"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ömür binası yıkılıyor

Mehtap Yıldırım Yükselten
04 Ekim 2018, Perşembe 02:07
Risale-i Nur’da insan ömrünün ne kadar kısa olduğunu ifade etmek için şu ifadelerin kullanılması dikkat çekicidir:

- Şimşek gibi geçer.

- Bir uykudur, rüya gibidir.

- Temelsizdir, rüzgâr gibi uçar.

- Bir an-ı seyyaledir.

İnsan ömrü, uzun da olsa, kısa da olsa, kesin bir gerçek var ki; bir anda geçecek. Zaten yaşadığımız hayat sadece şu an içinde bulunduğumuz dakika ya da bir andan ibarettir. Çünkü, geçmiş ömrümüz yaşanmış ve bitmiştir. Bir daha geri dönülemez. Gelecek ise, henüz gelmemiştir. 17. Lem’a’da geçen, çok uzun zannettiğimiz ömrümüzün esasında sadece dar bir kabirden ibaret olduğu örneği oldukça çarpıcıdır. Fakat o kabrin duvarları camdan olduğu için, alabildiğine geniş görünür. Sağ duvar geçmiş zamanı, sol duvar gelecek zamanı temsil eder. Her ikisi de o an olmadığı halde, insan o camlara baktıkça yanılır, uzun bir ömrü olduğu hissine kapılır. İnsanın geçmişi ve geleceği düşünmesi, sonu gelmeyen istek ve hayalleri, onu yanıltır. O hâlde hakîki ömrümüzü yaşadığımız an bilmeliyiz. İnsanın en kıymetli sermayesidir ömür. Ahiret bu sermaye ile kazanılacağına göre, imanla geçen her an ahiret hesabına aktarılan bir akçe gibidir. Bir havuzda birikmektedir. Zâyi olmaktan kurtulmuş, bizi beklemektedir.

Bilim dünyasının yaptığı araştırma ve çalışmalarda da görmekteyiz ki, insan uzun ömürlü olmaya ne kadar müştak. Farzedelim ki, yaşlanmayı 30 yıl erteleyen ilâç bulunsa, insanlar hiç tereddütsüz bütün mal varlığını verir o ilâcı elde eder. Oysa, vaadinden dönmesi imkânsız olan Vaid, iman mukabilinde sonsuz bir ömür vaad ediyor. İnsanın sonsuz yaşama arzusunu bu dünyaya sarfetmesi, üzerinden yalnızca geçmek için kullanılan seyyar bir köprü üzerine ev yapıp yerleşmeye çalışmasına benziyor. Üzerinden geçilen bu dünya da temelsizdir, gittikçe yıpranmakta, yaşlanmaktadır. İnsan da öyledir. Yaşlandıkça hücrelerdeki yıkım ve tahribat artar. Niyazî-i Mısri’nin dizelerinde ifade ettiği gibi ömrün her gün bir taşı düşmektedir.     

13. Lem’a’da şöyle soruluyor: “Fâni, kısa, faydasız ömrünüzü bâki, uzun, meyvedar yapmak ister misiniz?” Bu soruya hepimiz hiç tereddütsüz “elbette isteriz” deriz. Devamında “Madem her insan gayet şiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekâya aşıktır. Ve madem bu fani ömrü bâkî ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun bir ömür hükmüne geçirmek mümkün.” Demek ki uzun yaşamanın gerçek çaresi var ve o çare şudur ki: “Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillâh, livechillâh, lieclillâh rızası dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikaları seneler hükmüne geçer.”

Okunma Sayısı: 1624
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdag

    4.10.2018 15:33:21

    Allah razı olsun..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı