"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kumpasta 161. gün

Kâzım GÜLEÇYÜZ
08 Ağustos 2017, Salı
Nur 1 Mart gecesi erkek polislerden oluşan bir terörle mücadele ekibince evi basılıp gözaltına alındığında, bunun bir yanlışlık olduğunu ve kısa sürede düzeleceğini düşünmüştük.

Üçüncü günün akşamı savcılık sorgusunun ardından sulh ceza hakiminin önüne çıkarıldığı zaman da aynı kanaatteydik.

Tutuklama kararı çıkınca şaşırdık. Hemen itiraz ettik; ancak Nur’u tutuklatan ve dilekçemizi yerine ulaştırmayıp bekleten soruşturma savcısı, apar topar hazırladığı iddianameyi yeni kurulan bir ağır ceza mahkemesine vererek davayı açtı.

Birçok kişinin aylardır içeride tutuldukları halde iddianamelerinin dahi yazılmadığı bir süreçte tecrübeli hukukçuları şaşırtan bu “olağanüstü hız”ı da hayra yorduk.

Tahliye talebimizin o aşamada ağır ceza heyetince reddi canımızı sıktıysa da, beklentimiz bari ilk duruşmada tahliye idi.

Ama maalesef orada da büyük bir hayal kırıklığı yaşadık. Nur’u karşısında görüp savunmasını dinledikten sonra tahliye kararı vermesini beklediğimiz mahkeme, “tutukluluk halinin devamı”na hükmetti.

Duruşma sırasında sergilenen; savunmaları ciddiye ve dikkate almayan umursamaz tavırlar bu kararın habercisiydi.

Güven ve hüsnüzannımızı derinden sarsan bu tavırlar, sürecin sonraki aşamalarında ve ikinci duruşmada da devam etti.

Otomatiğe bağlanan “tutukluluğa devam” kararlarının hep aynı kalıptaki cümlelerle kayda geçirildiğini ve delilsiz tutukluluğun “deliller toplanmadığından” gerekçesiyle habire uzatıldığını gördükçe, kumpasın büyüklüğünü fark ettik.

Açıkça belirtelim: İstisnaî bir tedbir olarak tutuklamanın malûm ve mâkul gerekçeleri olan kaçma ve delilleri karartma şüpheleri kesinlikle söz konusu olmamasına rağmen, nikâhını hapiste kıymak zorunda bırakılan çiçeği burnunda bir gelinin hâlâ demir parmaklıklar arkasında tutulmasında iyiniyet göremiyoruz.

Benzer durumdaki onbinlerce kişi gibi.

Normalde cezaevi kapısının önünden bile geçmeyecek kadınları, anneleri, ihtiyarları... nâhak yere aylardır zindanlarda süründüren bir inadın hukukta da, vicdanda da, insanlıkta da asla yeri olamaz.

***

-Bu çetin ve zorlu sınav, Üstadın “çelik gibi bir metanet” dediği sağlam duruşla aşılacak. Çok şükür, Nur da o tavrı gösteriyor.

-Bu zor ve çileli günler de geçecek, elemi bitip sevabı kalacak inşaallah. Yeter ki sabır, sebat, metanetimizi asla gevşetmeyelim.

-Ege Gölcük pikniğindeki konuşmamız: İstikamet üzere yayın yapan gazete Yeni Asya’dır - 

http://www.yeniasya.com.tr/video/istikamet-uzere-yayin-yapan-gazete-yeni-asya-dir_439418

 

Okunma Sayısı: 6440
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan ERKİŞ

    8.8.2017 17:45:50

    (4) 3Y (yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk) ile mücadele ile yola Siyasal İslamcıların 15 yıllık tek başına yönettikleri ülkede, "yolsuzluk ve yoksulluk" bahsini açmadan sadece "yasak" bahsine bakarsak hangi noktada olduğumuzu görürüz. İktidar partisinin kurucularından bir siyasi bile "Artık düşünmek bile tehlikeli ve yasak hale hale geldi" diyor. (Yeni Asya,8.8) Bu söz de gerçek payı yok mu? Yüksek sesle düşünenler, mesela gazetecilerden 160 küsuru ceza evinde değil mi? Muhalif ve muarız bir ses ve düşünce dile getirilsin istenmiyor. Tek adam tek parti sisteminin tamamen hayata geçeceği 2019 yılına kadar -muhtemelen- teklik taşları döşene döşene "dikensiz gül bahçesi" oluşturulacak. "Olmaz öyle şey!" demeyin lütfen, 16 Nisan referandumundan bu yana nice "olamaz!" dediğimiz şeyler olmadı mı?

  • Özcan ERKİŞ

    8.8.2017 17:33:13

    (3) "Kumpas" kelimesi, malum, darbecilerden milletin hak ve hukuku adına hesap sorma tarihi fırsatının kaçırılmasına sebep olan bir kelimedir. Türkiye'de yaklaşık her on yılda bir darbe yahut darbeye teşebbüs olduğu inkar edilmez bir hakikattir. Fakat Ergenekon ve Balyoz davalarının birer "kumpas" olup olmadığını şu an bilmiyoruz. Fakat tarih bize bunu gösterecektir. Zulüm ve mağduriyetlere kapı aralayan 15 Temmuz kalkışmasının sırları da bir gün nasılsa ortaya dökülecektir. OHAL ve KHK'lar ile darbe rejimini netice veren (tam da darbecilerin istediği gibi) bu zalimane teşebbüsün fail, azmettirici ve müsebbipleri bugün TC'nin mahkemelerinden yalan ve aldatmalarla kurtulsalar bile mahkeme-i Kübra'dan kaçıp kurtulamayacaktır. 15 Temmuz bahanesiyle OHAL ve KHK'nın ardına sığınarak haksız, hukuksuz ve keyfi kararlar ile insanlara zulüm edenler de....

  • Özcan ERKİŞ

    8.8.2017 17:06:20

    (2) Ahmet Battal beyin bugünkü yazısında bir suale verdiği cevapta da dediği gibi "beşer zulmeder kader adalet eder" kaidesince bugün zulme maruz kalanların durumu bir mümin ve insan olarak bizleri elbette müteellim etmektedir. "Beşerin zulmü" karşısında zalimin değil mazlumun yanında olmak uhuvvetin iktizası değil mi? Bediüzzaman Hz.nin "Bazen zulüm içinde adalet tecelli eder" dediği gibi yarın öbür gün, yargı yakasını siyasi otoriteden kurtarıp, bağımsız ve tarafsız bir şekilde hareket imkanı bulduğunda ve adalet tecelli ettiğinde, mağdur edilen bu insanların suçsuz olduğu ortaya çıkarsa ne olacak? "Yanılmışız!" veya "Allah ve millet bizi affetsin" diyerek bu vizr ü vebalden kurtulacağımızı sanıyoruz? Böyle zulüm süreçlerinde Yeni Asya ve camiası gibi hakperest olmak, hakkın hatırını ali tutmak, hak ve hakikat yolunu takip etmek en doğru yoldur.

  • Özcan ERKİŞ

    8.8.2017 16:43:18

    Sayın Güleçyüz, gerek Nur Hanımın gerek diğer mağdur ve mazlumların durumu da gösteriyor ki, Türkiye'de biten yalnızca adalet değil onunla birlikte insanlık, vicdan, insaf da bitmiş görünüyor. İktidarın devamı yahut selameti için maalesef hak, hukuk ve adalet feda edilmiştir. Adil, cesur, vicdanı hür Yüksek Yargı ve diğer yargıçlar sadece Yeni Asya Mağdur Kürsüsüne gelen mektupları ciddi anlamda okumuş olsalardı, adaletle birlikte insanlığın da bitmiş olduğuna hükmedecek, kararlarında daha adil olacaklardı. Maalesef zulüm vesikaları olarak tarihteki yerini çoktan almış olan Mağdur Kürsüsü mektuplarını gelecekte okuyacak olanlar, mazlumları hayır dualarıyla yad ederken zalimleri de beddualarla mahkeme-i kübra'ya havale havale edeceklerdir. Bugün devlet gücüyle insanlara cevretmek kolay, yarın Hakkın divanı var.

  • Fatih

    8.8.2017 07:54:23

    Yazık günah, binlerce masuma yapılan bu zulümler balyoz gibi yine bu ülkenin başına iner, yapmayın etmeyin,iktidar sahipleri; bu kadar uyarıyı , tavsiyeyi dinleyin ki iki dünyanızda berbat olmasın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı