"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tutuklu gazeteciler”de doğru bilgi ne?

Kâzım GÜLEÇYÜZ
11 Temmuz 2017, Salı
Sık sık tekrarladığı “Hangi vatandaşımız OHAL’den zarar görmüş?” lafı üzerine manşetten sorduğumuz “OHAL mağdurlarından haberi yok mu?” sualine cevap olarak mı bilmiyoruz, Cumhurbaşkanı bütün darbe davalarını gün gün izlediğini ifade etmişti.

Dediğine göre DDK’nu, avukatlarını ve danışmanlarını bununla görevlendirmişti.

“Böyle bir takip CB’nın işi mi ve bunun oluşturacağı baskı altında mahkemeler rahat çalışabilir  mi?” gibi sualler bir tarafa...

CB özellikle darbe davalarını mı izliyor, yoksa on binlerce kişinin yargılandığı bütün f.ö davaları da bu takibe dahil mi?

Onlar da takip kapsamında ise, soruşturma, yargılama ve infaz süreçlerindeki hukuk ihlalleri de gözlenmeli değil mi?

Ama o yönde hiçbir işaret yok.

Tersine adeta “Kimi bulursanız toplayın ve iyice burnunu sürtün” mantığıyla hareket edildiği müşahede ediliyor. Yeni doğum yapan anneleri, hasta ve yaşlıları dahi hariç bırakmayan hoyratlıklar bunu gösteriyor.

CB’nın tutuklu gazeteciler dosyasıyla da yakından ilgilendiği anlaşılıyor. Son olarak, tarihin en ağır krizini yaşadığımız Almanya’ya G20 zirvesi için gitmeden önce Die Zeit’a söyledikleri bunun ifadesi.

Konuyu soran gazeteciyi “yanlış bilgiler üzerinden yanlış kurgu yapmak”la suçlayan CB, o bilgileri şöyle “düzeltiyor:”

“Cezaevlerinde mesleğini gazetecilik olarak beyan eden 177 isim var. 48’i başta terör suçları olmak üzere birçok suçtan cezası Yargıtay tarafından onaylanan ve kesinleşmiş hapis cezası alan isimlerden oluşuyor. 5’i cezası yerel mahkemeler tarafından verilmiş, temyiz süreci devam edenler.” Yani 53’ü hüküm giymiş.

Ama sonraki “bilgi”ler karışık ve çelişkili:

“177 isimden 176’sı terörden, bir kişi adlî suçlardan tutuklu. Tutuklu şahıslardan 152’si FETÖ darbe, 3’ü FETÖ paralel yapı, 18’i PKK, 3’ü DHKP-C, biri kasten öldürme suçundan cezaevinde.”

Bildiğimiz kadarıyla henüz f.ö’den hüküm giyen yok. Sayıları 155. PKK, DHKP-C ve cinayetten içeride olan diğerleri eğer hükümlü ise sayıları 22. Ama CB 53 hükümlüden bahsediyor. Arada 31 fark var.

“Yanlış bilgi”lerin “doğru”su bunlar mı?!

***

-Maltepe mesajları: OHAL hemen kalksın. Mağduriyetler giderilsin. Tutuklu gazeteciler bırakılsın. Âdil yargılanma hakkı eksiksiz uygulansın.

-Adalet yürüyüş ve mitinginde ortaya konulan güçlü talebin òzellikle hakim ve savcılar tarafından da dikkate alınmasını bekliyoruz.

-Cezaevinden skandal yazı - http://www.yeniasya.com.tr/video/cezaevinden-skandal-yazi_437235 

Okunma Sayısı: 4279
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan ERKİŞ

    11.07.2017 15:19:13

    (5) "Adalet Yürüyüşü ve Mitinginde ortaya konulan güçlü talebin özellikle hakim ve savcılar tarafından da dikkate alınmasını bekliyoruz!" temennisine gelince; dikkate alındığı ve alınacağını ümit ve hatta dua ediyoruz. Zira "adalet" talebi görmezden gelinecek, hafife alınacak bir talep değildir. Çünkü adalet,hakim ve savcıların kendilerine de lazımdır. Mülkün, devletin temeli, bekası için elzemdir. O kadar ki Kur'an'da dört temel esastan biri de "Adalet"tir. İsm-i Hak ve Adl'in cilvesi olmakla, yargıç bu işi "Hak namına" yaptığını bilmelidir. "Dikkate almak" başka "gereğini yapmak" ise başkadır. Evvela ve acilen yargının yakasını "siyasi otorite"den kurtarması şarttır ki hak, hukuk ve adalet yerini bulsun.Tarafsız ve bağımsız olan yargı adil, cesur, erdemli, vicdanı hür olmadıkça "adalet" talebinin havada kalacağına inanıyorum. Çünkü böyle haklı ve meşru bir "Adalet" talebi karşısında, AYM dahil hiç yargı kurumu ve mensubunun "Hak veriyoruz!" tarzında küçük de olsa bir beyanı olmadı.

  • Özcan ERKİŞ

    11.07.2017 14:58:31

    (4) Sayın Ahmet Battal Bey'in bugünkü "AKP neye benziyor?" başlıklı yazısını okuyunca, şahsi kanaatim o dur ki; iktidar partisinin, üzerinden çokça "ekmek yediği" chp'nin "İslamcı ('İslami' değil)" versiyonu "tek adam"a istinat ve intisap eden (ki kendileri de bunu söylüyor) bir ideoloji partisi olduğu yönündedir. Dünün, dinsizliği siyasetine alet etmesine mukabil bugünkü siyasal İslamcılar da dini siyasetlerine alet etmekle onlara benzemişlerdir. Fark isimden ve resimden ibarettir. Mesela 6 oka bedel, iktidarın 4 parmaklı Rabia'sında dikkat edilirse "teklik" hüküm fermadır. Şahsen o 4'e (tek adam ve tek partiyi de ilave ederek) 6 parmak diyorum. Halbuki Siyasal İslamcı iktidarın ille de 6 oka nazire yapacaksa 6 parmakla (1.Hak, 2.Hukuk, 3.Adalet, 4.Hürriyet, 5.Millet Meclisi ve 6.Demokrasi) diyebilirlerdi. Demediklerine ve diyenleri de tahkir ettiklerine göre, bir vatandaş olarak, iktidarın, böyle bir niyeti de maksadı da bulunmamaktadır, diye düşünürüm.

  • Özcan ERKİŞ

    11.07.2017 13:01:13

    (3) Bir başka mesele de CB'ın "davaları izleme" konusu olup; acaba CB "adaletin tahakkuku" için mi yoksa yargıyı "psikolojik baskı" altında tutmak için mi izlemektedir? Hem CB'nın görevleri arasında "davaları izlemek" gibi bir vazifesi var mıdır? Hani Yargı "tarafsız ve bağımsız" idi. Ve CB dahil "kimseden emir ve talimat almaz" bir konumdaydı. Ve eğer gerçek manada izliyor yahut izletiyorsa, " insan hak ve hukuk ihlallerini" de açıkca görmesi ve ve bunu dile getirmesi gerekmez mi? Tam tersine "mağdur yok!" veya "mağdur edebiyatı yapmayın!" demeleri, davaların, adaletin tecellisi için değil, yargının baskı altına alınması için yapıldığı izlenim ve kanaatini vermektedir. Bir vatandaş olarak ben de öyle düşünüyorum. Zaten yargıya olan güven de "taban" yapmış vaziyette. Yani siyasetten, ekonomiye, oradan dış siyasete varıncaya kadar her seviyede ciddi bir güven kaybı söz konusu. Artık Bakanlarımız bile dışarıda "hoşlanılmayan" şahıslar olarak görülüyor.

  • Özcan ERKİŞ

    11.07.2017 12:48:53

    (2) İktidar partisinin genel başkanı olan CB herhalde OHAL mağdur ve mazlumlarını "TC Vatandaşı" olarak kabul etmiyor ki; "Hangi vatandaşımız OHAL'den zarar görmüş?" diyebiliyor. OHAL'den sadece vatandaşlar değil demokratik hukuk devletiyle birlikte topyekun millet hem ekonomik hem sosyal /toplumsal anlamda zarar gördü ve görüyor. "OHAL'den vatandaş zarar görmedi" sözünü CB bile söylese, hakikat değişmiyor. Hatta öyle ki, dış dünyada bile Türkiye ve siyasetçileri "istenmeyen kişiler" oldular. İşte Almanya, Hollanda ve Avusturya örnekleri. Yanlışı "doğru" diye takdim etmenin kimseye faydası olmaz. Mesela iktidar, Adalet Yürüyüşü ve talebini dikkate almak yerine; yandaşları marifetiyle halk nezdinde itibarsızlaştırmak için "sayı" üzerinden gizlemeye çalışıyor. Sanki adalet isteyenler, bu ülkenin vatandaşı olmayan, ehemmiyetsiz/marjinal bir grup olup; "kabak tadı veren" kaale alınmayacak bir hadise. Hak, haktır; büyüğü ve küçüğü, azı ve çoğu olmaz. Bir ile bin, birdir.

  • Özcan ERKİŞ

    11.07.2017 12:30:11

    Sayın Güleçyüz, son Adalet Yürüyüşü ve mitingi de gösterdi ki, Türkiye de hak-hukuk- adalet (yazılı metin olarak vardır ve fakat icraat olarak ) yoktur. İktidarın "sayı" üzerinden itibarsız hale getirmek, görmek ve göstermek istemediği Adalet Mitingi'ne katılan yaklaşık 1,5 milyon insanın tek talebi vardı : ADALET! Bildirideki 10 maddelik talebe hangimiz karşı çıkabilir ki. Bu bildiriyi chp'nin ve onun Genel Başkanının okumuş olması Türkiye'de "adalet"in olmadığı gerçeğini değiştirmez. Unutmamak gerekir ki, müfrit ve fanatik partizan taraftarlara da "hak-hukuk-adalet" lazımdır. Merhum Demirel "yollar yürümekle aşınmaz"derken, kendi hürriyetçi/demokrat misyonundan ve vizyonundan emindi. Milletin bu misyon ve vizyonun ehemmiyetini 27 yıllık tek adam-tek parti diktatörlüğünde görmüş ve yaşamış olmakla; merhum Demirel'in ne demek istediğini gayet iyi anlıyordu. Peki siyasal İslamcı iktidar bunu diyebilir? Diyemez! Çünkü "misyon ve vizyonu" o sözü söylemeye uygun değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı