"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kemalizme karşı demokrat duruş

Kâzım GÜLEÇYÜZ
10 Kasım 2018, Cumartesi
16 yıllık AKP iktidarının, “Hedefimiz ilke ve inkılâpları toplumun ortak paydası yapmaktır” dediğini yeri geldikçe sürekli vurguladık ve hatırlattık.

Atatürkçülüğü, hattâ altı oku CHP’den alıp sahiplenmeye yönelik söylemlerini, okul  kitaplarındaki 30’lu yıllardan farksız Kemalizm propagandasını, Atatürkçülük karşısında hiçbir faaliyeti korumayıp devleti ve toplumu Atatürk milliyetçiliği cenderesinde tutan darbe anayasasındaki resmî ideoloji vurgularına hiç dokunmamış olmasını da.

Keza tamamı Atatürkçülük adına yapılan darbelerin tahribatını parlamenter sisteme fatura edip ülkeyi bir tek adam rejimine götürürken, referans ve model olarak birinci ve ikinci reis dönemlerini göstermesini de.

Bununla bağlantılı olarak yasama ve yargı başta olmak üzere tüm devlet mekanizmasının ve yanı sıra üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın... aynı tek adam rejiminin kontrolüne alınmasını da.

Bütün bunlar “dindar” siyasetçilerin iktidarında oluyor ve Zübeyir Gündüzalp’in “din adına siyaset” yapanlar için, eski CHP  kafasını kast ederek söylediği “CHP’lilerin dindarları” tesbitini tasdik ve teyid ediyor.

Böylece çoktandır bitkisel hayata ve sekerata girmiş olan Kemalizmin ömrünün, bu kadrolar eliyle uzatılması gibi son derece tuhaf bir halle karşı karşıya kalıyoruz.

Öyle ki, bilhassa son dönemde olup bitenler, Perinçek gibi bir isme “Hayatımın en mutlu günlerini yaşıyorum” dedirtiyor...

Ona bu mutluluğu yaşatan “dindar”lar Atatürkçülüğün “dinci” versiyonunu ortaya koyarken, eşzamanlı olarak, laikçi “öz ve hakikî Kemalist” damarı da tahrik ediyorlar.

Hukuk ve usul hatalarıyla sakatlanan Ergenekon ve Balyoz davalarının fiyaskoyla sonuçlanması darbeci Kemalistlerin önünü açınca o cenahta yeni bir “canlanma,” güç toplama ve tahkimat süreci yaşanıyor.

Ve bunlar, tersten ve düzden Kemalizmin “ihya”sı gibi bir tabloyu ortaya çıkarıyor.

Böyle bir tablo karşısında, resmî ideoloji dayatmasına boyun eğmeyip teslim olmayan, demokrasiye, hak ve özgürlüklere, adalet ve hukuka, insanî değerlere kararlılıkla sahip çıkan sağlam bir duruşun korunup geliştirilmesi daha da büyük bir önem kazanıyor.

Çünkü ülke ancak hukuk ve demokrasi eksenli öyle bir duruşla düze çıkabilir.

***

Kocatepe Mevlidinin engellenmesi Türkiye’nin ayıbıdır 

http://www.yeniasya.com.tr/video/kocatepe-mevlidi-nin-engellenmesi-turkiye-nin-ayibidir_477709

Okunma Sayısı: 2801
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    10.11.2018 16:59:09

    Sırf iktidarda kalabilmek uğruna millete verilen sözler, ilkeler ve hedefler nerede kaldı? Aslında büyük bir avantaj olarak elde ettikleri ortaksız 16 yıllık tek başına iktidarla, milletin hakkı, beklentisi ve talebi olan ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü, hürriyet, adalet, insan haklarının kamil anlamda yerleşmesi gerekirken; bu fırsatı heder eden ve harcayan iktidar, tam tersi bir hamle ile antidemokratik bir sisteme çeviriverdi. Hür, medeni ve demokrat dünyadan dışlanmayı sonuç veren bu menfi hamlenin olumsuz yansımalarını siyasal, sosyal ve ekonomik hayatımızda yaşayarak görüyoruz. Yönümüzü yeniden demokrasi ve hukuka çevirmediğimiz sürece düze çıkmamız imkansız derecede zor görünmektedir. Muhalefet de oltaya gelmeden demokrasi ve hukuk odaklı, ciddi, güçlü ve etkili bir muhalefet yapmalıdır. Adı ne olursa olsun tekçi, dayatmacı, baskıcı resmi-gayrıresmi tüm ideolojilere karşı demokrat bir duruş.

  • Gündüz Alp-2

    10.11.2018 16:40:44

    Müfrit bir Kemaliste bile "hayatının en mutlu günlerini yaşatan" dinci iktidarın, parlamenter demokratik hukuk devletini, içinde demokrasi ve hukukun, hürriyet ve adaletin olmadığı, meclisin ve millet iradesinin ve muhalefetin olmadığı antidemokratik, tek adamlığa dönüştürmesi sizce neyin ihyasıdır? Oysa kendileri hangi yolla iktidara gelmişlerdi? Kendilerini iktidara taşıyan demokrasi ve hukukun üstünlüğü değil miydi? Bu sistemi, ülkenin ikbali ve istikbali için sakıncalı, sorunların kaynağı gören ve gösteren, takip ettikleri yanlış politikaların faturasını parlamenter demokrasiye keserek onu rafa kaldıran zihniyetin, resmi ideolojiye göz kırpması, onu referans göstermesi ve hatta siyasetinde kullanması gayet normaldir. Darbecilerle millet hesabına hesaplaşma fırsatını "kumpas" diyerek sulandıran, onların, bundan cesaret alarak yeniden canlanmasına, iştahlanmasına sebep olan da bu düşünce yapısı değil mi?

  • Gündüz Alp

    10.11.2018 16:19:51

    Sayın Güleçyüz, bugün Yeni Asya'nın manşetten verdiği "Arapça Ezan İslamın Evrensel Çağrısıdır" sözünün sahibi ana muhalefet halk partisinin genel başkanına ait olmakla çok manidar ve anlamlı. Zira yeniden, Öğrenci Andı ve Türkçe Ezan gibi dünde kalmış, tarihin mezarlığına gömülmüş yasakların ve 1930 ruhunun yeniden hortlatılmak istendiği bir zamanda, böyle bir çıkışın halk partisi başkanından gelmesi elbette demokrasi ve hukuk adına çok önemli. Bu tür demokratik çıkışların alkışlanması ve desteklenmesi gerekir. Siz de bunu manşetten vermekle, bu demokrat çıkışa destek vermiş oluyorsunuz. Din adına siyaset yapanlar ve dini, siyasetlerine alet edenler için Zübeyir Gündüzalp'in "chp'lilerin dindarları" demesi haklı sözü ve isabetli tespiti bugünlerde ne kadar da anlamlı değil mi?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı