"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstadın dinamik şeriat yorumu

Kâzım GÜLEÇYÜZ
15 Mart 2018, Perşembe
Dinimizin hükümlerinin güncellenmesi şeklinde gündeme getirilen konu yine bilinen rutin ve dar kalıplar içinde sığ ve cılız tartışmalara hapsediliyor. Bu tarz derinliksiz yaklaşımlarla, kayda değer bir iz bırakmadan bir kez daha rafa kaldırılıp geçiştirilmesi sürpriz olmaz.

Çünkü mesele sadece fıkhın alanına giren hükümlerle sınırlı olarak düşünülüyor. Halbuki İslam, fıkıhtan ibaret değil.

Burada Bediüzzaman’ın tahkikî iman temelli ve dinin bütün aksamını bu temele dayalı bir bütünlük içerisinde ele alırken, “Şeriat ikidir” tasnifiyle, bildiğimiz din anlamında olup insanın fiillerini tanzim eden şeriatla, varlık âlemindeki işleyişi düzenleyen ve her biri ayrı bir bilim dalına konu olan kanunlar manzumesi niteliğindeki “fıtrî şeriat”ı birlikte mütalâa eden yorumu son derece önemli ve orijinal.

Akılla vahyi, bilimle inanç ve dini kaynaştıran bu yaklaşım, Kur’an’la kâinatı aynı Yaratıcının kaleminden çıkan ve birbirini tefsir eden kitaplar olarak okuyor.

Kur’an kâinatı, kâinat Kur’an’ı açıklıyor.

İlimleri sema, arz ve beşer ilimleri olarak üçlü bir tasnife tâbi tutan Bediüzzaman’ın bu yorumunda, her bir ilim ve fennin hakikati Rabbimizin Esma-i Hüsnasından birine dayanıyor.

Ve bizi tevhide götürüyor.

Bu yorumda, insanların hayatlarını düzenlemek için vahiyle gönderilen esaslar manzumesi olarak din ve onun içinden çıkan şeriat, müstakim akılların ürünü olarak kâinat fenleri ve beşerî ilimlerde kaydedilen inkişaflarla tam bir uyum içinde alabildiğine, ilânihaye gelişme potansiyeli olan son derece dinamik bir yapıya sahip.

Onun için Said Nursî, semavî dinlerin ve özellikle İslamın getirdiği temel esaslar üzerinde, zaman içinde insanlığın ortak aklının ürettiği değerlerle kurulan medeniyetin kazanımları olarak ifade edilen hususların, gerçekte “şeriatın başka şekle çevrilmiş birer meselesi” olduğunu ifade ediyor.

Bediüzzaman’ın birey hukukunu önceleyen adalet-i mahza anlayışı ile suç ve cezanın şahsîliği ilkesindeki hassasiyeti başta olmak üzere adalet ve hukuk vurguları ile demokrasi, hürriyet, Meclis, kamuoyu gibi modern kavramlara İslamî referanslarla sahip çıkması, bu yaklaşımın tezahürü.

Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşir. Dinin hükümlerini, değişen zamanın getirdiği şartlara ve ihtiyaçlara göre, esasa bağlı kalıp ruh-u aslîyi rencide etmeden yeniden yorumlamak, tecdid ehliyet ve liyakatine sahip, ehl-i vukuf, umeradan bağımsız ulemanın işidir. Siyasetin değil.

İndirimli külliyat kampanyamız - YENİ ASYA http://www.yeniasya.com.tr/video/indirimli-kulliyat-kampanyamiz_456046 … 

Okunma Sayısı: 3822
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-3

    15.3.2018 10:42:21

    Şahsi kanaatime göre, 17-25 Aralık başlayan ve bugün de devam etmekte olan süreçte, yandaş medya eliyle/diliyle öyle bir (toplumsal anlamda) algı operasyonu ve hipnoz bombardımanına maruz kaldık ki, hâlâ uyanabilmiş değiliz. Çünkü sürekli farklı gündemle bir yandan ülkenin siyasi, ekonomik, toplumsal sorunları pek mahir bir şekilde gizlenirken öte yandan iktidarın ömrü suni teneffüsle uzatılmaya çalışılıyor. Şu vaziyet toplumsal barışı berhava ettiği gibi toplumsal savrulmayı da netice vermiştir. Oysa her iki durum da, ülke ve milletin yararına değildir. Doğru politika, sorunu çözmek adına bir şeyi olduğu gibi vasfetmektir. Sadece iktidara gelmeyi, orada kalmayı ve siyasi rantı esas alan Makyavelist bir politika ve yönetim anlayışı, iktidarların yararına olsa da ülke menfaatine değildir. Ülkenin ve milletin menfaati hürriyetçi demokraside ve bunu yönetim anlayışı olarak benimseyen demokrat yöneticilerdedir.

  • Gündüz Alp-2

    15.3.2018 10:20:41

    Üç kelime (3M) ile (müsrif, mütekebbir, mütehakkim) olarak tanımladığım siyasal İslâmcı iktidarın; bunlara ilaveten ortak aklı reddeden müstağni tavrı ve tarzı da, hem soruna hem çözüme yaklaşımı sorunlu. "Aklınıza ihtiyacımız yok!" şeklinde özetlenebilecek bu müstağni tavır, ancak, kendi ideolojileri dışında görüşe önem vermeyen tekçi, tek tipçi, dayatmacı, otoriter rejimlerde görülebilecek şeylerdir. Böyle bir süreç yaşadığımızdan, dini-milli her konuda kendi görüşlerinin "tek doğru" olduğunu bilen, gören ve gösteren, muhalif görüşe tahammül edemeyen hatta onun dile getirilmesine izin vermeyen bir yönetim anlayışı hakim şu an. Böyle bir anlayıştan Risale-i Nur ve Üstad'ın "yaklaşımını" benimsemesini beklemek fazla iyimserlik olur. Zira 16 yılda demokratik ve sivil anayasa yapamayan fakat parti ve iktidarın çıkarı söz konusu olunca, bir gecede "ittifak yasası" çıkaran bir siyasal anlayıştan söz ediyoruz.

  • Gündüz Alp

    15.3.2018 09:47:54

    Sayın Güleçyüz, "ümeradan bağımsız (olması gereken -GA-) ulemanın" alanına giren bir meselenin, ulu orta hem de öncelikle siyasiler tarafından meydanlarda siyasete alet edilerek tartışılıyor olması; bir ihtiyaca cevap verme veya bir sorunu adına çözmek değil, olsa olsa kamuoyu gündemini kendi lehine çevirme, (iktidar muhalefet fark etmez) siyasi rant hesabınadır. Çünkü, gündemi meşgul eden konudan çok daha acil ve öncelikli çözüm bekleyen hukuk, adalet, hürriyet, demokrasi gibi tüm ülkeyi alakadar eden meseleleri bırakarak siyasetin vazifesi olmayan alana yönelmesi sorunları arttırmak ve ötelemekten başka bir işe yaramaz. Ümera/yöneticiler kendi işini ulema/alimler kendi işini yapmalıdırlar. Maalesef ilmin izzetini koruyan böyle bir ulema sınıfı olmadığından, meydanı boş bulan ümera, dini-milli her şeyi siyasetine alet edebiliyor. Bir de bile bile, yanlış yapan siyasilerin sırtını sıvazlayan, alkışlayan, destekleyen ulemaya ne demeli?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı