“..ansızın önden ve arkadan uğradıkları hücûm sebebiyle ne yapacaklarını şaşırmışlar, bir çok şehid vererek, şuraya buraya dağılmışlardı. Bir ara, Resûlullahın (asm) etrafında sadece, ikisi muhâcirlerden, yedisi ensârdan olmak üzere dokuz kişi kalmıştı..” [Müslim, 3/1415, (Hadis No: 1789)]
Resulullah (asm): “Ey Allah’ın kulları, bana geliniz, etrafımda toplanınız” diyordu fakat kimse onu duymuyordu…
«««
Uhud! 750 mü’minin katıldığı kanlı savaş. “Kazandık” denildiği bir noktada neredeyse tüm İslâm ordusunun ganimet peşine düştüğü ve ardından kurnazca bir saldırıyla darmadağın olan bir ordu. Ve müşriklerden kahrolasıca bir çığlık: “Muhammed öldü! Muhammed öldü!” Ve ardından üç güruha ayrılan İslam Ordusu:
1- “O (asm) öldüyse yaşamanın mânâsı yok. O halde şehit olana dek savaşalım” diyenler.
2- “O (asm) öldüyse savaşmanın mânâsı yok. O halde kaçıp Medine’ye geri dönelim” diyenler.
3- O’nun (asm) yanından zaten hiç ayrılmadıklarından dolayı o yalana tenezzül etmeden Hz. Muhammed’in (asm) etrafında etten duvar örenler. Hiç aldanmayıp, ganimet derdine düşmeyip sadakatte zirve olanlar. Asıl ganimetin her daim Hakkın yanında olmak olduğunu aynelyakîn bilenler…
Evet üçüncü güruh bir rivayete göre 30, bir rivayete göre 16, bir rivayete göre de ancak 9 kadardır. (Dipnot-1) 750 kişilik ordunun ancak yüzde 1’i… Ama nasıl bir yüzde 1! İçerisinde Ebubekir’lerin, Ömer’lerin, Ali’lerin olduğu bir yüzde 1! İşte bu yüzde 1’dir o kargaşada Resulullahın (asm) yanından her ne olursa olsun ayrılmayanlar. Bu yüzde 1’dir sadakatte zirve olanlar. Kemiyeten yüzde 1’dirler evet ama keyfiyeten de yüzde 1 olduklarını hangi gafil söyleyebilir? Hangi dil buna cür’et edebilir? Bu yüzde 1’den çıkmıştır İslam Halifeleri. Bu 9 kişiden çıkmıştır Sıddıklar… Allah’ın kılıçları… Adaletin bekçileri…
Kâinatın kanunudur bu. Çoğunluk aldanır. Çoğunluk dağılmaya müsaittir. Azınlıklardır kâinatta hakikati haykıranlar. Onların kaderidir senelerce yalnız yürümek. Anlaşılmamak.
Uhudda karmaşanın zirveye çıktığı anlarda Hz. Muhammed (asm) “Ey Allah’ın kulları, bana geliniz, etrafımda toplanınız” diyordu fakat kimse onu duymuyordu. Duyanlar, zaten onun (asm) yanından hiç ayrılmamış olan ordunun sadece yüzde 1’i idi. İslam’a büyük saldırıların düzenlendiği anlarda da bu hep böyle olmuştur. Mü’minler darmadağın olurlarken asla dağılmayan çekirdek bir grup hep vardır. Cenab-ı Hakk’ın bir lütfudur bu. Sonrasında o çekirdekten tekrardan yeşermiştir gerisin geriye.
Efendimizin (asm) etrafından ayrılmayanlar savaşın kazanıldığı sanılan anda da yerlerini değiştirmemiştir, ordu darmadağın olduğu anda da. Belki de bazı mü’minler ganimetleri toplarken yerlerinden ayrılmayanları, Resulullah’ın (asm) dizinin dibinden ayrılmayanları anlayamamışlardı kim bilir. Ama o 9 kişidir orduyu tekrar toparlamaya vesile olan. Resulullah’ın (asm) hayatta olduğunu bağıra bağıra duyuran da yine bu 9 kişidir. 9 milyon kıymetindeki o 9 kişi… Evet, 9 kemiyeten azlığı temsil eder. Keyfiyeten çokluğu…
Evet… Biz Yeni Asya camiasıyız. Bizler bu çetin ahirzaman mücahedesindeki muhafız alayı hükmündeyiz. Bizler, Resulullah’ı (asm) ve Kur’ân’ı muhafaza ile yükümlü olan bu asrın o 9 kişisi olmaya sezâyız. Belki sayıca yüzde 1’iz, ama keyfiyette öyle mi? Evet, ganimet toplama mevsimlerinde fakiriz ama dâvâya sadakatte öyle mi? Hakikatin anlaşılmadığı devirlerde adımıza “aykırı ses” derler ama hakikatte öyle mi? Hakikatin gür sesiyiz! Evet demiştik ya: “Kâinatın kanunudur bu. Çoğunluk aldanır. Çoğunluk dağılmaya müsaittir. Bu kâinat deveranında, imtihan cevelanındaki en zor zamanlarda hakikati haykıranlar hep azınlıklar olmuştur. Çünkü Hakkın hatırını âlî tutup hiçbir hakka feda etmeyenler azdır bu devirde, ahirzamanda. Onların kaderidir senelerce yalnız yürümek. Anlaşılmamak.”
Ama unutulmamalıdır ki bir kanun daha vardır:
“Er ya da geç güneş doğar ve kimse inkâr edemez artık güneşi!”
Ama mesele güneş doğmadan evvel “Güneş var ve doğacak!” demektir; doğduktan sonra değil…
Dipnot:
1- Ahmed Zeynî Dahlan, es-Siretu’n-Nebeviye, 1/237. (Dokuz kişi: Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Sa’d, Talha, Zübeyir, Ebu Ubeyde, Ebu Dücane)