"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şehidin son anları: Abdest ve iki rekat namaz

29 Mart 2018, Perşembe
-Demokrat Başbakan - İslâm Yaşar’ın Kaleminden... -37-

Koğuşlardan birinden yükselen Kur’ân sesini duyunca durdu. Birkaç nefes dinleyince simasındaki sürûr çizgileri barizleşti. İçinden okunan Âyetleri tekrarlayarak yürüdü. başgardiyanın odasına getirildiğinde Egesel’i ve Güryay’ı görünce yüzünü başka yana çevirdi. “Abdest alıp dinî vecibelerimi yerine getireceğim.”

İmar Dâvâsı görüşülürken, daha önce İstanbul’un imar plânı hakkında methedici sözler söyleyen imar müdürü, şahitlik yaptığı mahkemede tam tersi sözler söyleyerek Menderes’in aleyhinde ifade verince avukat Talat Asal, yanında getirdiği kitaptan şahidin daha önceki sözlerini okuyarak yalanını ortaya koymak için söz istedi. 

Talat Asal’ın hangi kitaptan neler okuyacağını bilen Başol, ona söz vermek istemedi. Avukatın ısrarla söz istemesi üzerine askerler tarafından tartaklanarak salondan çıkarıldı. Önce Harbiye’de, ardından Balmumcu’da hücreye atılarak o da  iki ay kadar mahkemeden uzak tutuldu. 

Vefat eden 12 kişi

Mahkeme başkanı Salim Başol’un sert tavrı ve galiz sözleri sadece Menderes’in değil, bütün Yassıada maznunlarının dâvâlarında muhakeme boyunca devam etti. Öyle ki, Sağlık Bakanı Lütfi Kırdar, İstanbul Emniyet Müdürü Faruk Oktay, eski genelkurmay başkanı Nuri Yamut, Konya Valisi Cemil Keleşoğlu, Zakar Tarver, Ümmi Üresin gibi isimlerin de aralarında bulunduğu on iki kişi, Yassıada’da yapılan fillî işkencelere, Bizans Sarnıcı’nın ağır şartlarına ve mânevî ezaya, cefaya dayanamayarak vefat etti.  

Maruz kaldıkları insanlık dışı muamelelere rağmen maznunlar da, onların avukatları da hakarete uğramak, işkence görmek, hapse atılmak pahasına merdane müdafaalar yaptılar. Mezalimi neticesinde, taşıdığı hâkim sıfatı ile adalet camiasını, göründüğü insan şekli ile de insanlığı lekeleyen Başol, ‘Merd-i kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler’ misâli, o müdafaalar karşısında çaresiz kalınca arkasındaki karar merciini itiraf etti.

“Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor.”  

50 kelimelik mektuplar

Adnan Bey, böyle diyerek hatırlattı eşine, ilk sözünü son mektuplarından birinde. Artık kendisine yapılanları göz önünde bulundurunca yapılacakları tahmin etmeye başlamış gibiydi. Onun için eşini ve çocuklarını olacaklara hazırlama gayreti içine girdi.

15 idam kararı

Nitekim 15 Eylül 1961 tarihinde mahkemenin kararı açıklandığında 402 maznun müebbetten başlayarak çeşitli cezalara çarptırıldı. Aralarında Celal Bayar’ın, Menderes’in, Zorlu’nun, Polatkan’ın, Koraltan’ın da bulunduğu 15 kişinin idam edilmesine karar verildi.

Adnan Menderes’in intihara teşebbüs ettiği iddiasını ve idama mahkûm edildiği kararını radyo haberlerinden öğrenen Berin Hanım, ilk olarak meselenin hakikatini öğrenmek maksadıyla Millî Birlik Komitesi dahil bütün mesul makamlara telgraflar çekti ise de hiçbir yerden cevap alamadı. 

Millî Birlik Komitesi ne istiyordu?

Millî Birlik Kurulu, idam kararını görüşmek üzere toplandığında genel temayül, idam hükmünün müebbet hapse çevrilmesi şeklinde idi. Maznunların idam edilmesini istemeyenler, onların hayatlarının bağışlanmasından ziyade, asılarak millet nezdinde ‘kahraman’ addedilmesine mani olmaya çalışıyorlardı. 

Silâhlı ve sıfatlı ihtilâlciler, Adnan Menderes’e milletin duyduğu samimî sevgiyi kıskandıkları ve ‘kahraman’ vasfını ona yakıştıramadıkları için her vesile ile ‘düşük, sabık, sakıt’ gibi sıfatlarla anarak milletin gözünden düşürmeye çalışsalar da, millet ekseriyeti onu gerçek bir kahraman olarak görmüş ve adını gönlüne o sıfatla birlikte yazmıştı. 

Kahramanlığın mükâfatı şehadetti. Siyasî, içtimaî, dinî sahada kahramanlık sayılabilecek cesur hamlelerle ezan, Kur’ân, cami, türbe gibi pek çok şeair-i İslâmiyeyi ihya eden Menderes de o sıfatı şehidlik mertebesi ile ebedîleştirmeye lâyıktı. 

Radyo haberlerinde Yassıada mahkemesinin idam kararı verdiği duyulduğu andan itibaren, dinî sıfat taşıyan ve mâneviyâta âşinâ olan insanlar ona ‘şehid’ nazarı ile bakmaya; içtimaî, siyasî vasıfları olanlar da ‘demokrasi şehidi’ demeye  başladılar. 

Kahramanların, düşmanları tarafından öldürülerek şehid edildiği gerçeği, âdetâ Menderes için de tahakkuk etmekte idi. 

Abdest, iki rekât namaz ve idam

Talat Aydemir’in tehditlerinden korkan Milî Birlik Kurulu üyeleri, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan hakkındaki idam hükümlerini tasdik ettiler. Celal Bayar hakkındaki kararı yaş haddinden, diğerlerini de çeşitli sebeplerle müebbet hapse çevirdiler. 

İdamların sabah vakti infaz edilmesi teamülünü de çiğnediler. Millî Birlik Kurulu mensupları arasında idama karşı olan üyelerin varlığını bildikleri ve bazı dünya liderlerinden tepkilerin geldiğini öğrendikleri için sabahleyin idam kararının kaldırılabileceğini hesaba katarak gece saat iki sıralarında girdiler idamlıkların bulunduğu koğuşa. 

“Zamanı geldi mi? Benden mi başlıyorsunuz?”

O sırada koğuşlardan birinden yükselen Kur’ân sesini duyunca durdu. Birkaç nefes dinleyince simasındaki sürûr çizgileri barizleşti. İçinden okunan âyetleri tekrarlayarak yürüdü. Başgardiyanın odasına getirildiğinde Başsavcı Egesel’i ve Yassıada kumandanı Güryay’ı görünce ahirete müteveccih olan nazarını, dünyevî kalıntılara bakarak  kirletmek istemiyormuş gibi hemen yüzünü başka yana çevirdi. 

“Abdest alıp dinî vecibelerimi yerine getireceğim.”

Kelepçeleri ve bukağıları çözülürken söyledi bu isteğini. Başgardiyanın gösterdiği yerde abdestini aldı, iki rekât namaz kıldı. Ettiği kısa duânın ardından ailesine veda mektubu yazdı. Gardiyanların koluna girmesini beklemeden sakin adımlarla gitti, sehpaya çıktı. 

Ondan böyle bir hareket beklemeyen cellâtlar telâşla koşuşup yağlı ilmeği boynuna geçirdiler. Yüzünden tebessümü, dilinden duâyı eksik etmeyen Fatin Rüştü Zorlu, dünyayı içindeki bütün zalimlerle birlikte tekmelemek istercesine cellâtların çekmesini beklemeden ayağının altındaki iskemleyi tekmeledi ve şahadet kelimesi getirerek son nefesini verdi.  

Ondan yarım saat kadar sonra Hasan Polatkan’a geldi sıra. O da aylarca şiddetli eziyetlere maruz kaldığı, ağır fizikî işkenceler gördüğü için iyice zayıflamış, takatten düşmüştü. Ancak gardiyanların yardımı ile çıkabildi sehpaya. Onun da yağlı ilmek boynuna geçirildi, ayağının altındaki iskemle çekildi ve hüküm merhametsiz muamelelerle infaz edildi. 

Okunma Sayısı: 3837
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin kıymık

    29.3.2018 00:27:17

    Azab-ı ilahi yeter onlara.. Şehidler Firdevs-i a’laya.. Zalimler ise cehennemdeki Galya’ya... Zalimler için yaşasın cehennem..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı