"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Pazarlamaya nasıl başladım?

H. Muharrem OKUR
18 Ağustos 2018, Cumartesi
Üniversiteyi 1977-1981 yıllarında İzmir’de okudum.

O yılları hatırlayanlar bilir; şehirler, semtler, okullar hemen hemen her yer solcularla, sağcılar arasında paylaşılmıştı. Fakat hangi  ideolojinin hâkim olduğu yer olursa olsun asıl hâkim devletti. Bizim okuduğumuz Ege Üniversitesinde de solcuların Dev-Sol fraksiyonu hâkimdi. Bize psikolojik baskı uygulayarak hizmet etme imkânı vermiyorlardı. Celal isimli bir kardeşimizi de birkaç sefer dövüp okumasına engel oldular. Okullarımızda hizmet etme zemini bulamayınca çeşitli fakültelerde okuyan kardeşlerle kendimizi daha iyi yetiştirme kararı alarak çok okumaya karar verdik. Bol bol okuduk, münazaralı dersler yaptık. 

Neticede fakülte bitince de hizmetlerle meşgul olmaya karar verdim. O yıllarda mecburi olmasa da böyle bir hizmet şekli teşvik de ediliyordu. Medrese hizmetlerinde 7-8 sene çalıştım. Aradığım hizmet metodunu henüz bulamadığımı hissediyordum. Bu belirsizlik benim moralimi bozuyordu. Biraz boşlukta kalır gibi oldum. Daha sonraları üniversiteye hoca olarak girmek istiyordum. Bölüm başkanımız “İngilizceni biraz geliştir gel, seni buraya alalım. dedi. Akademik İngilizce kursuna yazıldım. 

İzmir bürosuna uğradım. İki üç ay büroya uğrayıp birkaç saat kalmama rağmen o zaman büroda bulunan Hasan Ağabey bana pek bir iş yaptırmıyor, çay ısmarlıyor, arabası ile gezmeye götürüyordu. O yıllarda enflasyon yüksek olduğu için sık sık herşeye zam gelirdi. Büroya gelince kitaplara zamlı fiyatlar yapıştırılıyordu. Bir gün zamlı kâğıtları yapıştırmaya yardım ettim. İçimde duyduğum heyecanı unutamam. Büroda küçük de olsa yaptığım bu hizmet çok hoşuma gitti. Böylece bir kaç ayım daha büroda geçti. Bu süre zarfında Hasan Abi benimle özel olarak ilgileniyordu. Sonradan anladığım kadarı ile bu hareketleri adam yetiştirme tarzı idi. Aynı davranışları başka kardeşlere de yaptığını gördüm. Ben bir taraftan İngilizce kursuna devam ederken büroya gelmeye, bana verilen hizmetleri zevkle yapmaya devam ettim. Bir gün beni büyüklerim çağırdı. “Üniversitedeki imtihanlara kadar Yeni Asya bürosunda çalışır mısın?” dediler. Memnuniyetle “Çalışırım” cevabını verdim. Benim için bir hizmet imkânı doğmuştu. Dolayısıyla neşriyat hizmetlerini çok seviyordum. 1977-1981 yılları arasındaki Nurlar’dan birikimimiz de beni şevklendiriyordu. Ben bu dönemde neşriyat hizmeti olarak gündüzleri büroda çalışıyor, haftadan haftaya da dershanede masada kitaplarımızı sergileyerek satmaya çalışıyordum. Bu hizmetler çok güzeldi. Ancak bunlar için harcadığım zaman azdı ve ben yine sıkılıyordum. Hayatımız böyle devam ederken sık sık pazarlama üzerinde konuşup, “Pazarlama çok faydalı neşriyat hizmetlerimizin gelişmesi için mutlaka lâzım.” tarzında fikirler beyan ediyorduk. Bu konuşmalar arasında Hasan Abi ve birlikte bulunduğumuz kardeşler benim bu hizmeti yapabileceğimi söylüyorlardı. Bense kendimi çok yetersiz  buluyordum. 

Nihayet esnafları pazarlama için ziyaret etmeye karar verdim. Benim için hayatımın en önemli günlerden biri olan o gün gelmişti. Güzelce bir kıyafet giydim. Emanet bir çantaya, Yeni Asya  poşetine, sırt çantasına yayınlarımızı doldurarak İzmir’in Kemeraltı semtindeki esnafları ziyaret için yola koyuldum. (Esnafın dükkânına 3 tane çanta ile hamal gibi gitmenin uygun bir pazarlama tarzı olmadığını sonradan öğrendim.) Esnaf dükkânlarını ziyarete başlayınca beklemediğim çok güzel muamelelerle karşılaştım. Ziyaretine gittiğim esnaflarla hiç tanışmıyorduk. Ancak çoğu çok güzel muamele ettiler. Bir kısmı çay ısmarladı, müşterisi olan benimle ilgilenemeyenler tekrar beklediklerini söylediler. Komşuları ile tanıştıranlar oldu. Benim için en çok mühim olan ise hatırı sayılır miktarda satış yapmam idi. Kendime olan ön yargım da artık yoktu. Bu günden itibaren “NEŞRİYAT HİZMETLERİ” ile imana ve Kur’ân’a hizmet etmek benim maddî ve manevî mesleğim oldu.

Yaptığım bu satış vesilesi ile Üstadımızın ”Bilinmeyen bir el bizi bu hizmette istihdam ediyor, kıymetini biliniz ki elinizden kaçmasın.” hakikatini ilk  defa yaşıyordum. (1982)

Okunma Sayısı: 1130
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı