"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Anıtlar ve çocuk parkı

Davut ŞAHİN
04 Ekim 2016, Salı
Çocuk sesinden kim rahatsız olur?

Tabii ki çocukları sevmeyenler. 

Önceki haftanın birinde, bu vatanın bekçileri(!) Anıtkabir yerleşkesinde bulunan oyun parkurun vidalarını ne büyük bir gayretle söküyorlardı!

O yüz ifadelerini “youtube”den tekrar izleyin bakın. Sanki tank vidalarını söküyormuş gibi olağanüstü bir efor sarfediyorlardı.

O aslan parçalarını izlerken;

“Ceddin deden, 

Ceddin baban!” diyesim geldi.

Ne muazzam bir cehd!

Böylelikle Anıtkabir hem çocuk parkından hem de çocuk sesinden kurtulmuş oldu. 

O vidaları söken vatan evlatlarına sesleniyorum;

Vatan size minnettardır!

*

Gerçi mezarlıkta çocuk parkı olur mu? Olmaz.

Ama çay bahçesi oluyor. Eyüp’ü bilen, Pierre Loti’yi de bilir. Pierre Loti’ye çay içmek için çıkın. Hemen ayağınızın dibinde, sıra sıra yükselen selvilerin altında mezarlıkları göreceksiniz. Yani, hayat ve ölüm iç içe.

Çünkü Osmanlı izleri taşıyor bu yerler.

Osmanlı döneminde şehirlere “İslam şehri” denirdi. Böyle yerlerde her sosyal tabakadan, milletten ve inançtan kişilerin aidiyet duygusuyla bir arada yaşadığı yerleşim birimleri bulunuyordu.

Çünkü “vatandaşlığın” temel prensiplerinden biri olan bir arada yaşama arzusu ve ihtiyacı, batılı çağdaşlarından bile daha fazla gelişmişti.

Peki nasıl oluyor bu?

İslam dininin özelliklerinden biri olan başkalarına karşı hoşgörü kültürü, Müslim ve gayr-ı Müslimlerin bir arada yaşadığı bir platform oluşturuyordu.

*

İslam şehrini karakterize eden unsurlara bir bakalım;

Çocukluğumuza denk geldiği gibi tarih kitaplarında da dile getirildiği üzere, dar ve dolambaçlı yollar, çıkmaz sokaklar, cumbalı evler… Batılı gezginlere göre günümüzde bile karmaşık görünen Pazar yerleri gibi fiziksel mekânlar, bizim kültürümüzün bir yansıması şeklinde yorumlanabilir.

İslami şehir yapılanması, ciddi ve insani bir kültürü yansıtmaktadır. Şehrin fiziksel yapılanması, özel hayatın mahremiyetine duyulan saygı ile birlikte sosyal ilişkilerin gelişmesine de imkan sağlayan bir kültürel bakışı da vurgular.

Bunun en güzel örneğini mezarlıklar olduğunu görmek mümkün. 

Evet, lafı biraz uzattım… Osmanlı şehirlerinde mezarlar şehir merkezinin uzağında değil, şehrin tam içindeydi. 

Fıkıhçılar, bu halin hayat ve ölümün iç içe görülmesinin fıtri bir neticesi olduğunu söyler...

*

Evet, kabirler, şirke sebebiyet verdiği için büyük ve devasa yapılardan meydana gelmez, tam tersi, sade ve mütevazi olması esastı. Büyük anıtların içine de elbette ki, çocuk parkı pek şık kaçmaz... Yanlış yanlışla düzeltilmez. 

Bu konuyu bir dip-not olarak hatırlatmak istedik.

*

NOT:

Sevgili okurlar, kitap çalışmalarım yoğun bir zaman dilimini kapsayacağından, şimdilik yazılarıma ara vermek zorundayım. Hatırlatır, hepinizi muhabbetle kucaklarım. 

Okunma Sayısı: 1310
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı