"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Lâ Mehdî, illâ Îsâ” meselesi

Abdülbakî ÇİMİÇ
03 Eylül 2018, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, On Dördüncü Şuâ’daki “Hatâ-Savab Cedveli”nin 75. maddesinde geçen “Lâ Mehdî, illâ Îsâ”, yani “Îsâ’dan başka Mehdî yoktur” mealindeki görüşün, “Az bir kısım Hanefî uleması”na ait olduğunu belirtiyor.

Bu tarz görüşleri serdeden El-Berzenci gibi azınlığın da azınlığı derecesindeki grubun infirâdî yorumuna mukâbil, Üstad Bediüzzaman Hazretleri, “sevâd-ı âzam”ın içtihadına itibar edip rivâyetleri de öyle yorumlamış. On Dördüncü Şuâ’da mesele şu şekilde geçmektedir:

Hata 75: Ehl-i Sünnete göre, İmam-ı Mahfî ve İmam-ı Muntazır akîdesi bâtıldır.

Sual: Mehdî hakkında Şiîlerin “On iki imamdan birisi hayatta iken gizlenmiş, âhirzamanda çıkacak” demelerine mukabil, Ehl-i Sünnetin bir kısmı “İmam-ı Muntazır akîdesi bâtıldır” demişler. Az bir kısım Hanefî uleması da “Lâ Mehdî, illâ Îsâ” 1 demişler. Bunda hem Denizli’deki ehl-i vukufun bir kısmı, hem makam-ı iddia yanlış mânâ vermişler. Her asırda mehdî mânâsına ümmetin fıtrî bir ihtiyacına binâen beklemişler. Ve birkaç vecihte, rivayetlerin delâletiyle birkaç Mehdî, belki her asırda bir nevi mehdî sâdât-ı Ehl-i Beyt’ten geleceği ümmetçe kabul edilmiş. Buna hatâ diyen bir kaç cihette yanlış eder. 2

Bu konuda şöyle bir hadis rivayet edilir: “Hz. Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: Resulullah (asm) buyurdular ki: (İslâm’ı yaşama) İşi gittikçe zorlaşacak. Dünya da (gerçek Müslümanlara) gittikçe sırt çevirecek. İnsanların da cimriliği artacak. Kıyamet ancak şerirlerin tepesine kopacak. Mehdî, Hz. Îsâ’dan başkası değildir.” 3 Zehebî, Hakim’in rivayetinde yer alan bir râvînin zayıf olduğunu söyleyerek, hadisin zayıf olduğuna işaret etmiştir. 4 Bundan daha sahih olan rivayetlerde, hadisin diğer ifadeleri aynı olmakla beraber, “Meryem oğlu İsa’dan başka Mehdi yoktur.” ifadesi yer almamıştır. Taberanî’nin rivayet ettiği hadisin meali şöyledir: “İşler gittikçe şiddetlenecek/sıkıntıya düşecektir, dünya gittikçe sırt çevirecektir, insanlarda hırs gittikçe artacaktır, kıyamet ancak insanlardan en kötü olanlarının başına kopacaktır.” Heysemî, bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir. 5 Şayet hadis sahih kabul edilse bile, bunun gerçekten Al-i Beyt’ten gelen bir Mehdî’nin (Muhammed Mehdî’nin) gelemeyeceği anlamında anlamamak gerekir. Çünkü, tevatür derecesinde Peygamber Efendimiz’in (asm) kızı Hz. Fatıma’nın (ra) neslinden gelen, Hz Îsâ’nın (as) kendisinin arkasında namaz kılacağı bir Mehdî’nin geleceğine dair çok sayıda sahih hadisler vardır. 6

Bu konu ile ilgili Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin Denizli Mahkemesi Müdafaaları’nda [31 Mayıs 1944 Denizli Cezaevi’nde mevkuf] Ankara Bilirkişi Raporu’na itirazında detaylı bir izah vardır. 

Bilirkişi raporuna yapılan itirazın onuncu sehiv ile ilgili kısmı şöyledir:

Onuncu sehiv: Hem aynı sahifede: “İki türlü Deccal ve Süfyan diye, zaruriyat-ı diniyeden olmayan bunlarda ‘icma var’ diyor. İnanmayanlara ‘zındık, dinsiz, mülhid’ hükmünü veriyor. Halbuki Mehdi, deccal, süfyan gibi şeyler Kur’ân’da yoktur, icma da yoktur. Yalnız Taftazanî, ‘Bunlar gayr-ı mümkün şeyler olmadığından bu babda rivayet edilen hadisleri kabul ederiz’ demiş. Hem İmam-ı Mahfî ve Mehdi-i Muntazar, bâtıl olduğuna Ehl-i Sünnet’in ittifakı var.”

Elcevap: Acelelik sebebiyle gayet sathî bir surette yüzer risâleden ziyade kitaplar tedkik edilmeden, bir mahrem risâlenin bir ibaresinden böyle bir hüküm isnad etmelerini o müdakkik zatlara yakıştıramıyoruz.

Evvelâ: Taftazanî ahirzaman hâdisâtı hakkında değil, belki hadisât-ı uhreviyeden bir acib kısım hakkında o sözleri Şerhu’l-Makasıd’da yazmış.

Saniyen: Risâle-i Nur’dan mahrem bir cüz’ü: “İki deccala inanmayan dinsizdir” demiyor. Hem deccalın hurucu bütün akide-i İslâmiye kitaplarında mezkûrdur, icmaa mazhardır. Mehdî ve süfyan mefkûresi ise, ümmet içinde gayet esaslı bir tarzda ve ehemmiyetli bir hikmete binâen cereyan edip, gelmiş. Âdeta ümmetçe telâkki-i bilkabul nev’inden bir medâr-ı teselli olarak her asırda Âl-i Beyt-i Nebevî’den bir hidayetkâr imdada yetişmesi tesellisi ile devlet-i süfyaniyede ve Emeviyede eski zamanda Yezid ve Velid gibi süfyan mânâsını veren hâkimlere karşı dayanmak için her asrın ihtiyacı bu mefkûreyi idame etmiş. Ve bu hakîkatı cüz’î-küllî her asır gösterdiği gibi bu asır da bir derece göstermiş diye, Risâle-i Nur’un beyanatı hiçbir cihetle hakaik-i İslâmiyeye münâfâtı yoktur. Fakat Hanefî ulemasından bir kısmı “Lâ Mehdî, illâ Îsâ” demelerine binâen, ulema-yı Hanefiye sair mezhebler gibi, mehdî ve süfyan hadislerine akide noktasında bakmıyorlar. Risâle-i Nur’un üstadlarından bir üstadı İmam-ı Gazalî ve birisi de Abdulkadir-i Geylânî’dir (Fakat tarikat cihetinde değil, hakîkat cihetinde). Ve birisi de en başta İmam-ı Ali (ra) olmasından, onların ittifak ettikleri meseleler elbette maden-i risâletten alınmıştır, diye Risâle-i Nur kabul etmiş. Ve İmam-ı Ali (ra) kasidesinde süfyana “İslâm Deccalı” namını vermesi, bize bir hüccet hükmüne geçmiş. Yalnız Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği hadisten başka pek çok imamlar ve büyüklerden gaybî ihbarlar vardır. Ve vaki-i hâl, vukuatıyla tam tasdik ediyor.

Hem Ehl-i Sünnetçe batıl olan Mehdî-i Muntazar budur ki: “Şiîlerin bir kısmı; on iki imamdan birisi ölmemiş, bin senedir gizlidir, sonra meydana çıkacak, dünyayı ıslâh edecek. Mehdî-i Muntazar budur.” Ehl-i Sünnet bu fikre ‘bâtıldır’ der. Yoksa Ehl-i Sünnetin, ekseriyetçe kabulü olan ve intizar edilen Muhammed Mehdî hakkında hadisler var. Ve “Lâ Mehdî, illâ Îsâ” diyen ulemaların fikirlerini kabul etmediklerinin hikmeti şudur: Âhirzamanda dinsizlik cereyanına karşı mukabele etmek, ancak İsevî’nin hakikî dini hakîkat-ı Kur’ân’la ittihad ederek; Kur’ân ise esas ve imam olup, İsevî dini ona tabi olacağına işareten bir rivayette var ki: “Îsâ gelir, namazda Mehdî’ye iktida eder.” Eğer o kısım ulemaların fikri gibi olsa, o halde İsevîlik esas ve imam olması lâzım geliyor… (31 Mayıs 1944 Denizli Cezaevinde mevkuf Said Nursî) 7

Dipnotlar:

1- “İsa’dan (as) başka mehdi yoktur.” el-Berzenci, el-İşâa’ fi Eşrâti’s-Sâa’: s. 112.

2- Şuâlar, s. 668.

3- İbn Mace, Fiten, 24; Hakim, 4/441.

4- Zehebî, Telhiz-Hakim’le birlikte, a.g.e.

5- Mecmau’z-Zevaid, 8/14.

6- https://sorularlaislamiyet.com/la-mehdi-illa-isa-sozu-hadis-midir-bundan-maksat-nedir-nasil-anlamak-gerekir-0

7- Denizli Mahkemesi Müdafaaları [31 Mayıs 1944 Denizli Cezaevinde mevkuf] Ankara Bilirkişi Raporuna itiraz dilekçesi.

Okunma Sayısı: 4413
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    3.9.2018 16:49:54

    Mesele son cümle ile daha da tavazzuh ediyor. Allah razı olsun. Ancak şu da anlaşılıyor ki "Mehdi sadece İsa'dır" hadisini Üstad reddediyor değil, bir tevil ile (?) demek kabul ediyor. Fakat bu hadise dayanarak mehdinin reddedilmesini reddediyor. Aksi halde daha kuvvetli ve meşhur hadislerle tearuz ortaya çıkıyor. Çünkü İslam, tabi makamına tenzil edilmiş oluyor.

  • Mehmet Çetin

    3.9.2018 12:56:29

    Abdülbaki Hocam, tebrikler. Risale-i Nur'da bu nevi mühim meseleleri yine ayet, hadis ve Risale-i Nur kaynakları ile izah ediyorsunuz. Rabbim, hizmetlerinizi kabul eylesin. Amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı