"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cemaatsiz Nurculuk

Akif ARSLAN
10 Nisan 2015, Cuma
İlk olarak kulaktan kulağa “şu cemaatte şu eksik.. bu cemaatte bu eksik.. onlar o hatayı yapıyor.. bunlar bu hatayı yapıyor” gibi sözler dolaştırıldı.

Zaten 80’lerde zihinlere yüklenmiş fikirler tekrar tahrik edilerek adavet duygusu ve tabiî olarak da adavet beslediği kişilerden ve cemaatlerden soğuma hissi canlandırıldı. Küfür odaklarının, bu satranç oyununu fark edemeyen bazı kardeşlerin içine zerk edilen “hizmetlere zarar getirtmemek için hataları tesbit etme” perdesi altındaki “kardeşlere adavet zehri” giderek vücutlarına yayıldı ve o vücutlarda da kalmayıp sağa sola bulaşmaya başladı. Başta, sadece kendi içinde bulunduğu cemaat haricindeki diğer cemaatlerden soğutmak planı devreye alındı. Kişiler diğer cemaatleri düşmancasına beğenmez hale gelince de sıra kendi içinde bulunduğu cemaate geldi. Haliyle kişi tabiri caizse cemaatsiz kaldı. Kafası karıştırılmış ve cemaatinden ve cemaatlerden soğutulmuş bu kardeşler haliyle Cemaatsiz Nurculuk yoluna başvurmaya mecbur edildi. Asıl plan zaten tam olarak buydu!

Cemaatten soğutulan, ancak Nur Talebesi olan bu kardeşler “cemaati umursamadan kendi başlarına hizmet etmek” gayreti içerisine girdiler. Bir kısmı cemaatinden ayrılıp “dernek” adı altında hizmet etme gayreti içerisine girdi. Hiçbir cemaate bağlı olmayan cemaatsiz bir hizmet modeli... Bu modelden ayrıntıları ile yazarımız M. Latif Salihoğlu “Sulandırılmış Risale Dersleri” isimli yazısında ve devamındaki yazılarda daha bahsettiği için teferruata girmiyoruz. Bir kısmı da cemaatlerinde kaldılar, ancak ne alınan meşveret kararları onları bağlar oldu, ne de cemaatin meslek-meşrebi... Sorduğunda o cemaatin adından dahi rahatsız... Ama aynı cemaatin içinde cemaatsiz hizmet eri (!) Asıl hedefleri ard niyetsiz olarak güya “Sadece Risale-i Nur Hizmeti”. 

Ama meşveret ve cemaat kavramından uzaklaştıkça, o zaman hatalar kabul edilemez boyutlara geliyor. Meşveretsiz bir hizmetin, maalesef Risale-i Nur’a değil, başka odaklara bilmeyerek hizmet etme ihtimali çok yüksek.

Kusurdan müberra olan İslâm ve İman dâvâsıdır. Mükemmel olan Risale-i Nur ‘un şahs-ı manevîsidir, Nurculuktur. Mükemmel olan Risalelerin bize sunduğu çözümler ve prensiplerdir. Kısacası mükemmel olan Kur’ân’dır, hatasız olan Allah’tır. Şahıslar değil! Meşveret mekanizması tam işleyen ve meşveret kararlarına itibar edilen bir cemaat hata yapmaz, yapamaz. Bir hata veya kusur var ise, o şahıslara aittir! Eğer gerçek bir hatadan bahsedilecekse, bu, alınan meşveret kararına itibar edilmemesidir!

Bu hakikatleri bilmemize rağmen, Risale-i Nurlardan bir nebze uzaklaşan veya siyasî tarafgirlik hastalığına tutulan veya kandırılmaya müsait fıtrata sahip bazı Nur Talebelerine bunları zamanında bölerek yutturdular. Şimdi de cemaatsiz ve meşveretsiz Nurculuk adı altında yutturmaya devam ediyorlar. Bu plan da akim kalacaktır biiznillah. Ama unutulmamalıdır ki, komite pes etmeyip bir başka planla karşımıza tekrar çıkacaktır. Ve o da akim kalacaktır. Risale-i Nur hizmeti asla engellenemez, çünkü onun muhafazası Cenâb-ı Hakk’a aittir. Mesele; “Biz kendimizi bu satranç oyunlarından ne derece muhafaza edebiliyoruz? Bu sınavlardan Allah nezdinde kaçından geçer not alabiliyoruz?”

Yazımıza Üstadımızın talebelerine yazdığı—ki bizler de kendimizi onun bir talebesi olarak biliyorsak bize de bakan bir mektup olan ve onları ve bizleri ciddî uyarır mahiyetteki—bir mektubuyla noktalayalım:

Aziz, sıddık kardeşlerim,  

Gayet ehemmiyetli bir meseleyi-bundan evvel size icmalen beyan ettiğim meseleyi-tekrar size söylememe kuvvetli, manevî bir ihtar aldım. 

Şöyle ki: Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zahirî dinsizliğe alet edip, bize hücumları akim kaldığı ve Risale-i Nur’un fütuhatına menfaati olan eski planlarını bırakıp daha münafıkâne ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plan çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü.  

O planların en mühim bir esası, has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkünse Risale-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acip yalanları ve desiseleri istimal ediyorlar ki, Isparta ve havalisi, Gül ve Nur fabrikasının kahraman şakirtleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin.. 

İnşaallah bunların bu planları da akim kalacak. Böyle heriflere dersiniz:  

“Biz, Risale-i Nur’un şakirtleriyiz. Said de, bizim gibi bir şakirttir. Risale-i Nur’un menbaı, madeni, esası da Kur’ân dır. Yirmi senedir emsalsiz tetkikat ve takibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmana da ispat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkârı olan Said ne halde olursa olsun, hatta Said de-el iyazü billah-Risale-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadakatimiz ve alâkımızı inşaallah sarsmayacak” deyip, o kapıyı kaparsınız. Fakat, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur’la meşgul olmak, elinden gelirse yazmak ve mübalâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek, ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir.  

Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ediyoruz.

(Said Nursî, Emirdağ-1).

Okunma Sayısı: 9315
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Feyzi ARSLAN

    13.04.2015 00:58:02

    Tesbitler yerinde,tebrik ederim. şahş-ı manevi ferit makamına mazhardır.şahıs hiçtir.

  • kamil dağıstanlı

    10.04.2015 22:46:07

    "Kendilerine göre Risale-i Nur'a hizmet ediyorlar" denilenler cemaatsiz nurcular konumundadırlar. Meşverete değişik gerekçelerle şimdilik uymayanları da kaybetmeyelim kaygısı taşıyanlar, külliyatı 6 defa değil, 36 defa da okusalar, anlamış sayılmazlar. Günümüzde Risale-i Nur mesleğinin en önemli karar mercii olan Meşveret ve Şûrâ'yı kafamıza uymuyor diye takmayanları kazanma gayreti göstermek nazarımda Zübeyr Gündüzalp'ın tüm gayretlerini sıfırlamak demektir. Biz onları kazanmaya mecbur değiliz. Meşveret ve Şûrâ'ya önem vermeye mecburuz. Bizi yüceltecek olan da budur.

  • Kadir Akbas

    10.04.2015 21:33:25

    Tespitlere aynen katiliyorum. Uzun yillarini cemaatsiz bir dernekte harcamis biri olarak bu vartanin anlatil Asi zaruretine inaniyorum.

  • Recep

    10.04.2015 19:32:46

    Bir çoğunuzdan yaşça büyük bir ağabeyiniz olarak size itidal,iyumuşak huyluluk,tahammülve risale-i nur'u anlayarak okumayı acizane tavsiye ediyorum.Kutlular Ağabey'in bir sözü vardı"Risale-i Nur'u en az altı defa okumadan anlamış sayılmazsınız" derdi.Kendisi şu an hayattadır.Bu fakir de onun "Münazarat" derslerinde çok bulunmuş birisidir.Biz bırakalım kardeşlerimizle uğraşmayı de ,bırakalım başkalarının eksikliklerini ve kusurlarını da Risale-i Nur'a talebe ve hizmetkar olalım.O bize kafidir.Meşverete değişik gerekçelerle şimdilik uymayan kardeşlerimizi de kaybetmeyelim onları kazanalım. Risale-i Nur talebeliği bunu gerektiriyor çünkü.

  • Recep

    10.04.2015 19:25:27

    Daha sonra Köprü'den gelme Metin Karabaşoğlu,Senai Demirci,Sadık Yalsızuçanlar ve diğerleri yazmaya başladı.Şimdiki değerli yazarlar da vardı.Çok renkli günlerdi anlayacağınız.Yeni Asya o zamanların çok kullanılan tabiriyle "Bir okul" olmuştu.Şimdi bu insanlar başka yerlerde yazıyor diye onlara değişik gözle mi bakacağız?Bir şekilde camiadan ayrılan nur talebelerine hasım mı olacağız?Tabii ki hayır. Selattin Yaşar Ağabeyin bizzat kendisinden duymuştum:"Yeni Asya okulundan çıkan yazarlar başka yerlerde de yazsa esas meselelerde hata yapmazlar " demişti.Nitekim aralarından risale-i nura hasım durumuna gelmiş birini ben tanımıyorum.Hepsi kendilerine göre risale-i, nura hizmet ediyorlar.

  • Recep

    10.04.2015 19:18:12

    Bediüzzaman daire daire risale-i nura intisabı daire daire ayırmış.Talebe dairesi,kardeş dairesi hatta dost dairesi olarak mütedahil daireler vardır,diyor.Bunlar arasında şu cemaat veya bu cemaat dairesi var mı merak ediyorum?En dıştaki dairedekileri bile dışlamamak ve dostça ve kardeşçe davranmak gerekirken hangi gerekçelerle dışlayıcı tavırlarda bulunabiliriz.1984 ten buyana bu cemaatin gazetesini okuyorum.O zaman adı Yeni Asya değildi.Yeni nesil ve daha başka adlarla dahi çıktı.Mustafa Kaplan'ınsert yazıları bile bu kadar dışlayıcı değildi.Dindar olan insanlara ve cemaatlere "Refikimiz" diyerek oklarını yöneltmezdi.Bünyamin Ateşler,Burhan Bozgeğikler,Niyazi Birinciler yazardı".Meşhurların son anları yazı dizisi" çok yankı yapmıştı.Yazarı yanılmıyorsam Burhan Bozgeğik'ti.

  • Recep

    10.04.2015 18:24:37

    Kardeşim, siz de bir bakıma bu kardeşlerimize bu tutumu almakla tenkid ettiğinizi kendiniz de yapmış olmuyor musunuz?Küçüle küçüle bulunduğumuz durumdayız.Bu durumda kendinizde hiç hata bulmuyor sürekli başkalarında hata arıyorsunuz.Bundan memnunsanız problem yok.Yaptığınızı aynen yapmaya devam edin ve sürekli insanları dışlayın ve kendiniz gibi düşünmeyenleri küçük görün ve sürekli birilerine alet olmakla suçlayın.Bir süre sonra aynı sert tutumlar sizin de başınıza dert olacak ve tekrar aranızdan birilerini dışlayacaksınız ve belki de dışlanan siz olacaksınız..Sonra da bunun doğru olduğuna inanacaksınız.Ne diyelim.Helal olsun size.

  • Vavvari

    10.04.2015 16:33:47

    Cemaatsiz Nurcular çok kızacak bu yazıya :)

  • Hasan Sarıbuğa

    10.04.2015 15:54:34

    Allah razı olsun aziz kardeşim. Güzel bir yazı olmuş. Tebrikler.

  • DEMOKRAT

    10.04.2015 14:38:10

    Güzel bir yazı.Biraz daha irdeleme ve derinlik istiyorum.Çok mu?

  • hayrettin

    10.04.2015 14:26:46

    Allah razı olsun, değişik bir bakış açısı.Meşveret hususundaki eksikliklerimizde kısmen çok az da olsa bu duruma pirim veriyor.(Ne tam anlamıyla meşveret ve nede meşveretsiz hareketimiz) Kulis, enaniyet ve sair menfi durumları izale ederek meşveret yapabilirsek bu uhusustaki vebalimiz azalacaktır. Aksi takdirde vebal devam eder. Hiç meşveretsiz haraket edenler " en iyisini abi bilir..." tarzında düşünenler elbette tasvip edilmez ancak en azından belli bir mesafa alıyorlar. Meşvereti işeriyeyi hakkıyla ifade etme temennisi ile...

  • Mustafa Işıldak

    10.04.2015 14:24:24

    Çok güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Vefa Umurca'nın yorumu da ilaç nevinden olmuş. Allah razı olsun.

  • vefa umurca

    10.04.2015 12:30:17

    tebrik ediyorum. bu hizmetin kişi ile değil, şahsı maneviye tabi olmakla yürüdüğünün, şahıslara şahsi garezi olanların derhal kendi konumunu düzeltmesi, onuda beceremiyor ama nurcuyum diyorsada başka nuır cemaatlerine geçmesi, şahsi fikrim olarak daha doğru olur. kalması meşvereti sürekli sorgulaması kabul edilmeli ancak kararlar alındıktan sonra, susmak bile yetmez, kalbi, dili ve fikri ile kararlar yönünde çalışmalı harekete geçmelidir. yoksa meşveret kararının gücünü kırıp, kararın istenen sonuçları tam olarak vermiyebileceğini, bilmemiz lazım. yoksa her şeyin sahibi olan Rabbimiz, tabiki koruyacaktır İNŞAALLAH.

  • RAMAZAN ADIBELLİ

    10.04.2015 12:11:22

    Maşallah çok güzel tespitler Allah razı olsun kaleminize sağlık

  • eddai

    10.04.2015 11:27:04

    olayları bu kadar abartmamak lazım onlar da kendi çapında hizmet ediyor, tenkit etmek kimsenin haddi değil üstadımıza göre, ama istenirse yapıcı eleştiri yapılabilir.

  • cemal özkaya

    10.04.2015 08:57:12

    kardeşimi tebrik ediyorum. olay gayet güzel resmedilmiş. şahsı manevi, meşveret kararlarına sadakat, hizmete devam, risalede yazan prensipleri başka yerden delil aramadan kabul etme gibi hallerede dikkat edersek çizgiyi muhafaza ederiz gibi geliyor.

  • M Numan

    10.04.2015 07:58:32

    Allah razı olsun. vaktiyle yaşananlar, başka meşrebi düşman gösterdi meşreb içindeki sivriler. civciv gibi etbaını muhafazaya çalıştılar. sonra meşreblerde zamanla deforme olunca dediğiniz gibi haller oldu. yalnız netteki cemaatsiz nurcu sitesi ise onlar gülenden kopanların teşekkülü.

  • Kemal kardeş

    10.04.2015 06:37:06

    Sağlam ve güzel bir nasihat,uyarı,ikaz olmuş.Tebrik ve dua ile...

  • mustafa yalcin

    10.04.2015 01:10:19

    Tebrik ediyorum kardeşim. Hissiyatimiza ve icinde yaşadigimiz hadiselere Risale-i Nurdan çozumleri tespit edip ayna gibi bizlere yansitman ufkumuzu açiyor. Hakkin hatıri âlidir. Fikirlerinde eğmeden bükmeden soylenmesi civanmertliktir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı