"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nefsimizi terbiye mi ediyoruz?

Ali FERŞADOĞLU
15 Mart 2018, Perşembe
İnsan müsbet-menfi, yani, olumlu ve olumsuz (pozitif ve negatif) duygularla donatılmıştır.

Nefsimizi tanımalı, ulvî duygularımızı geliştirmeli, negatif / olumsuz olanlarını mecralarına yönlendirmeliyiz. 

Nefsimiz yaban atı, aslan, ayı gibi vahşi hayvanlardan daha güçlü, daha azgındır. Onu terbiye etmezsek bizi parçalar. 

Eğitim, kişisel gelişim (nefis terbiyesinde) dikkate almamız gereken önemli bir nokta var, o da şudur:

Günümüzde fen (astro fizik, mikrokimya, genetik vs.), sosyal, manevî ilimler dallanıp-budaklanmış, teknoloji harikası vasıtalar başdöndürücü bir sür’at kazanmış. Sosyal hayat ve anlayışlar fevkalâde genişlik ve değişim içinde. Psiko-sosyal hastalıklar da çeşitlenmiş, derinleşmiş. 

Eski çağın ilmi birikimi, doneleri ve vasıtalarıyla hedefe ulaşmak imkânsız değilse de çok zor. O dönemlerin ulaşım ve nakliye araçları kağnı, at arabası, faytonunu kullanmadığımız gibi; nefis terbiyesinde de eski devirlerin ilmi birikim ile tasnif edilen irşad, tebliğ metotları kullanamayız. Çağın şartlarına uygun metotlar gerekir. Ruhî (psiko-biyo-fizyolojik) gelişim ve nefis terbiyesinde de buna paralel bir üslûp ve metot takip edilmesi kaçınılmazdır.

Bu çerçevede insandaki üç ana duygusu, temel yeteneği ve terbiye meselesini kısaca ele alırsak: “Kuvve-i akliye, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye.”

- Kuvve-i akliye: İyi ile kötüyü, yanlış ile doğruyu biribirinden ayıran, ölçen, biçen melekemiz.

- Kuvve-i şeheviye: Her türle zevk ve lezzeti içine alan, yeme, içme, uyuma, eğlenme gibi her türlü menfaatli şeyi çeken, cezbeden kuvvetimiz. 

- Kuvve-i gadabiye: Gadap/öfke/savunma mekanizmasını aşırılıklardan koruyup “orta” çizgiye çekerek dengeli bir hayat sürdürmeyi temin eden gücümüz. 

Duygularımızı olumlu manada nasıl yönlendiririz?

Sevmek, duygusunu ele alalım. Sevgi insana verilen güzel ulvî bir histir. Ancak, kimi, ne kadar, hangi ölçüler içinde sevmeliyiz? 

Sevgi var, insanı Cehenneme, sapıklığa atar. Sevgi var, insanı en yüksek mertebelere çıkarır. 

Hıristiyanların Hz. İsa’yı (as) Allah’ın kulu, peygamberi değil de, “oğlu”, Rafizilerin Hz. Ali’yi (ra) beşer üstü bir varlık gibi sevmeleri onları ateşe atmıştır.

Allah’ın varlıklarını, Allah adına, Allah’ın belirlediği şekilde, Rasülünün (asm) açıkladığı tarzda sevmek insanı yüceltir.

Okunma Sayısı: 1745
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı