Ve Sâni-i Zülcelâl kendi ruhundan üflemeyi irade etti insana..
Ve ilk Ruhu, O kutlu Ruhu yarattı Rahman..
Onun Adına da “Muhammed” (asm) dedi.. Sonra da diğerlerini yarattı..
Ve pişelim diye tasarlanmış o güzel meydanı..
Ona da “Dünya” dedi..
Ve Adem’i..
Havva’yı..
Musa’yı..
İsa’yı..
Ve daha nicelerine can verdi, isim verdi..
Adına “insan” dedi Allah!
Merhamet O’ndandır.. İstedi ki insanda da olsun.
Şefkat O’na hastır.. İstedi ki insan da şefkat duysun.
Keza sayısız İsim vardır O’nda..
İstedi ki insanda da O İsimlerin bir kısmının zerreleri olsun..
Ki O’nu daha iyi tanıyabilelim..
Zira oldu da..
Çünkü O “ol!” dedi..
Ve oluverdi..
Ve Adem’i indirdi yeryüzüne..
Ve hayat başladı..
Hayat.. Ah ne zor şu hayat kimilerine.. Kimilerine de kadar da kolay..
Hayat , kalitesini arttırabildiğin kadar güzeldir..
Aslında sadece ikili insan münasebetleri gibi gelir insana kaliteyi arttırabilmek..
Ama sadece bu demek değildir aslında..
Ya da öncelik o değildir..
Ve öyle olduğunu sananlar için gerçekten zordur şu hayat dedikleri..
Hayat..
Ah hayat ne kadar da zormuşsun ben ve benim gibi yanılanlara..
Çünkü ben de hayatı sadece ikili insan münasebetlerinden ibaret sananlardandım..
Ama aslında, insan kendisiyle anlaşabildiği kadar arttırır yaşamanın lezzetini!!
Peki insan nasıl kendisiyle anlaşabilir?
Kendisiyle anlaşabilmenin sırrı kendisini tanıyabilmede ve anlayabilmede gizlidir insanın.
Kendisini anlayabilmek için de kendini yaratanı tanıyabilmelidir insan.
Çünkü O, kendi Ruhundan üflemiştir bize!