"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

31 Mart’tan 20 Temmuz’a güncelliğini koruyan sualler

Kâzım GÜLEÇYÜZ
19 Ağustos 2017, Cumartesi
31 Mart isyanının Hareket Ordusunca bastırılması ile, 15 Temmuz kalkışmasının 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL düzeninde bir hesaplaşmaya konu edilmesi arasında, yakın tarih ve siyaset bilimi erbabı tarafından tahlil edilip değerlendirilmeyi bekleyen çok ilginç benzerlik ve paralellikler var.

O dönemde sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıp beraat eden Bediüzzaman’ın yaptığı tarihî savunmadaki manidar tesbitler de hâlâ güncelliğini koruyor.

Ki, geçen yıl 15 Temmuz’u takip eden günlerdeki scope yayınlarımızda bu savunmayı bölümler halinde baştan sona okuyup değerlendirmeye çalışmıştık.

(Bu yayınların video kayıtları gazetemizin internet sitesinden izlenebilir.)

Üstadın Divan-ı Harb-i Örfî’deki müdafaasından bazı anekdotları tekrar hatırlayıp, güncel gelişmeleri onların ışığında yorumladığımız zaman son derece manidar tesbitlerle karşı karşıya geliyoruz.

Meselâ Üstad diyor ki:

“Şimdiki hafiyeler eskisinden beterdirler. Bunların sadakatine nasıl itimad olunur; adalet onların sözlerine nasıl bina olunur?” (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 120)

Bu tesbit ve sualler, çok ağır mağduriyetlere sebebiyet veren adlî ve idarî operasyonların istihbarat kaynaklı rapor ve listelere bina edildiği 15-20 Temmuz sürecinde de geçerliliğini korumuyor mu?

Üstadın “Gazetelerin aldatmalarıyla meşru bilerek buradaki görenek ve âdete binaen cereyan-ı umumîye kapılan safdillerin cezası nedir?” suali de, son süreç dahil, benzer her durumla çok örtüşüyor.

“Acaba bahçıvan bir bahçenin kapısını açsa, herkese ibaha etse, sonra da zâyiat vuku bulsa, kabahat kimdedir? Fikir ve söz hürriyeti verilse, sonra da muahaze olunsa, acaba biçare milleti ateşe atmak için bir plan olmaz mı?” (age, 142-4) sualleri ise özellikle son süreci netice veren derin tuzaklara tam denk düşüyor.

Senelerce önü açılıp teşvik ve destek verilen medya, banka, sendika, okul, üniversite ve yardım derneğiyle irtibatın birden “suç delili” olarak gösterilmesi, insanları ateşe atma planının güncel örneği.

Diğer bazı örneklere yarın bakalım.

***

- Gül AKP için “Kuruluş dönemindeki değer ve politikaları YENİDEN rehber edinip evrensel demokrasi kriterleriyle yoluna devam etmeli” demiş...

- Hüseyin Besli (Akşam): Siyasî partiler de doğar, gelişir, yaşlanır ve ölürler. Sonunda zeval mukadderdir. AK Parti de bundan azade değildir.

- Masumlar için hem kavlî, hem fiilî duaya devam. Fiilî dua hukuk çerçevesinde yapılacak bütün girişim ve etkinlikleri içine alan bir kavram.

Okunma Sayısı: 6131
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • yahni kemal

    24.8.2017 20:03:35

    Haklinin hakkini ALLAH zalimlerden alip mazlumlara versin

  • Ali Tam

    19.8.2017 18:21:26

    31 Mart Vakasinda mahkemelerde görevli HAKIMLER acaba BERAAT ettirirsen IHRAC olunur bilahere Baskin yersin sonra TUTUKLANIR terörist zanniyla hapse atilirsin tehditine maruz muydu? TEK CEVAP HAYIR! Bediüzzaman Said Nursi Beraat etmistir! Bugün artik 31 Mart hakimlerini aratacak kadar HUKUKSUZ ADALETSIZ bir gün. Zalimden korkmayan kac HAKIM kaldi? Masum NUR kizimizin durumu tevile gerek birakmiyor. Yasasin ZALIMLER icin CEHENNEM.

  • Özcan ERKİŞ

    19.8.2017 17:09:26

    (5) Maalesef 20 Temmuz'da ilan edilen OHAL düzenine ve sonrası icraatlara, muhaliflerin tasfiyesine, muarız seslerin susturulmasına başta AYM olmak üzere tarafsız ve bağımsız yargı, adil ve cesur yargıçlar ile tarih, siyaset ve toplum bilimci, uzman, işin ehil ve erbabı, millet ve memleket hesabına, hak,hukuk, adalet ve demokrasi adına (hiç değilse Yeni Asya kadar) yanlışa "yanlış" diyebilselerdi, belki de OHAL denen antidemokratik sistem ülkeye bu kadar zarar vermemiş olacaktı. Darbeye ve darbecilere direnerek 250 şehit ve ders veren bu toplum, direniş sonrasında ne yazık ki tam da darbecilerin istediği rejim olan OHAL'in ilanı ve devam ettirilmesi (belik baskıdan belki korkudan belki de algıya maruz kaldığından her ne sebepse) karşısında aynı direnci gösteremedi.Neticede darbecilerin rafa kaldırmak istedikleri hukuk ve demokrasi, 15 Temmuz bahanesiyle bizzat sivil iktidar eliyle ve OHAL ile askıya alındı. Değişen ne olmuş lütfen siz karar verin.

  • Özcan ERKİŞ

    19.8.2017 16:34:24

    (4)Dünden bugüne adına ister Örf-i İdare ister Sıkıyönetim ister OHAL diyelim, neticede darbe dediğimiz 31 Mart, 12 Eylül, 15 Temmuz ve benzeri zalimane ve haine teşebbüslerin sonucunda, darbecilerin tesis ettiği antidemokratik, gayri hukuki ve gayri insani sistemlerin semereleri hep acı ve gözyaşı, mağduriyet ve envai türlü zulümler olmuştur. Tabiatiyle darbeler de darbe neticesi tesisi olunan OHAL benzeri rejimler de birbirine benzemekle netice aynı olup semereleri menfidir. Toplumun refah ve mutluluğuna gram katkıları olmadığı gibi millet ve memleketin maddi-manevi hayatına, hukuk ve demokrasiye sekte vurmuşlardır. İnsaniyetini kaybetmemiş bir insan ve hususiyle ehl-i hak ve hakikat olan bir mümin, hakların ihlal, hürriyetlerin gasp edildiği böylesi haksız ve hukuksuz süreçlere taraftar olmadığı gibi zalimane fiilleri de alkışlamaz. Zira bilir ki "zalime meyletmek" "ateşin kendisine de dokunmasına" sebeptir.

  • Özcan ERKİŞ

    19.8.2017 12:36:09

    (3) Bugünkü "Said Nursi'ye göre anarşinin sebepleri ve asayişin beş esası" başlıklı haber-yazıyı bilhassa iktidardaki idarecilerin okumaları gerekir. Zira tek tabanca olarak 15 yıldır ülkeyi onlar idare etmektedir. Neticenin müsebbibi de sorumlusu da öncelikle onlardır. "Dindar nesil" yetiştirme iddiası ile yola çıkan Siyasal İslamcı iktidar, acaba, Hz. Üstad'ın anarşiden kurtulmak için beş zaruri esas dediği; MERHAMET, HÜRMET, EMNİYET, HARAM ve HELALİ BİLMEK ve İTAAT'in siyasi ve içtimai/toplumsal hayat olarak hangi noktasındayız? Ve şu anda hukuksuz ve keyfi kararların sebep olduğu mağduriyet ve zulümler, MERHAMET ve HÜRMET'in hangi kısmında yer almaktadır. Ve keza 3Y (yasak, yoksulluk ve yolsuzluk) ile mücadele vaadi ve programı ile sonraki icraatlar HÜRMET ile HARAM-HELAL ile örtüşmekte midir? Yani kendimizi bir mihenge vurup tepeden tırnağa hesaba çekmeliyiz. Ki doğru mu yoksa yanlış bir yolda mıyız bilelim.

  • Özcan ERKİŞ

    19.8.2017 12:19:02

    (2) Üstad Hz.nin sözünü ettiği "hafiye" "gazete" ve "bahçıvan" misaliyle sizin de dikkat çektiğiniz "derin tuzaklar" bugün yok mu? İhbar ve itiraf adı altında atılan iftira ve listeler, dünkü hafiyelerin yaptığı vazifenin aynını yapmıyor mu? Yandaş gazeteler yalan-yanlış haber ve yazılarıyla, aldatıcı ve yanıltıcı manşetleriyle hem kamuoyunu hem adaleti yanılmıyorlar mı? Ve keza fikir ve ifade hürriyeti Anayasada teminat altına alınmış iken, insanlar fikir ve ifade özgürlüğü kapsamına giren bir eylem/fiilden dolayı tutuklanmıyor mu? Veyahut kanunla kurulmuş, kanun dairesinde faaliyet yapan kurum ve kuruluşlarla olan münasebetlerinden dolayı inanlar "terörle" suçlanıp "terörist" muamelesi görmüyorlar mı?Yani nereden bakarsak bakalım gayri, hukuki gayri insani bir süreç yaşıyoruz.

  • Özcan ERKİŞ

    19.8.2017 12:03:20

    Sayın Güleçyüz, tarih ve siyaset bilimcisi ve uzmanı değilim.Bu milletin sıradan, sade bir ferdiyim. 31 Mart hadisesi, 1960 darbesini ve neticelerini okuyarak ve yaşayanlardan dinlemiş; 1971 ile 12 Eylül ve sonraki darbe, girişim ve süreçleri yaşamış, neticelerini görmüş bir vatandaş olarak şunu diyebilirim ki, bütün "darbeler" de "darbeciler" de birbirine benziyor. 31 Mart isyanı pek çok zulmü netice verdiği gibi ile 15 Temmuz zalimane darbe teşebbüsü OHAL'i, OHAL de pek çok mağduriyet ve zulmü netice vermiştir. Tek fark, 31 Mart'ta tarihte idam serbest iken bu tarihte idamın kalkmış olmasıdır. Üstad'ın bahsettiği" hafiyeler" şimdi de vardır. İhbar, itiraf, iftira ve nerede, nasıl ve kimler tarafından hazırlandığı bilinmeyen (bilhassa bylock) ve benzeri listelerle yapılan gözaltı ve tutuklamalar yahut yandaş gazetelerin "haber" ve "manşetleri" kuvvetli ve somut delil imiş gibi yapılmış adli ve idari işlemler.

  • HÜSEYİN İLHAN

    19.8.2017 08:16:31

    Allah razı olsun.Büyük bir sebat,azim ve hakka riayet ile yanlışları haykırıyor ve DOST ACI SÖYLER misali ikazda bulunuyorsunuz. Atalarımız ne güzel söylemiş.Hükümet olanların ve başta idareci olduğunu zannedenlerin yanlışlarını söylemeyen,o yanlışları alkışlayıp teşvik edenlerin dost değil düşman olduğunu ancak ahirete ve hak'ka imanı olan idrak eder. 31 MART VAK'I asında üstadımızın haykırışlarını ve ikazlarının bugün ile nasıl örtüşüp birebir yaşandığını anlamayanarın risalei nurları okudum demesimümkündür amma anladım ve anlıyorum diye söylemesi mümkün olamaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı