"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vakit, duâ vakti

Akif ARSLAN
05 Ocak 2014, Pazar
Çok ıztırab dolu bir gündü…

Acılar içimde birer yılan misâli bütün zehirlerini içime akıtıyorlardı sanki..

İhtiyar adama sordum:

“Neyin nesidir bu? Ne yapmam gerek?”

Kolumdan tuttu ve beni yakınımızdaki çocuk parkına götürdü.

Oturduk.

Cevabı çok geçmeden orada verdi:

“Her şey insanlar içindir evlât, her şey insanlar için!”

..Ve sustu yaşlı adam.

Acı çekmek... Zorluklarla karşılaşmak... Ağlamak... Kederlenmek... Dertlenmek... Kötülükler... Karanlıklar...

Yani tam bir matemhâne-i umumî…

Hepsi, ama hepsi insanlar içindi öyle mi? Her şey insanlar içindi öyle mi?

Peki ya güzellikler (!)

“Bak” dedi ihtiyar, “Bak, görüyor musun şurada oyun oynayan çocukları? Bak orada bir de, daha konuşmayı bile öğrenememiş minik bir evlât var. Tıpkı bir zamanlar senin de konuşamadığın gibi o da konuşamıyor.”

İzlemeye başladık o minik yavruyu... Aradan 5-10 dakika geçmemişti ki çocuk ağlamaya başladı.

Boğazını yırtarcasına ağlıyordu. Gözyaşlarına boğulmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

“Nesi var acaba? Karnı mı acıkmıştı? Aşırı sıcaktan çok mu rahatsız olmuştu? Ya da ne bileyim, belki de küçük bir arı sokmuştu kolundan… Bir derdi olduğu kesin de, derdi neydi acaba?”

Çok geçmeden annesi yandaki banktan koşarak yetişti ve tek bir hamlesiyle, öylesine basit ve anlamsız gibi görünen bir hamleyle çocuğun ağlama sesini bir anda dindirmeyi başarmıştı. Müthiş bir huzur kaplamıştı minik yavruyu. Annenin yaptığı tek şey, bebeği şefkatli elleriyle kavrayıp sıcacık “ana kucağı”na almak olmuştu.

İhtiyar bana baktı ve yarım bir tebessümle:

“Gördün mü?” dedi.

“İşte biz insanlar da böyleyiz… Ha bir yaşında bir bebek, ha yirmi yaşında bir delikanlı, ha da seksenlik bir ihtiyar.. Fark yok... Hepimiz böyleyiz. Sıkıntılar her yerde... Çocuğa küçük bir ana ayrılığı ıztırap... Bize de, bizim büyük sandığımız ancak o bebeğinki kadar basit şeyler ıztırap... Ve inan, çözümleri de öylesine basit... Gerekli olan tek şey şefkatli bir kucak…”

Gözlerimi kısıp ne demek istediğini anlamaya çalışırken... Buruşmuş, tecrübe kokan elleriyle ellerimi tutup:

“Kaldır evlât... Kaldır şu elleri.. Vakit duâ vakti...

Nasıl ki ağlayan yavruyu, anası kucaklar... İşte öyle de, duâ, çocuğun ağlaması gibidir. İnsanı Rahmet’in kucağına atar!’

***

“...Havf, bir kamçıdır; O’nun rahmetinin kucağına atar. Mâlûmdur ki, bir vâlide, meselâ, bir yavruyu korkutup, sînesine celb ediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünkü, şefkat sînesine celb ediyor. Halbuki, bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlâhiyenin bir lem’asıdır...” (24. Söz, 5. Dal)

 

Okunma Sayısı: 1654
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı