"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

"Türkiye'nin uluslararası alanda insan yetiştirmesi gerekli"

30 Temmuz 2018, Pazartesi 12:53
Prof. Dr. Dedeoğlu, "En önemli üç konu 'kamu diplomasisi', uluslararası örgütlerde Türkiye kökenli memur sayısının artırılması, uluslararası hukuk alanında özelde 'devletler hukuku alanında' Türkiye'nin özellikle insan yetiştirmesi gerekli." dedi.

Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beril Dedeoğlu, Türkiye'nin dış politikada her alanda ilişkilerinin sürdürülebilir olmasında karşılıklı bağımlılıkların yaratılması gerektiğini belirterek, "Türkiye ne kadar ilişkilerde teminat veren ülke konumunda olur (warrantor country) ve devletlerin korktukları gelişmelerin önüne geçen oyuncu sıfatını kazanırsa o kadar kalıcı ve sürdürülebilir ilişkiler olacağını düşünüyorum." dedi.

Galatarasay Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Beril Dedeoğlu, Türkiye'nin yeni dönemdeki dış politika çizgisini, terörle mücadelesinde diğer ülkelerden olan farklarını ve tüm dünyayı sarsan aşırı sağın yükselişine dair alınması gereken önlemleri değerlendirdi.

Soru: Sizce Türk dış politikasının öncelikli alanları ve geçmiş dönemden farklı olarak yeni çizgi üreteceği alanlar ne olmalıdır?

Türkiye'nin öncelikli tek bir alanı olduğunu düşünmüyorum. Çünkü uzun zamandan beri ekonomi, diplomasi, siyaset, kültür diplomasisi hepsi aynı sepetin içerisinden değerlendirildi ki bunun çok yanlış olmadığını düşünüyorum. Bu alanlar birbiriyle son derece ilintili konular. İkincisi yine uzun zamandır çok taraflı bir ilişki ağı ön görülüyor. Yani işte kuzey ülkeleri ile güney ülkeleri veya doğu-batıyla eşdeğerde ilişkilerin yoğunlaştırılması politikası uygulanıyor. Tabii ki batı ile bir dizi sorun olduğu için sanki daha çok doğu politikası öncelenmiş gibi bir izlenim var. Ancak bu daha çok batıyla olan sorunların ön plana çıkmasından kaynaklanan bir durum. Yoksa Türkiye'nin hem uluslararası örgütler içerisindeki ağırlığı hem faaliyetleri aynen devam ediyor. Bundan sonra herhalde daha da çok ağırlık verilmesi gereken en önemli konulardan bir tanesi 'kamu diplomasisi'dir. İkincisi uluslararası örgütlerdeki ağırlığımızın arttırılması gerekir. Bütün uluslararası örgütlerde Türkiye kökenli memur sayısının arttırılması, sadece oradaki temsilciye ya da büyükelçiye bırakılamayacak kadar önemli bir altyapıdır. Üçüncü unsurum da bundan sonra uluslararası hukuk alanında özelde 'devletler hukuku alanında' Türkiye’nin özellikle insan yetiştirmesi gerekir. Bunların da uluslararası faaliyetlerde, davalarda aktif olarak yurtdışında görev almaları beklenir. Yani sadece kamu diplomasisini toplumun farklı sivil toplum kuruluşlarıyla yürütmek de çok mümkün değil. Alanda bulunan kişilerin, bulundukları ülkelerde uzman sıfatını kazanmış olmalarına özen göstermek gerekir. Sanırım bu eksikliğin Türk Dışişleri de farkında. Bu nedenle bundan sonra ağırlığın bu noktaya verileceğini düşünüyorum.

"Dışarıda kaldıkça 'öteki' olmak daha kolaydır"

Soru: Avrupa'daki aşırı sağın yükselişte olduğu aşikar. Örneğin; Londra merkezli araştırma şirketi You Gov'un bu ay yaptığı bir anket, ankete katılanların yüzde 24'ünün gelecekteki genel seçimlerde aşırı sağcı parti Birleşik Krallık Bağımsız Partisi (UKIP) 'nin lideri Nigel Farage'ı desteklediğini ortaya koydu. Türkiye bu aşırı yükselişe nasıl karşılık vermelidir?

Öncelikle şunun altını çizmekte fayda var. Aşırı sağın yükselmesinden sadece Türkiye ve Müslüman dünyası değil Avrupa'nın çok büyük bir kısmı da son derece mutsuz ve tedirgin. Çünkü biz oturduğumuz yerden bizim dışlanmamız şeklinde görüyoruz. Ancak unutmayalım ki yükselen ırkçılık önce Avrupa'daki ülkelerin birbirleriyle olan Dünya Savaşlarını ortaya çıkardı. Acılarının unutulmuş olduğunu asla düşünmüyorum.

Türkiye'de Avrupa'da yükselen aşırı ırkçılığa karşı tabii ki reaksiyonlar gösterilecektir; bu kaçınılmazdır. Ancak uygulanması gereken en önemli politika Türkiye'deki insanlar gibi düşünen, siyasi partilerle sivil toplumla ya da siyasi liderlerle işbirliği içerisinde çalışılmanın sağlanmasıdır. Dışarıda kaldıkça 'öteki' olmak daha kolaydır. Toplumlar ne kadar birlik olursa aşırı ırkçı gruplar kendilerine hareket imkanı bulamazlar. Bu şuna benzer; bir Müslümanın hakkına Müslüman olmayan biri sahip çıktığında radikal eğilimlerin hareket edebilme ve kendilerine yeni alan açma imkanı söz konusu olmaz. Türkiye bu tür ittifakları güçlendirmek durumundadır. 

AA

Okunma Sayısı: 771
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı