"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dikenler arasında güller toplamak

Kübra ÖRNEK
08 Ekim 2017, Pazar
Bir ömrü bir dâvâya vermek ve bu dâvâda sebat etmek fedakârlıktır.

Herkese de nasip olmaz. Feda etmek için, sadakat gerekir. Sadakat sarayına da feragatsiz girilmez. Dâvâya tam sadık olunmalı ki, sevdiği şeyleri gözden çıkarabilsin. Bu da sebat ve metanet ile mümkün. Kısaca itidal-i demi yakalamak gerek. O zaman dağlarvarî hadiselere karşı soğukkanlı kalıp, etkilenmez, sabır ve temkinli olur insan. Ve hiçbir hadise karşısında titremeden, ömür boyu aynı çizgide kalarak istikrarlı bir şekilde yoluna devam eder.

İnsanı ayakta tutan, istikamet veren hakta sebat etmektir. Hakk’a taraftar oldukça sadık olur. Hakk’ın hatırını kâinata değişmediği için de, fedai olur. Bediüzzaman Said Nursî, “Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir”1 diyerek istikameti yakalamanın tahkiki boyuttan geçtiğini bizlere söyler. Gayrete teslimiyetle başlanır. Sonra insan aklını, kalbini, ruhunu öyle doyurmalı ki, küre-i arzdaki hiçbir hadiseden etkilenmesin. Hakkı korkusuzca savunabilsin. Böyle sağlam bir inanç ile gösterilen hamiyet olumlu sonuçlar netice verecektir. Himmetin devamı için herkesten ders alınabilir. Oldum demeden daima tekemmüle doğru ilerleyerek. Üstad Hazretleri, “Seksen bin zatlardan ders aldım” demiştir. Hakikat noktasında bir karıncadan bile ders aldıysa, ders alınacak çok şey olduğunu, insanın vazifesinin de bu yolda olması gerektiğini ifade etmiştir. Azla yetinmek ile himmet olmaz. Daima “daha yok mu?” diyerek, tekâmül yolunda adım adım ilerlemek gerekir. İnsanın bu yoldaki devamlılığına mani olacak ne varsa, terki gerek. Daha dünyada iken dünyayı dahi manen terk edecek. Üstadın dediği gibi hakikate ulaşmak için nakşi yolunda giden bir mürid, terki dahi terk etmiş. Yani terk ettiği her şey için böbürlenip terk ettim dememiş. İşte bu terk ediş, ince ve lâtif bir terbiyeyi ister. Ahlâkî olgunluğa ulaşan insan bu kıvama erer ve maddî manevî benliğinden vazgeçer. Bediüzzaman bu nakşi mesleğine mukabil ve bedel olarak Risale-i Nur mesleğinin hakikatlerini dört hatve olarak şöyle izah etmiştir: 

1. Nefsi tezkiye etmemek. (temize çıkarmamak) Şu mertebede, şu hatvede tezkiyesi, tathiri, onu tezkiye etmemek, tebrie etmemektir.

2. Külfet ve hizmet makamında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifade-i huzuzat makamında nefsini düşünmek, 

3. Bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nimetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir.

4. Herşey, nefsinde mânâ-yı ismiyle fânidir, mefkuttur, hâdistir, mâdumdur. Fakat mânâ-yı harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık itibarıyla şahittir, meşhuddur, vâciddir, mevcuttur.2

Nefis mücadelemizde bizlere faydası olan bu yolların hepsi fedakârlıktan geçer. İnsan, nefsinden vere vere manen bir şeffafiyet kazanır. Bir katre gibi havaya binerek huzur-u Rahman’a kavuşur. Nihayette asıl maksuduna, Hakk’a ulaşır.. Demir gibi sağlam olmak istiyorsak, pişmek şart. Zira kıldan ince kılıçtan keskin bir yolda yürümek her kişinin harcı değildir. Zübeyir Ağabey’in de dediği gibi “Dikenler arasından güller toplayacaksın.!” Evet bizim yolumuz dikenlidir, ayağını seven gelmesin. Gerektiğinde dâvân için ahiretinden bile vazgeçersin. Çünkü Üstad böyle yapmış. “Ben maddî ve manevî her şeyimi feda ettim, her musîbete katlandım, her işkenceye sabrettim. Bu sayede hakikat-i imaniye her tarafa yayıldı. Bu sayede Nur mekteb-i irfanının yüz binlerce, belki de milyonlarca talebeleri yetişti”3 diyerek malını, istirahatını, dünya lezzetini, maddî manevî hislerini hatta ahiretini dahi feda ettiğini bizlere söylemiştir. O zamanın zor şartlarında yazılan eserleri, bugün rahat koltuklarda okuyabiliyorsak, sabır ve fedakârlık meyvesini vermiş demektir. 

Evet hizmet ve nimet bedel ister. Netice hemen görülmüyor diye dâvâ terk edilmez. Belki göstermiş olduğumuz sebat ve metanet o tohumları yeşertecek ve zamanı geldiğinde neşvünema bulacaklar ya dünyada, ya ahirette. Bizim vazifemiz o tohumları ekmektir. Bediüzzaman dünyanın hizmet yeri olduğunu, ücret yeri olmadığını defaatle söylüyor. Ücret ise istenilmez belki aczimize, fakrımıza binaen verilir. Bu da şükürle karşılanır. 

Velhasıl, milletin selâmeti ve imanı için Cenneti bile feda eden hayatı baştan başa feragatin şaheser misalleriyle dolup taşan bir Üstada talebe isek, onun gösterdiği feragatten birer katre almalıyız. Elbette Üstadımızın fedakârlığı bizimkilerle kıyas dahi edilemez. Büyüklere göre fedakârlığın ölçüsü de büyüyor. Onun dâvâsı ne kadar ulvî ise, fedakârlığı da o kadar ulvî.  Herkes derecesine göre fedakârlıkta bulunabilir. Bediüzzaman da “Artık bu yolda, hizmet-i imaniyede onlar devam edeceklerdir” diyerek vazifeyi bizlere devretmiştir.. “Ve benim maddî ve manevî her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızâsı için çalışacaklardır” diyerek gelecek olan nesl-i ati için hüsn-ü zanda bulunmuştur. Biz de üzerimize düşen görevi lâyıkıyla yaparak Üstadımızın dâvâsına sahip çıkmalıyız.  Evet artık feda etme sırası bizde. 

Nefis buna engelse, o zaman soralım nefislerimize: “Sen, ey nefsim; neden fedakârlıkta en geri kalmak istersin?”4

Dipnotlar

1. Münâzarât, s. 30.

2. Mektubat, 4. mektup.

3. Emirdağ Lâhikası, s. 411.

4. Emirdağ Lâhikası, 149.

Okunma Sayısı: 1604
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı