"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eşsiz yaratılış ve tasarımıyla dil: "Altıncı tat duyusu" keşfedildi

06 Eylül 2016, Salı 16:08
Eşsiz yaratılış ve tasarımıyla dilimiz ve dilimize yarleştirilen tat alma duygusuyla ilgili Kur'an-ı Hakimin Hakikatli bir tefsiri olan Risale-i Nur'daki ''kuvve-i zâika'' (tad alma duygusu) ile ilgili tefekkür dolu satırları hatırlatan yeni bir gelişme yaşandı bilim dünyasında...

Şöyle ki; Amerikalı bilim adamları, insanların makarna, ekmek, pirinç ve patates gibi nişastalı ürünlere neden bu kadar düşkün olduğunu çözdü.

Oregon Devlet Üniversitesi araştırmacıları, insanın "nişasta" içeren yiyecekler için altıncı bir tat duyusu olduğunu keşfetti.

Makarna, patates, ekmek...

Oregon Üniversitesi Gıda Bilimi ve Teknolojileri Bölümü'nden Doç. Dr. Juyun Lim, yaptıkları araştırmada insanın tat alma duyusunun makarna, pasta, patates ve ekmek gibi gıda ürünlerindeki karbonhidratları ayırt edebildiğini ortaya çıkardıklarını söyledi.

Lim, "Her kültürün bir ana karbonhidrat kaynağı var. Araştırma sırasında gönüllülere tükürük enzimlerini ve tatlı alıcılarını bloke eden bir karışım verdik. Daha sonra gönüllülere farklı seviyelerde ayrıştırdığımız karbonhidratı sıvı olarak verdik. Araştırmaya katılanlar, denedikleri tadı 'nişastalı' olarak tanımladı. Asya kökenli gönüllüler söz konusu tadı pirince benzetirken beyaz ırktan gelenler tadı tanımlamak için ekmeği kullandı." dedi.

Henüz dil üzerinde sadece "nişastayı" ayırt eden alıcıları bulamadıklarını belirten Lim, araştırmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi. 

Şimdiye kadar insan tükürüğündeki enzimlerin nişasta moleküllerini basit şekere ayırabildiği ve insanın sadece karbonhidrattaki şekeri tadabildiği sanılıyordu.

Beşinci tat: Umami

Eşsiz yaratılış ve tasarımıyla dile yarleştirilen tat alma duygusuyla; tatlı, tuzlu, acı ve ekşi şeklindeki temel tat alma çeşitlerine yedi yıl önce umami de keşfedilerek eklenmişti.

Dildeki L glutamat alıcılarıyla algılanan beşinci temel tada, Japoncada "lezzetli" anlamına gelen "umai" ve "tat" anlamına gelen "mi" sözcükleri birleştirilerek türetilen umami adı verilmişti.

Araştırma "New Scientist" dergisinde yayınlandı.

Kaynak: AA

RİSALE-İ NUR'DAN...

Lisandaki kuvve-i zâika (tad alma duygusu) 

Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur'dan Sözler isimli eserden 6. Söz'de Tevbe Suresi'nin "Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır." şeklindeki ayet-i kerimesini harika bir tarzda tefsir ediyor ve ayette geçen ''Allah, mü'minlerin canlarını ve mallarını satın almıştır'' ifadesini farklı bir açıdan izah ediyor.

Emneti sahib-i hakikisine yani Cenab-ı Hakka satmanın ne şekilde olabileceğini; insanlara verilen akıl, göz ve dil nimetleri örnekleriyle açıklayan Bediüzzaman, verilen örneklerle birlikte insanlara lütuf olarak verilen bütün maddi ve manevi cihazların ve duyguların  "Allah mü'minlerden canlarını ve mallarını, karşılığında Cenneti onlara vermek suretiyle satın almıştır." ayet-i kerimesi çerçevesinde nasıl değerlendirebileceğini birbirinden güzel temsil ve örneklerle izah etmiştir.

İlahi rahmetin sayısız nimetlerinin mahir bir gözlemcisi şeklinde tasarlanarak, yaratılışındaki vazifesiyle binlerce nimetin tadını kavrayacak şekilde tasarlanan dilin Allah hesabına çalıştırıldığında, yaratılış amacının gereğini yapacağına dikkat çekilerek, ''Eğer Rezzâk-ı Kerîme satsan, o zaman dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ((mahir gözlemcisi)) ve kudret-i Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri ((fıtri olarak şükreden müfettişi)) rütbesine çıkar.'' denilmiştir.

Risale-i Nur'dan Sözler isimli eserden 6. Söz'den bir bölüm:

(...) Emaneti sahib-i hakikîsine satmak. İşte o satışta beş derece kâr içinde kâr var.

(...) Üçüncü kâr: Her âzâ ve hasselerin kıymeti birden bine çıkar.

Meselâ akıl bir alettir. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş'um (kötü) ve müz'iç (sıkınıt veren) ve muacciz bir alet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazinanesini (hüzün veren acılar) ve gelecek zamanın ehvâl-i muhavvifanesini (dehşetli korkular) senin bu biçare başına yükletecek; yümünsüz ve muzır bir alet derekesine iner.

İşte bunun içindir ki, fâsık adam, aklın iz'aç ve tacizinden kurtulmak için, galiben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakikîsine satılsa ve Onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sahibini saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbânî derecesine çıkar.

Meselâ göz bir hassedir ki, ruh bu âlemi o pencere ile seyreder. Eğer Cenâb-ı Hakka satmayıp belki nefis hesabına çalıştırsan, geçici, devamsız bazı güzellikleri, manzaraları seyirle şehvet ve heves-i nefsaniyeye bir kavvad derekesinde bir hizmetkâr olur.

Eğer gözü, gözün Sâni-i Basîrine satsan ve Onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan, o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalâacısı ve şu âlemdeki mucizât-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu küre-i arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.

Meselâ dildeki kuvve-i zâikayı Fâtır-ı Hakîmine ((herşeyi hikmetle ve harika üsütün san'atıyla yaratan Allah)) satmazsan, belki nefis hesabına, mide namına çalıştırsan, o vakit midenin tavlasına ve fabrikasına bir kapıcı derekesine iner, sukut eder.

Eğer Rezzâk-ı Kerîme satsan, o zaman dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i İlâhiye hazinelerinin bir nâzır-ı mâhiri ve kudret-i Samedâniye matbahlarının bir müfettiş-i şâkiri rütbesine çıkar.

İşte, ey akıl, dikkat et! Meş'um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede? Ey göz, güzel bak! Adi bir kavvad nerede, kütüphane-i İlâhînin mütefennin bir nâzırı nerede?

Ve ey dil, iyi tat! Bir tavla kapıcısı ve bir fabrika yasakçısı nerede, hazine-i hassa-i rahmet (İlahi rahmetin çok özel hazinelerinin gözlemcisi) nâzırı nerede?''

Risale-i Nur'dan Sözler isimli eserden 6. Söz'ün tamamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risaleinur/sozler/#46

Şükrün mikyası kanaat, iktisat ve rızadır

Altıncı Sözde beyan edildiği gibi, lisandaki kuvve-i zâika, Cenâb-ı Hak hesabına, yani mânevî vazife-i şükraniye ile rızka müteveccih olduğu vakit, o dildeki kuvve-i zâika, rahmet-i bînihaye-i İlâhîyenin hadsiz matbahlarına şâkir bir müfettiş, hâmid bir nâzır-ı âlikadr hükmündedir.

Eğer nefis hesabına olsa, yani rızkı in’âm edenin şükrünü düşünmeyerek müteveccih olsa, o dildeki kuvve-i zâika, bir nâzır-ı âlikadr makamından, batn fabrikasının yasakçısı ve mide tavlasının bir kapıcısı derecesine sukut eder.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risale-i-nur-dan/sukrun-mikyasi-kanaat-iktisat-ve-rizadir_402317

Şükür nimetin lezzetini arttırır

İşte, bu sûrette kuvve-i zâika yalnız maddî cesede bakmıyor. Belki kalbe, ruha, akla dahi baktığı cihetle, midenin fevkinde hükmü var, makamı var. İsraf etmemek şartıyla ve sırf vazife-i şükrâniyeyi yerine getirmek ve envâ-ı niam-ı İlâhiyeyi hissedip tanımak kaydıyla ve meşrû olmak ve zillet ve dilenciliğe vesile olmamak şartıyla, lezzetini takip edebilir. Ve o kuvve-i zâikayı taşıyan lisanı şükürde istimal etmek için leziz taamları tercih edebilir.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/risale-i-nur-dan/sukur-nimetin-lezzetini-arttirir_361073

Zâhirî ve Bâtınî hasseler

Cenâb-ı Hak Teâlâ, Hazret-i Âdem’i halk eyleyip; duygular, havaslar ve hissiyatlarla donatıp insan olarak şekillendirdi.

Risâle-i Nur’da “havass-ı hamse-i zâhirî, havass-ı hamse-i bâtınî” şöyle tasnif edilmiştir: “vicdan, asap, his, akıl, heva, kuvve-i şeheviye, kuvve-i gadabiye, kalb, ruh ve sır.”13 

Bunlardan başka insanda mânevî “cihazat, hissiyat, duygular, istidatlar”14 ile “hüzün, keder, korku,”15 nefis, irâde, zihin, hafî, ahfa, hiss-i kablelvuku, hiss-i sâmia, hiss-i bâsıra, hiss-i zâika, hiss-i sâdise-i sâdıka olan sâika, hiss-i sâbia-i bârika olan şâika, hads, hadsin muzaafı olan ilham, cüz-i ihtiyârî, cüz-i ihtiyârînin üssül esası olan meyelân, meyelânın muzâafı olan arzu, arzunun muzaafı olan iştiyak, iştiyakın muzaafı olan aşk-ı İlâhî, hevâ, evham, vehim, dimağ, tahayyül, tevehhüm, tasavvur, taakkul, takarrur, tasdik, iz’an, iltizam, itikad, kuvve-i hâfıza, lâtîfe-i müdrike, hayal, idrak, fikir, şuur, his, göz, kulak, kuvve-i zaika, burun, deri, ahlâk, terahhum, incizap, cezbe, gaye-i hakîkî, gaye-i hayal, hakîkat-i cazibe, tecarüb, tecavüb, ahlâk-ı hasene, hiss-i sâdis, fıtrat-ı zîşuur, insaf, şefkat, acımak, heves, emel, nâr-ı mûkade (aşk), heyecan…” gibi zâhirî ve bâtınî duygular da vardır. 

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/abdulbaki-cimic/zahiri-ve-batini-hasseler_398696

Konuyla benzer haberler:

17 milyar Güneş kütlesindeki karadelikle bir sene ibadet etmiş gibi olabilirsiniz!

Kainattan Halıkımızı sormaya devam ediyoruz...

Zerrelerden yıldızlara kadar san'atla ve hikmetle yaratılan ve her sayfasında ve her satırında nice hikmetler gözlemlenen, yaratılış ağacının meyvesi olan insanlığın istifadesine yönelik olarak bünyesinde nice kolaylıklar derc edilen Kainat Kitabı'nı keşfetmeye, tanımaya insanlık olarak devam ediyoruz ve bu vesileyle, hakikatli ve nurlu bir Kur'an tefsiri olan Risale-i Nur eserlerinde de dikkat çekilen 'eserden san'atkara geçmek' prensibiyle kainatı ve içindeki mevcudatı, Kainat Kitabı'nın Sahibine götüren bir güzide eser şeklinde okuyoruz ve tefekkür ediyoruz ve bu çerçevedeki bütün gelişmeleri yakından takip ediyoruz.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/bilim-teknoloji/17-milyar-gunes-kutlesindeki-karadelikle-bir-sene-ibadet-etmis-gibi-olabilirsiniz_392554

Bir robot da 'mühendis'siz olmaz...

Bilimsel gelişmelere, teknolojik yeniliklere öncülük eden her bilim insanı, her kurum ve kuruluş bilerek veya bilmeyerek aşağıda zikredilen külli hakikatlerin gereklerini yerine getirmektedirler:

"İnsan için ancak çalıştığı vardır. Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir. Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir." (Kur'an-ı Hakim, Necm Suresi, 53/39)

''Hikmet ve ilim Mü'minin kaybolmuş malıdır, onu nerede bulursa hemen alsın.'' (Hadis-i Şerif)

''İlim Çin’de de olsa alınız.'' (Hadis-i şerif)

''Çalışınız, kendinizi bırakmayınız. çünkü herkes ne iş için yaratılmısa, o iş kendisine kolay hale getirilir.'' (Hadis-i Şerif)

''Çünkü samimî bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir.'' 

((HAŞİYE: Evet, "Men talebe ve cedde, vecede" bir düstur-u hakikattir. Külliyeti geniş ve genişliği mesleğimize de şâmil olabilir.))  -Bediüzzaman Said Nursi-

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/bilim-teknoloji/bir-robot-da-muhendis-siz-olmaz_386827

''Her biri, birer yörüngede akar, durur" Merkür'ün Güneş'in önünden geçişi...

Bilim insanları san'at ve hikmetle yaratılan Kainat Kitabı'nı keşfetmeye, tanımaya ve tanıtmaya devam ediyor.

Tefekküre sevk eden ve harika yaratılış karşısında hayran bırakan yeni gelişme dikkatli nazarları Cenab-ı Hakk'a çeviriyor. 

Bu doğrultudaki her gelişmeyi Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur'da dikkat çektiği hakikatler çerçevesinde değerlendirerek ''Kainat Kitabı'nda Tasarrufat-ı İlahiyi( Cenab-ı Allah'ın tasarrufları) müşahede (gözlemleyerek) ederek tefekkür edebiliriz. Hârika bir kudret-i Samedâniyeyi ( Allah'ın Kudreti), lezzetli bir hayret ile seyredebiliriz.''

9 Mayıs Pazartesi günü Merkür kendisine belirlenen yörüge doğrultusunda Güneş'in önünden geçti.

Devamını okumak için tıklayınız:

http://www.yeniasya.com.tr/bilim-teknoloji/her-biri-birer-yorungede-akar-durur-merkur-un-gunes-in-onunden-gecisi_396284

 

Haber Merkezi

Okunma Sayısı: 4435
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı