeye medar ve harika oldu Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı