"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şiir siyaseti mi, nükteli siyaset mi?

Davut ŞAHİN
20 Haziran 2018, Çarşamba
Şiir bir dildir. Kültürel bir göstergedir.

Siyasetçiler meydanlarda şiire sığınır. Kimi zaman, kitleleri harekete geçirmek için kelimelerle hitabeti birleştirerek, “hamaset” yapar.

*

Peki ya nükte, mizah?

Ekranlarda ve meydanlarda dinlediğimiz siyasî konuşmalar hem nükteden hem de zerafetten uzak.

Liderler gülmüyor, parmak sallayarak bağırıyor. Milleti güdülecek bir sürü halinde görüyorlar.

Halbuki mizah, sessiz bir silâhtır. Hatta siyasetin mihenk taşıdır.

Yani mizah; insanı gülmeye ve düşündürmeye sevk eden bir unsurdur.

Kuşku yok ki, mizah hayal ve hislerin ötesinde bir “zekâ” ürünüdür.

Bir mizah adamı hayal gücünden, olan bitenlerden, tarihten ve çeşitli bilgi karışımından faydalanır ve mizahı bu duyguyla harmanlar.

Diyebiliriz ki, mizah aynı zamanda sosyal bir ihtiyaç… Öfke ve sıkıntıların dağıtılmasında “emniyet subabı” gibi bir işlev görür.

Bu söylediklerimiz herkese… Yani mizaha tahammül gösteremeyen siyasetçiler için de geçerli.

Halbuki mizah, siyasetçilerin vazgeçilmez enstrümanı… Bir dönem siyasiler, her türlü karikatüre tahammül eder, hatta bir kısmı çizerinden bizzat karikatürünü ister ve evinin duvarına asardı.

Karikatüre veya mizaha konu olmamış siyasetçi yoktu… Siyasînin özel hayatı ihlâl edilmedikçe, mizah önemli bir uyarı vazifesi görür.

*

Ama şimdi nerede o hoşgörü, nerede o seviye?

Siyaset aslında “mümkün olanı yapabilme san’atı” olarak da ifade edilir. Bu san’atı uygularken her siyasetçinin kendine has bir tarzı olabileceği fikri elbette doğrudur.

Kimi siyasetçinin üslûbu serttir. Bu tarzı tercih edebilir. İçte bu belki “puan” olarak kendisine dönebilir. Ama belki de kırk yılın birikmiş tecrübelerini hak ile yeksan edebilir.

Siyasetteki mizahsız üslûp serttir. Sert bir üslûbun ise toplum tarafından uzun vadede bir yaptırımı yoktur. Ters dönebilir.

Ya güven? Uzun vadede güven sarsıntısı da meydana getirebilir. Sert üslûp aynı zamanda “değişkenliği” de beraberinde taşır. Dün ak dediğine, bu gün kara diyebilir.

Ne diyorduk?

Ülkemizde son dönem siyasette “mizah anlayışı” olmaması büyük bir eksiklik… Bu yüzden sürekli gerginlik ve tansiyonu yüksek açıklamalar, insanları geriyor.

Belki bu yüzden insanlar, bu bağlamda eski liderleri arıyor, özlüyor.

Siyasette mizah deyince ilk akla gelen isim Osman Bölükbaşı’dır. Ardından 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel… Onun ardından da Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi liderler, hâlâ kamuoyunda mizaha dayalı siyasî ifadelerle anılmaktadır.

Kendi gölgesiyle kavga halinde olan siyasetçilere karşı insanlar bir zaman sonra antipati duyabilir. Halkın tamamını kucaklayan, yol gösterici olan ve kendisi ile bile mizah yapabilen ironi sahibi bilge siyasetçi hepimizin özlemi.

Siyasette kalıcı olabilmenin tek yolu şiddete dayanmayan sesli, görüntülü ve fiilî eylemler ve iyi düşünülmüş “mizahî yaklaşımlar” olacağı çok açık bir gerçektir.

Okunma Sayısı: 1781
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • HÜSEYİN İLHAN

    20.6.2018 13:00:16

    Ahhh Davut kardeşim ahh.Öyle bir girdaba sokuldu ki cemiyetimiz.Dün kardeşim diyerek kucaklaştığımız mübarekler şimdi ne arpa-buğday tarlasını çiğnedim,ne tavuğuna kış kış dedim.Onları uyudukları ve uyutuldukları gaflet uykusundan uyandırırken ayva-şimşir sopası vurmada 'n kardeeeeş,dediğim halde ağızları yanardağ ağızları gibi lav püskürtüyor,gözleri döküm potası gibi kor olmuş,sözleri ise yıldırım gibi yürekleri dağlayıp yakıyor. Mübarekler sanki iblis görmüş gibi farklı düşünen kardeşine ithamlarda,aslını bilmedikleri kişilere sırf peşine takıldıkları şahıs nedeni ile tezviratlarla saldırmada,hakikatler ortaya çıkınca ee sepette arada çürük yumurtada olmuyormu gibi basit ve geçersiz mazeretlerle GÜNAH-KUSUR SAVUNULMAKTA.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı