"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Enflasyon canavarı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
05 Ekim 2018, Cuma
Yakında bırakılacağı beklentisi artık iktidar çevrelerince de seslendirilen rahip üzerinde koparılan fırtınayla tırmanışa geçen doların zor belâ 6 TL seviyelerine inmesi iktidar medyasında “çok büyük bir başarı” olarak sunuluyordu ki...

TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamları herşeyi tekrar alt üst etti. TÜFE’nin yüzde 25, ÜFE’nin yüzde 50 sınırına dayanması, peş peşe gelen zamlarla bunalan insanlardaki endişe ve tedirginliği daha da arttırdı.

“Kriz mriz yok” diyen Cumhurbaşkanının halktan biraz daha sabır isteyip yine “Herşey yoluna girecek” mesajı verdiği ve zam fırsatçılarıyla stokçular için “Belediye zabıtasına şikâyet edin” çağrısı yaptığı bir noktada açıklanan rakamlar şok tesiri yaptı.

Krize karşı açıkladığı YEP’te öngörülen enflasyon hedefini daha ilk etapta zora sokan bu rakamlara Hazine ve Maliye Bakanı’nın tepkisi, sorumluluğu stokçu ve fırsatçılara yıkmak oldu. Ama bilhassa çoktandır ÜFE’de biriktiği halde bastırılan enflasyonun göstere göstere geldiği ve dövizdeki tırmanışın frenleri boşalttığı bir tabloda bu tepkinin mantıklı bir gerekçesi olmadığı gayet açık.

Üç ay içinde doğalgaz ve elektrik faturalarını evlerde yüzde 30’dan, sanayide yüzde 50’den fazla yükselten zamlar da mı stokçuların işi? Ya market ve pazar fiyatlarındaki fâhiş artışların asıl sorumluları kimler?

Dövizin yükselmesini dış, enflasyondaki tırmanışı iç mihraklara yıkarak işin içinden çıkılamaz. Durumu somut olgu ve veriler üzerinden objektif bir bakışla değerlendiren uzmanların ortak tesbiti, asıl problemin yanlış tercihlerden ve yapısal sorunlardan kaynaklanan kırılganlık olduğu yönünde.

Üretime değil, inşaat, tüketim ve borca dayalı “büyüme” modelinin duvara dayandığı bir noktadayız. Sanayinin yurt içi hasıladaki payı AKP döneminde yarı yarıya gerilemiş.

Hemen her sektörde devasa firmaların iflâs bayrağını çektiği veya konkordato talebinde bulunduğu, yeni iflâs dalgalarıyla işten çıkarmaların kapıda olduğu bir tablo.

Biz 2002 öncesinde yüzde 100’leri aşan oranlarla enflasyon canavarının cüzdanlarımızı boşalttığı yılları yaşamış bir nesiliz. Unutmuş gibiydik. Bu son rakamlarla yine hatırladık.

AKP’yi iktidar yapan başlıca sebeplerden biri 2001 kriziydi. 

16 yıl sonra yine mi?

***

İktidar tabanında rahatsızlık

Okunma Sayısı: 2802
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayhan Aydın

    5.10.2018 15:34:10

    Tebrikler. Hatalardan ders almak istemeyen iktidarları getiriyorlar. Bu ülkeyi gayri demokratik kanunlarla düzlüğe çıkartamazlar. Aslında çıkartmak istemeyenler hep iktidarda.

  • Gündüz Alp-3

    5.10.2018 10:36:33

    "Enflasyon canavarı " ile menfaat üzerine dönen menfi siyasetin netice verdiği "canavarlaşmış siyaset" kafa kafaya vermiş, ülkenin maddi-manevi kaynaklarını kemirmektedir. Bu iki canavarın ilacı; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan haklarına riayet, kuvvetler ayrılığı, yargının tam anlamıyla bağımsız ve tarafsız oluşu, yargıçların adil, cesur ve özgür olmaları, milletin ortak aklını/iradesini temsil eden Millet Meclisi...gibi evrensel hale gelmiş, çağın özelliklerine uygun değerlerdir. Tekçi, dayatmacı, baskıcı, diktacı yönetimler, müspet ve demokratik siyaseti öldürürken ekonomide kriz ve enflasyonu sonuç verecek olan "canavarı" ihya etmektedir. Borç alanlar yalnızca emir almakla kalmaz, bir müddet sonra duvara toslayarak krize sebep oldukları gibi ülkenin iş gücünü, sermayesini ve gelecek vadeden beyinlerini de dışarıya verirler. Acı da olsa gerçekler böyledir.

  • Gündüz Alp-2

    5.10.2018 10:17:33

    Türkiye'de sorunun kaynağı yanlış politika ve yönetim tarzının yanında yanlış kafa yapısı yani zihniyet meselesidir. Mesela, "İtibardan tasarruf olmaz" diyen bir kamu yöneticisinin kamunun/halkın parasını harcarken özen göstermesi zordur. Ve keza mesela, "Medya ile demokrasi olmaz" diyen bir kamu yöneticisinin de demokrasi ve hukuka, basın özgürlüğüne riayet etmesi o kadar zordur. Sözün doğrusu: "Yandaş medya ile demokrasi olmaz!" Çünkü iktidar ve gücün safında konuşlanan bir medya demokrasi, hak, hukuk, hürriyet, adalet, insan hakları, kuvvetler ayrılığı, meclis vs ile fazla ilgilenmez. Yandaş medyanın işi, gerçekleri ters yüz ederek toplumsal algı oluşturmaktır. Şu anda yaşadıklarımız gibi. Mesela, kriz yok ise, üç ayda üç defa zamlanan doğalgaz ve elektrik ile iğneden ipliğe gelen zamların sebebi nedir? Fırsatçıların manipülasyonu mu? Gerçekleri gizlemekte nasıl bir toplumsal yarar vardır?

  • Gündüz Alp

    5.10.2018 09:58:04

    Sayın Güleçyüz, öncelikle herkesin mübarek cuma gününü tebrik ederim. Öncesinde bir Süreç (28 Şubat) sonrasında da bir Kriz (2001) sonucunda bunalan milletin, derde derman olur zannıyla iktidara getirdiği Siyasal İslamcı bir kadro, iktidarının 16 yılında tıpkı başta olduğu gibi, millete 28 Şubat'ı aratmayan mağduriyetli bir Süreç ve ABD'li McKinsey'den bile medet uman bir Kriz ile millete ağır bir fatura ödetmektedir. Bu iktidarın (hastalık derecesinde) bir başka olumsuz özelliği de, bir türlü hata ve yanlışını kabul etmemesi, suçu hep başkalarına yükleyerek, hayali düşmanlarla kavga etmesidir. Bu kavga da dahilde yangını daha da büyütmektedir. Önce yürekleri sonra da cepleri yakan bu yangını söndürmenin çaresi, kavga değil hariçte dostluk ve ittifaklar ve dahilde toplumsal barış ve uzlaşıdır. 16 yıl sonra yine bir Süreç ve Kriz yaşıyorsak, başımızı iki elimizin arasına alıp ciddi ciddi "Niye?" diye sorgulamak icap etmez mi?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı