"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Affetmek güzeldir

21 Mart 2017, Salı
Dünyanın en kolay işi zulmetmek en zoru affetmektir. İnsan sadece eliyle zulmetmez.

Diliyle, kalbiyle de zulmeder. Zulüm günahtır. Günahta menhus bir lezzet vardır. Affetmek sevaptır ama zahmetlidir. Zahmetle rahmet ikiz kardeştir. Her zahmetten sonra rahmet vardır. Affetmek musibete uğrayanların harcıdır. Zulmedenler affedemez. Musibetler menfi ibadetlerdir. “Kalu Bela”da kul belalara “evet” demiştir. “Hayır” dese rahat rahat yaşayacaktır. Lakin sabretme sevabını alamayacaktır. 

İnsan bedensel hazzın ağır bastığı günahları terk edebilir. Ama nefsin zevk aldıklarında zorlanır. Affetmek nefse en ağır gelen ibadettir. Nefsini yenmek sadece kudretlilerin işidir. 

Bu çağı anlatan en önemli kelime kan. Savaşlar, darbeler, kavgalarla kitlesel ölümlerin yaşandığı bir çağdan geçiyoruz. Irk ve dine dayalı ayrıştırma ve ötekileştirme hızla artıyor. Firavunlar, Nemrutlar mevzi üstüne mevzi kazanıyor. İnsanlık irtifa kaybediyor. Yara aldı; battı batıyor. Kalpler her zamankinden daha büyük acı çekiyor. İman ağrısına insan ağrısı da ekleniyor. Merhametsizlik, vefasızlık, yalan, haram, hile, servet ve saltanata tapma her zamankinden daha fazla revaç buluyor. Kadın ve erkek arasında mesafe azalıyor. İnsanlar birlikte yaşamaya her zamankinden daha fazla muhtaç hale geliyor. Bu durum daha da yaralıyor. İnsana, dünyaya küsüyor; bencilleştikçe bencilleşiyor.

AFFETMEK ARINDIRIR 

İnsanlık bu gün ciddi bir körleşme, sağırlaşma dilsizleşme, elsizleşme yaşıyor. Kendini ötekinin yerine koyamıyor. Haksızlıklara, hukuksuzluklara, zulümlere sessiz kalıyor. Bazen içten içe veya açıkça destekliyor. İnsanı asıl yıkan haksızlığa uğramak değil başkalarının  sessiz kalması oluyor. İnsan haksızlık edeni affedebiliyor da haksızlığın hoş görülmesini hazmedemiyor.  

Bu kadar olmasa da benzer bir manzara 14 asır önce de vardı. İnsan an be an azalıyordu. Güçlüler zayıfları eziyordu. Zahmetli dünyayı rahmete çevirecek biri bekleniyordu. Rahmet peygamberi Hz. Muhammed (asm) böyle bir dünyaya doğdu. Rahmetten şefkat, merhamet, nihayet af doğar. Yağmur rahmettir; hem temizler hem besler. Şefkat, merhamet ve affetmek rahmettir. Zalimi de, mazlumu da temizler, besler. 

Haksızlığa uğrayanın hakkı vardır ki son dirhemine kadar hakkı verilsin. Allah Rahim’dir merhamet eder; Rauf’tur şefkat eder, Afüv’dür affeder. Adaletiyle değil merhametiyle muamele eder. Gücü kudreti her şeye yeten Rabbimiz bile af yolunu seçerken bize ne kadar da ağır geliyor. Hâlbuki maruz kaldığı onca zülüm, işkence ve haksızlığa rağmen Rabbimizin en çileli habibi Hz. Mustafa’ya (asm) af hiç ağır gelmemişti. 

Mustafa, temizlenmiş, saflaşmış, seçilmiş demektir. O (asm) rahmet, merhamet, şefkat ve affı seçebildiği için temiz ve seçkin olmuş, Hz. Mustafa (asm) makamına ermiş, Hz. Hatice (ra) gibi tahire eşler nasip edilmiştir. Yattığı yer de ravza-i mutahhara’dır (temiz yer). Ravza asırlardır milyonlarlar tarafından ziyaret edilirken ona zulmedenlerin mezarı bile bilinmiyor. Ona (asm) salavatlar okunurken, zulmedenlere lanetler okunuyor. 

AFFETMEK İNSANIN KENDİNE YAPTIĞI İYİLİKTİR 

Belki sen de haksızlığa uğradın. Zulme maruz kaldın. İşini, aşını, eşini, dostunu, sevdiklerini kaybettin. Büyük acılar çekiyorsun. Bir Kerbela yaşıyorsun. Dost bildiklerin düşman, Hüseyin bildiklerin Yezid çıktı. Mevla’ya götüreceğini zannettiğin Leyla yarı yolda bıraktı. Kalbin kabre döndü. Bir Hüseyin, bir Sakine, Mecnun ağlar içinde sessizce... Geçmiş olsun. Geçmiş olsun deyince geçmiyor, deme. Derttir; zamanı gelince geçiyor. Farkında değilsin ama kabre dönmüş kalbinden Hüseyni kokular geliyor.

Herkes kendi derdini eş seçmiş, başkasınınkini es geçmiş. Sen derdine eş, evladına aş bulamıyorsun belki. Hüzünleniyor, içine kapanıyor, gizli gizli ağlıyor, insanların duyarsızlığına kahroluyorsun. Ölsem de kurtulsam, diyorsun. Bil ki bütün dünya yardıma koşsa Rabbin istemedikçe hiçbir faydaları olmayacak. Mekke varsa elbet Medine de vardır. Güzel günler gelecek. Sana düşen şükür içinde sabretmek ve affetmek. Affetmedikçe affedilmezsin, demiyor mu güzel insan (asm). 

Evet; nefisler Nemrutlaşmış, Firavunlaşmış, Ebu Cehilleşmiş, Yezidleşmiş, Süfyanlaşmış. Ama kalblerde hala İbrahimler, Musalar, Mustafalar, Hüseyinler, Bediüzzamanlar var. Onlar kendilerine yapılanları unuttular. Söylenenleri hoş gördüler. Sen de hoş gör. Hoş görürsen hoş, hor görürsen hor görünürsün.

Affetmek kalbe iyi gelir. Acırsan, acınacak hale gelirsin, deseler de inanma. Merhamet etmeyene merhamet edilmez. Affet. “Affet ki, af olunasın.” (HŞ)  Hz. Mustafa (asm) tarihin en mazlumu olmasına rağmen gücü ele geçirdiğinde aynıyla mukabele etmedi, herkesi affetti. Kızı Hz. Zeynep (ra) ve amcası Hz. Hamza’yı şehit edenleri, Taif’te taşlayanları, Mekke’de mallarına el koyanları, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç bırakanları, akla hayale gelmez hakaret ve işkence yapanları bağışladı. Uhud’da yaralandığında kanı toprağa düşürmemeye çalışıyordu. Zira bir toplum peygamberin kanını toprağa düşürürse, mühlet tanınmaz, toptan yok edilirdi. Masumların, mazlumların, ortada bırakılmışların gözyaşı peygamberlerin kanı gibidir. Kalp kanatanlar iflah olmaz. Peygamber affetse de Allah affetmez. İşi Allah’a havale et.

Bediüzzaman zulmedenlere hakkını helal edebildiği için gönüller sultanı oldu. Hz. Yusuf iftira eden Züleyha’yı, ihanet eden kardeşlerini bağışlayabildiği için Mısır’a sultan oldu. Hz. Muhammed (asm) herkesi affedebildiği için iki dünyanın sultanı oldu. Bize yakışan Bediüzzaman, Hz. Yusuf (as) ve Hz. Muhammed (asm) olmaktır.   

Bu gün nefisleri Mekke’leşmişlerin gönüllerini fethetme günüdür. “Merhamet ve acıma günüdür.” (HŞ) Zulmedeni affetme, küsene gitme, kötülük yapana iyilik yapma günüdür. “Bugün size sorgulama, kınama yoktur. Serbestsiniz (HŞ)” deme günüdür. Affetmeye hazır mıyız? 

Okunma Sayısı: 2018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Kamil

    22.03.2017 23:15:07

    Mustafa hocam beni ve kardeslerimi anlatiyor topal hafiz hocayi anlatiyor kalplere su serpmissiniz devamini bekliyoruz

  • Duru

    21.03.2017 23:58:14

    Tam da bizi anlatmışsın.Haksız yere zulmedenleri affetmiyorum !

  • Özcan Erkiş

    21.03.2017 14:47:18

    Sayın M. Oral kardeşim, vicdanların bam teline dokunan harika bir yazı olmuş. Tebrikler, teşekkürler. "Müminim ve müslümanım!" diyen herkese, âdeta bir boy aynası tutmuş "kendinize bakın!" diyorsun. Şefkatsiz ve merhametsiz bir müslüman tasavvur edemiyorum. Şu zulümlü mağduriyet süreci, mümin ve müslümanın zahiri için değil, bâtıni, özü için (teşbihte hâtâ olmasın) turnusol kağıdı vazifesi görmüştür. Netice? Herkesin vicdanına, fehmine ve idrakine havale ediyoruz......

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı