"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sorun bakalım nasıl olacak?

Bilal Said PARLAKOĞLU
05 Ekim 2018, Cuma 15:53
Malûmunuz, açıklanmayan bir krizin içindeyiz. “Kriz, miriz yok” sözü ile geçiştirilmeye çalışılan, Yeni Ekonomi Programı ile hafifletilmeye çalışılan oldukça zor bir kriz döneminden geçiyoruz.

Böyle bir durumda kriz açıklansa ne olur açıklanmasa ne olur demeyin. İnsanlar krizin geçici olduğunu düşünüyor ve gelecek daha güzel günleri düşünerek krize karşı verilecek standart tepkileri vermiyor ya da veremiyor. Bu umudun kaynağı da tabii ki “Kriz, miriz yok, manipülasyon var” düşüncesi ve Yeni Ekonomi Programında tüketici enflasyonunun (TÜFE) düşeceğinin vaat edilmesi.

“2019 daha güzel olacak”

Açlık sınırının altında maaş ile yaşamaya mahkûm edilmiş bu insanların tutunduğu yegâne dal bu. Ekmek almak için yürüyerek işe giden insanlar gelecek senenin daha iyi olacağı umudu ile yaşıyorlar. Kriz aslında var ve kendisini ziyadesiyle hissettiriyor, fakat insanlar bunu geleceğin daha güzel olması düşüncesi ile görmezden geliyor. “Bizden başka çare yok” iddiasıyla bu vaziyeti devam ettiriyorlar.

Rakamlara baktığımızda durum pek de iç açıcı görünmüyor. Ekmek parası kazanma derdinde olan milletimiz elbette rakamlara bakacak vakit bulamıyor olabilir, fakat biz onların yerine baktık bu rakamlara. Öncelikle Yeni Ekonomi Programı’nda vaat edildiği gibi enflasyonun düşmesi pek mümkün görünmüyor. En azından kısa vadede bu pek mümkün değil (hem de danıştığımız tecrübeli danışmanlık şirketine rağmen.)

Tüketici ve üretici enflasyonunun her ikisi de Şubat 2017’de iki haneye çıkmış. Yani ikisi de Şubat 2017’de ilk defa yüzde 10 olmuş. Fakat geçen zaman içerisinde üretici enflasyonu yüzde 30’lara yükselirken tüketicinin enflasyonu yüzde 18’i geçmemiş. Yani üreticinin zararı tüketiciye yansıtılmamış. Demek ki neymiş “fahiş zam, manipülasyon, keyfi fiyat yükseltme” yokmuş. Hatta kendi zararını tüketiciye yansıtmayan üretim sektörümüz varmış. Fakat bu yansıtmama durumu çok uzun süre devam edemez. Yani ürettiğimiz şeylerin hammaddesini yurt dışından döviz ile alıyoruz. Dolayısıyla döviz kurunun yükselmesi yüzünden hammadde fiyatı yükseliyor. Buna rağmen üretenler, üretici enflasyonu Ağustos itibariyle yüzde 32,13 olmasına rağmen bunu tüketiciye yansıtmıyor. Ağustos itibariyle tüketici enflasyonu, yani millete yansıyan fiyat artışı, yüzde 17,90. Döviz kuru düşmedikçe üretici er ya da geç zamları tüketiciye yansıtmak zorunda kalacak. Bu durum da krizi derinleştirecek.

Durum böyleyken Yeni Ekonomi Programındaki enflasyon düşürme vaadinin altı boş kalıyor.

İşte bunu söylemek lâzım millete: “Amca, dayı, teyze! Sor bakalım ne ile düşürecekler bu fiyatları? Üretici bu durumdayken nasıl olacak bu iş?”

Yeni Ekonomi Programı’nda vaad edilen şey doların 5 TL’nin altına düşmesiydi. Üretici enflasyonu dahi yüzde 20’nin üstünde iken nasıl düşecek bu fiyatlar?

 

Okunma Sayısı: 595
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı