"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP’nin içinden gelen uyarılar

Kâzım GÜLEÇYÜZ
11 Ocak 2017, Çarşamba
Cumhuriyet adı altında kurulan şeflik rejiminin birinci ve ikinci isimleri referans gösterilerek Meclis gündemine getirilen “cumhurbaşkanlığı” teklifi, AKP’li vekillerden gelen itirazların bir kısmı dikkate alınarak, hararetli ve gergin tartışmalarla komisyondan geçirildi ve Genel Kurula intikal ettirildi.

AKP-MHP ittifakıyla Meclisten çıkarılması hedeflenen düzenleme, ülkenin karşı karşıya olduğu birçok önemli, kritik ve hayatî konunun önüne geçirilerek, bütün sorunları çözecek bir sihirli değnek ve ülkeyi şahlandıracak bir formül edasıyla takdim ediliyor.

Cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçildiği 10 Ağustos 2014’ten bu yana ısrarla takipçisi olunan başkanlık sistemi, AKP içinde bile ayrışma ve çatlamalara sebep oldu.

Öyle ki, ta Millî Görüşten beri bu yollarda beraber yürüyüp, yağan yağmurda beraber ıslanan öncü isimlerden Bülent Arınç, “Başkanlık ısrarı ülke gündemini tıkadı” dedi ve muhtemelen sırf bu sebeple tasfiye edildi.

Reisin belediye başkanlığı günlerinden de önce ve sonrasında en yakınında bulunmuş, ilk başbakanlık müsteşarı olmuş ve Millî Eğitim Bakanlığına getirilmiş bir isim olarak Prof. Ömer Dinçer de dışlananlar arasında.

Ve Dinçer Habertürk gazetesinde yayınlanan yazılarında, getirilen şekliyle başkanlığın tek adamlığa yol açacağını, bu yolun kapatılması, başkan yerine Meclisin güçlendirilmesi gereğini vurgulamaya devam ediyor.

Partinin kurucu kadrolarında yer almış, Meclis Başkanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakan Yardımcılığı ve Hükümet Sözcülüğü gibi önemli görevlerde bulunmuş ve halen milletvekili sıfatını taşıyan Cemil Çiçek’in “Darbe hukukuyla başkanlık, diktatörlük getirir” uyarısında bulunduğunu da hatırlayalım.

Yine Çiçek yakın zamanlardaki bir beyanında “Ülke meselelerine hep şahıslaştırarak çözüm aramaya çalışıyoruz. Hâlâ iki cihanda bizi kurtaracak tek adamlar arıyoruz” diyerek hem Gülen’e, hem de onun üzerinden Erdoğan’a ince bir göndermede bulundu.

Genel Kurul görüşmelerinde merak konusu olan husus, işin esasına taallûk eden bu mesajların, bazı detaylardaki itiraz ve tereddütleri kısmen dikkate alınıp izale edilen AKP’li vekillerde mâkes bulup bulmayacağı.

Aynı şey MHP’li vekiller için de geçerli...

Vefat eden eski İran Cumhurbaşkanlarından 

Haşim Rafsancani, “Birbirinizle çekişmeyin. Yoksa gücünüz gider” (Enfal Suresi 46) ayetine işaret ederek tarihî bir özeleştiride bulunmuş; “Biz Şiiler bu uyarıyı görmezden gelerek, İkinci Halife Ömer başta olmak üzere Sahabeye lânetle Şii-Sünni ihtilaflarını arttırdık. Bazılarının ibadet maksadıyla katıldığı lanet törenleri düzenlemek, Müslümanlar arasında ihtilaf ve ayrılıklara sebep oldu; El-Kaide, IŞİD ve Taliban gibi örgütlere zemin hazırladı” demişti. Mesajlarının Şii camiasında mâkes bulması dileğiyle Allah rahmet eylesin.

Okunma Sayısı: 7105
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan Erkiş

    11.01.2017 15:22:24

    (4) 21.asırda Türkiye'yi mahçup edecek bir tablo. Bırakın vatandaşı, iktidar vekillerinin bile kafasını karıştıran, aklen, kalben ve vicdanen tatmin etmeyen, işin uzmanı hukukçuların bile izahta zorlandıkları Başkanlıkla; iki partinin kararı ve dayatması ile gündeme getirilerek sistem değişikliğine gidiliyor. Ortam antidemokratik. Rejim OHAL'e Meclis KHK'ya devredilmiş. Örneği ABD'den ziyade Lâtin Ametika, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Körfez ülkeleri ve Afrika'da olan; siyasi, ekonomik ve sosyal durumları hiç de iyi olmayan devletlerde gördüğümüz türden bir yönetim tarzı. Okuduğumuz metin, yazılan ve tartışmalardan edindiğimiz kanaat, meselenin gösterildiği kadar şahane, ülkeyi uçuracak ve "Başkanlık gelecek, dertler bitecek!"sloganındaki gibi olmadığı hatta tam tersi olacağıdır. Güç ve yetkilerin tek şahısta toplandığı buna mukabil kontrol ve denetimin neredeyse imkânsız hale getirildiği, ortak akıl ve şahsı manevi olan meclisin devre dışı kalacagı bir sistem nasıl demokratik olabilir?...

  • Yemen

    11.01.2017 15:10:53

    Haşim kılıç ve duayen hukukçular nerdeler acaba?niye sesleri çıkmıyor

  • Özcan Erkiş

    11.01.2017 12:54:01

    (3) Meclisteki oylamalar da gösteriyor ki, mecliste bile hür ve demokratik bir ortam -maalesef-bulunmsmaktadır. Meselâ; gizlilik ilkesini ihlal eden bir vekil, suçlu iken bir de meydan okuyor. Yâni hem güçlü hem güçlü. Hukukun üstünlüğü nerede? Yine bir vekil yargının tarafsız ve bağımsızlığı töhmet altında bırakacak şekilde "AYM'den medet umanlar avcunu yalar!"diyor. Bunun mânâsı şudur:Yargı bağımsız ve tarafsız değildir! İste bu hâle geĺmiş vekillerin bulunduğu bir meclis ortamında, OHAL rejiminde ve KHKnın vesayetinde bir Anayasa değişikliği yapılmaktadır. Bunun meşruiyeti hep tartışılacaktır. Tıpkı 35 yıldır meşruiyeti tartışılan 1982 darbe Anayasası gibi. 21'nci asırda Türkiye bu ayıba maruz ve muhatap olmamalıydı......

  • Özcan Erkiş

    11.01.2017 12:39:17

    (2) Türkiye'de parti içi demokrasi olmadığından ve lider sultası hâkim olduğundan, hangi parti olursa olsun bir konuda muhalif olan vekiller, maalesef fikirlerini hür ve demokrat bir tavırla dile getirmekten, başımız belâya girer endişesiyle korkuyorlar. Ne vakit meclis dışı ve siyaseten pasif duruma düşüyorlar (yazıdaki şahıslar gibi) âdeta bülbül misâli şakıyorlar. Neden aktif ve vazife başında iken değil de iş bittikten sonra? Elbette konuşmaları da güzel, ne var ki "atı alan Üsküdar'ı geçtikten"sonra bu beyanlar ne kadar tesir eder yahut tesirli olabilir mi? Son olaylar olmadığını gösteriyor. Onun için topyekun milleti ve geleceğini ilgilendiren meselelerde, konuşması gerekenlerin, "zamanında, ve yerinde ve net bir şekilde" konuşmalarıdır. Zevâhiri kurtarmak maksadıyla yapılan konuşmaların şu saatten sonra bir sey ifade edeceklerini -şahsım adına-zannetmiyorum. Keşke kaale alınsa.

  • Özcan Erkiş

    11.01.2017 12:19:38

    (1) Sayın Güleçyüz, yazınızın sonunda belirttiğiniz gibi, vefat eden İran eski Cumhurbaşkanı (mealen) ,Enfal suresi,46'ncı âyete muhalif hareket etmekle müslümanlar arasında tefrikaya sebep olduklarını itiraf etmiş. Geç olmakla beraber, fevkalâde ehemmiyetli ve ibretâmiz bir hâdise. İnşaallah müslüman ülkelerin başındaki idarecilere ders olur ve hem dahili hem harici tefrikayı netice verecek sözlerden ve fiillerden uzak dururlar diye temenni ediyoruz. Zira tefrikanın ilacı ittihaddır. Ve ittihadımızı temin, tesis ve temâdi ettirecek belki yüzlerce imani, islami ve nurani bağlarımız olmakla aslında ittihadımızı gayet kolay kılmaktadır. Bize düşen azim, irâde ve gayrettir. Muvaffakiyet Allah'tandır...

  • Mehmet FIRAT

    11.01.2017 12:04:43

    Yukarda ismi geçen zatların hepsinin ortak özelliği TEK ADAM olmaz isteyen eski yol arkadaşları tarafından pasifize edilmiş, dışlanmış olmak. L. Gültekin'in bir yazısında söylediği gibi AKP ve muhafazakar tabanda karşılığı olan herkes bilerek dışlandı. Bu kimileri için dışlamanın ötesinde hain sınıfına sokulacak bir vetireyi de getirdi. Kendi tabanlarına bile doğruları söylemeyecek hale getirildiler. Sonrasında ise yarın itiraz etse bile kıymet-i harbiyesi olmayan insanlar mutlak biat parolası ile partiye dolduruldu ve onlar da görevlerini yapıyor. Bu gidilmek istenen sürecin baskıcı ve müstebit bir sistem olduğunu anlatan sesler maalesef azınlıkta kaldı ve adeta marjinalleştiler. YENİ ASYA bu marjinal görüntü içinde gelecek dönemde başı dik olanlar arasında olacak.

  • cemal

    11.01.2017 04:14:10

    Cemil Çiçek beyefendi bildiğimiz kadarıyla 90-2015 lere kadar millet tarafından vekil seçilmiş bir figür.Ülkenin yönetiminde hak sahibi.Ülkeye millete her türlü iyiiği yapabilirdi.Kilit noktalarda bir çok şeyi değiştirebilirdi.Ama bu zaman içinde hep konjoktöre oynadı ne şiş yansın ne kebap modunda hareket etti.hep bir adım ötede kendi ikbalini düşündü.Zannettiki ölene kadar gö zönünde olurum.Şimdi unutulma arafesinde yanlış yere gönderme yapıyor.Ancak sorumlu olanları eleştirebilir.Aklına eseni değil

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı