"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hür ortam, doğru bilgi

Kâzım GÜLEÇYÜZ
17 Şubat 2017, Cuma
Demokrasilerde seçim de, referandum da halkın tercihinin ortaya çıkması noktasında önemli enstrümanlar. Ancak doğru ve sağlıklı neticeler verebilmelerinin bazı şartları var.

Bunların başında hür ortam geliyor.

Seçmenler tercihlerini hiçbir baskı altında kalmadan özgürce kullanabilmeli. Şu veya bu tercihi yaptığı için suçlanmamalı, yaftalanmamalı, tehdit edilmemeli.

Güncel örnek üzerinden gidersek, referandumda “hayır” demeyi düşünenler teröristlerle aynı safta gösterilmemeli; 15 Temmuz darbesinin yanında yer almakla suçlanmamalı; şer cephesi ve ittifakı gibi nitelemelerle hedefe konulmamalı.

Bu ithamları yapanların cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık gibi konumlarda bulunan kişiler olması toplum üzerinde daha ağır bir baskı oluşturuyor ve referandumun demokratik meşruiyetine gölge düşürüyor. OHAL ve baskı ortamında sandığa gidiliyor olmasının yol açtığı tartışmaları daha da katmerli hale getiriyor.

Bir başka önemli ve kritik nokta, oylanacak konuyla ilgili olarak milletin objektif bir yaklaşımla doğru bilgilendirilmesi.

Burada da sıkıntılı bir tablo söz konusu. Oluşturulan dayatma ve kutuplaşma ikliminde giderek sertleşen polemiklerle konunun özü ve içeriği geri plana itiliyor.

Asıl konuşması gereken uzman hukukçular derin bir suskunluk içerisinde. Konuşanların sesi de tek taraflı medya yapılanmasına takılarak duyurulmuyor.

İktidar cenahında bile düzenlemenin sıkıntılı ve pürüzlü noktalarını sorgulama girişiminde bulunanlar hain ilan edilip linç operasyonlarına hedef yapılıyor.

Böyle bir tabloda iktidar partisi grup başkanvekillerinden birinin “Asıl baskı evetçilere yapılıyor” iddiası, “Güler misin, ağlar mısın?” dedirten bir garabet örneği olarak siyaset tarihindeki yerini alıyor.

“Hayır” diyen muhalefetin birçok noktada ortaya koyduğu haklı ve doğru gerekçeler ise, saçma sapan ideolojik saplantı ve reflekslere kurban edilebiliyor.

Hedefi “Atatürk anayasasına dönüş” olarak deklare edilen bir düzenlemeye “Atatürkçülük adına” karşı çıkılması gibi.

Allah encamımızı hayreylesin.

Yavru köpeği kurtarmak için gösterilen sevindirici insanî hassasiyet, KHK’larla darmadağın edilen hayatlardan da esirgenmemeli değil mi?!

 

KHK mağduru bebek, anne, baba, dede ve ninelerin öykülerinin de, yavru köpeğin kurtarılış hikâyesi gibi manşetlere taşındığını görür müyüz?!

 

“CHP’deki olumlu değişim desteklenmeli” dedik diye bize saldıranlar, Kılıçdaroğlu’nun saldırıya uğrayan başörtülüyü ziyareti için ne diyor?!

 

Okunma Sayısı: 3824
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • dali

    17.02.2017 21:23:10

    Doğum yapan kadını hastane çıkışında bekleyen ve taburcu olunca göz altına alan bir zihniyete karşı diklenmeden dik duruşunuz takdire şayan. Bu duruşunuzdan dolayı da ahirette sizin adınıza olumlu şahitlik edeceğime şüpheniz olmasın. Rabbim sizin gibi sağduyulu insanların sayısını artırsın. Amin.

  • Özcan Erkiş

    17.02.2017 16:11:09

    (4) Müfritane siyasi tarafgirlik, ideolojik saplantılar, "dindar iktidar" söylemine taassubâne itaat ve biat, zaten normal ve sağlıklı ve demokratik olmayan ortamı daha da sıkıcı hâle getirmektedir. Kampanyada kullanılan argümanlar bu fikrimizi teyit eder mahiyettedir. "Hayır" verecek vatandaşları topyekun "şer cephesi" olarak görmek ve göstermek aklın, mantıkın, vicdanın kabul edebileceği şey değildir. Öyle olduğu halde neden peki böyle bir söyleme ihtiyaç duyulmaktadır? Emperyal zihniyetin "böl, parçala, yut!" taktiğini kendini "dindar" ve "milliyetçi" gösteren iki siyasi parti neden kullanmaktadır? Kutuplara ayrılmış, birbirinden nefret eden fertlerden teşekkül eden bir toplumun sevk ve idare etmek daha mı kolay olacaktır? "Bekâ" sorunundan bahsediyorsak, bekânın ve mülkün temeli olan adalet, hürriyet, kuvvetin kanunda olduğu, meşveret ve millet meclisinin şahsı manevisine istinad eden demokrat bir Türkiye'nin tesis ve temâdisine gayret edelim.

  • Özcan Erkiş

    17.02.2017 14:50:54

    (3) Tabloya hangi taraftan bakarsak bakalım özellikle referandum için "sağlıksıź"bir görüntü arz etmektedir. En başta hür ve demokratik ortamı berhava eden OHAL. Sonra antidemokratik uygulamalarla KHK. Âdeta demoklesin kılıcı misüllü OHAL, tek adamlık sistemine "hayır" diyecek olan toplum kesimleri, muhalif ve muarızların başı üstünde sallanmakla-peşinen baskı oluşturarak- vicdani kanaatlerin kendi lehlerine değiştirmek istemektedirler. Böylesine antidemokratik ve sağlıksız bir ortamda yapılan kampanya da yapılacak referandum da hep sorgulanacak, meşruiyeti hep tartışılacaktır. İktidar cenahı, "OHAL de referanduma gittiler dedirtmeyiz!" demiş olmalarına rağmen, OHAL işlerine yaramış olmalı ki sonra tersini söylediler. Neden doğru olanı yapmaktan kaçınıyoruz anlamak mümkün değil....

  • Özcan Erkiş

    17.02.2017 12:33:16

    (2) Yazınızda ülke ortamını ve bilgilendirme ve kampanyaya dair tesbitleriniz doğru olup ehemmiyet arz etmektedir. Tıpkı milletin vekilleri gibi milletin fertleri de hür olmalıdır. Yoksa korku ve baskı ortamında yapılacak referandumun meşruiyeti hep tartışılacaktır. Ortamın hür ve demokratik olması kadar, halkın doğru bilgilendirilmesi için haber alma kanallarının da açık olması elzemdir. Onların da hür ve gür sesle "doğruları" millete anlatabilme zeminini oluşturmak evvela iktidarın görevidir. Peki böyle bir medya ortamı var mı? Elbette yok. Yeni Asya gibi olanlar da "çapraz ateşle" susturulmaya çalışılmakta. Millete doğru bilginin verilmemesi bir yana çarpıtma, karalama, suçlama, yaftalama, ötekileştirme....gibi propaganda argümanlarıyla millet üzerinde baskı oluşturmak suretiyle "evet" çıkması temin edilmeye çalışılmaktadır. Zaten OHAL'in varlığı toplumun bilhassa "hayır" diyecek kesimleri üzerinde "demoklesin kılıcı" gibi sallanarak kendini hissettirmektedir.

  • Özcan Erkiş

    17.02.2017 12:10:01

    (1) Sayın Güleçyüz, herkese hayırlı cumalar diliyorum. Bugünkü manşet-haber pek çok noktalardan çok ehemmiyetli olup, kafalardaki şüphe ve tereddütleri de giderici mâhiyettedir. Teşekkür ediyoruz. Zira iktidar cenahı, başta merhum Demirel olmak üzere diğer merhum parti liderleri de "başkanlık" sistemini istediği şeklindeki propagandalarının hiç de gerçeği yansıtmadığını bilmeyenler öğrenmiş oldular. Sayın İlhan'ın röportajı, çarpıtılan bir meselenin daha açığa çıkmasına vesile oldu. Şunu bir kez daha katiyetle anlıyoruz ki iktidardaki siyasal islâmcı parti ve onun menfi siyaset ile ne merhum Menderes'in ne merhum Demirel'in müsbet siyaseti, hür ve demokrat Türkiye projesiyle uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. En büyük delili de yaşadığımız süreç, referanduma sunulan tek adamlık sistemi ve ülkenin geldiği noktadır...

  • CESUR ADAM

    17.02.2017 10:27:20

    HAYIRLI CUMLAR DİLİYORUM.KILIÇDAROĞLU nun saldırıya uğarayan bir başı örtülü kardeşimizi ziyaret etmesi onların gözünden kaçabilir. YENİ ASYA gemisinden inip haksızlık,yolsuzluk ve camilerde siyaset yaptırtanların su alan gemilerine binenleri acıyarak görüyorum ki HAK-ADALET ve MÜSLÜMANIN DOĞRULUK mefhumlarından uzaklaşmaya başlamışlardır.

  • Aydın

    17.02.2017 09:15:28

    Her şeyin hayırlısı.

  • 672 khk magduru

    17.02.2017 08:46:33

    Belki peşin fikirli yaftasi yiyebilirim ama hak bildiğimi soyleyecegim.: Hayir oyunun fazla cikacagini bilse ( kamuoyu yoklamasindan anketlerden falan) referandumu o an iptal ettirir veya başka bir eeğlence bulur. Bana sorarsanız tüm bunlar niçin? Az daha dünyada kalabilmek için. Zifte düşmek boyle bbirşey olsa gerek. Ne diyelim Allah Celle Celaluhu şüphesizki en iyisini bilir.

  • serdar

    17.02.2017 03:38:15

    Söz bitti deniz bitti.İlahi kaderin hükmünü bekleyelim.

  • Ali Tam

    17.02.2017 02:23:38

    Internet ortaminda reportajlari izledim referandumda evet veya hayir diyeceklerin gerekceleri arasinda, "bilmem, iste öyle" diyenler hic de az degil. Niye evet, niye hayir dedigini bilmeyen insanlarla referanduma gidilmesi hic de dogru degil. Niye evet, niye hayir diyecegini bilenlerin gerekceleri de türlü türlü. Basit tarzda bilgilendirme eksikligi oldugu mutlak. Ifadenin en hafif telaffuzuyla: EVET deyince bos senede imza atmis gibi olacagini bilenler cok ama cok az! Komünistler, kafirler, münafiklar da nefes aliyor su iciyor ekmek yiyor diye biz bunlardan vazgecmeyecegimiz gibi. HAYIR diyenler icinde komünistler, kafirler, münafiklar var diye benim bos senede imza atmaktan bin beter eveti demeyip hayirdan vazgecmemem de o kadar mantiki.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı