"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

6 yılda 259 cana kıymak

Davut ŞAHİN
10 Ekim 2018, Çarşamba
Başlıktaki rakam ne kadar ürkütücü değil mi?

Şayet bir seri katil olsa ve 259 cana kıysaydı, yakalandığında belki 6 kez idama mahkûm edilirdi. Ama öyle değil. 

Garip olan şu ki; 259 kişi, bir anlamda kendi canına bilerek ve isteyerek kıydı.

*

Haberin aslına bakalım:

“Dünya genelinde 259 kişi öz çekim (selfie) yapmak isterken öldü. Araştırmada, insanların sosyal medya hesaplarında “beğeni” toplamak için yüksek bölgelerde özçekim yaparak hayatlarını riske attığı vurgulandı.” (Anadolu Ajansı)

*

Yazar Tayfun Atay, bir yazısında selfie’yi, “Özçekim mi, ‘öz-kisve’ mi? diye soruyor ve ekliyor: “Öz çekim sözcüğü, ‘selfie’ye nazaran çok tok, çok ağır, çok ciddî ve ‘teknik’, hatta çok da ‘akademik’ kalmış gibi. Halbuki, ‘selfie’, ‘self’ (ben/ego) gibi akademik tınısı yüksek bir sözcüğü eğlenceli şekilde bozuluma uğratarak ortaya çıkmış gayet ‘gayr-ı ciddî’, pop bir sözcük…” (MediaCat, 1.12.2016)

Merhum Antropolog Ahmet Göngören ise özçekimi;

“İnsan hiçbir zaman kendisi olmayıp insanlar arasında doğan bir biçim tarafından tanımlanmış olduğundan kendi özünde bile sahtedir. İnsan olmak oyuncu olmak demektir, insan olmak insan taklidi yapmaktır. İnsana maskesini çıkarmayı öğütlemiyorum, ondan istenebilecek tek şey, durumundaki yapaylığın bilincine varması ve bunu itiraf etmesidir” diye tanımlıyor. (a.g.y., Kimlik Bulmacası için Kılavuz, Yol Yayınları, s. 80)

*

Modern hayatın, modern insana en büyük hediyesi; “ego”izmdir.

Bu öyle bir “ego” ki; kişi hem özne, hem nesne, hem fail, hem mağdur pozisyonunda. İnsan, insan olmanın hususiyetlerini bir kenara bırakıp, eksiğini, kusurunu, tahammülsüzlüğünü, objektife yansıyan imajıyla kapatma telâşında. 

Sosyal medya kanallarında herkes çok mutlu, çok güzel, yakışıklı, üstelik acayip eğlenceli… Herkes hem sahnede, hem de seyirci pozisyonunda. 

Acaba, bu eziklik, bir merhamet mi uyandırıyor, yoksa bir tiksinti mi? Yoksa alay konusu mu ediliyor? Bence her üçü.

*

Kuşku yok ki, “ego”suz yaşamak mümkün değil. Mesele şu ki; biz egomuzu ne kadar şişiriyoruz? Öyle ya, hep daha fazlasını istiyor, çocuksu taleplerimizi, aç gözlülüğümüzü, sevgimizi daha çok kendimize yöneltmeyi arzu ediyoruz. 

Kendi “magazin”imizi kendimiz üretiyoruz artık. 

*

Elbette “ego”nun haklı olduğu durumlar da var... “Kibirliye karşı kibir, sadakadır.” (bk. Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, IV, s. 366/5299.)

Ancak; mü’min kibirini başka bir mü’mine göstermez, kibirlenmez. Fakat izzetini yere de düşürmez. Mü’min gerektiği yerde tevazu sahibi, gerektiği yerde izzet ve onur sahibidir.

Ancak bu zamanda görüyoruz ki, bazı insanlar “Eneye binip dalâlet vadilerinde koşuyor. Ehl-i hak, bilmecburiye, eneyi terk etmekle Hakk’a hizmet edebilir. Enenin istimalinde haklı dahi olsa, madem ki, ötekilere benzer ve onlar da onları kendileri gibi nefisperest zannederler, hakkın hizmetine karşı bir haksızlıktır” diyor Bediüzzaman. (30. Söz, Sözler)

*

Geçelim ve dönelim “selfie”ye… 

259 canın sorumlusu “öz çekim” değil, olsa olsa “ego”dur, “ene”dir, “benlik”tir.

İstiyoruz ki, öz çekim yaparken, bu dipnotu bir hatırlayın.

Okunma Sayısı: 1237
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı