"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aklı merkeze alan, kutsalı reddeden modernizm

Mustafa USTA
18 Kasım 2017, Cumartesi
Birçok siyasî ve sosyal olaylara gebe olan 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başı Müslümanların inanç değerlerine ve buna bağlı hayatlarına müdahalenin de başlangıç devridir.

Dönemi iyi bilen ve analiz eden Bediüzzaman Hazretleri’nin de Şuâlar isimli eserinde 20. Yüzyılın başlarını Kur’ân’a karşı suikastın başladığı devir olarak yorumlaması bu anlamda oldukça dikkat çekicidir. 

Tanzimat’la birlikte hayatımızda oldukça geniş yer edinmeye başlayan modernizm, en önemli tesirini ilerleyen zamanlarda edebiyatın içinde göstermiş ve oradan da yayılma alanı bulmuştur. Modernizm özü itibari ile Rönesans ve Fransız İhtilâli’ne bağlı olarak Avrupa’nın bozulmuş kısmından kaynaklı aklı merkeze alan, kutsalı reddeden bir yapıya sahiptir. Aslında bu süreci insanı kutsayan hümanizm ve beraberindeki akımlarla değerlendirmek tabloyu net görebilmek açısından oldukça önemlidir. 

Bu gibi gelişmelere bağlı olarak ehl-i ilim tarafından akıl ile kutsal arasındaki ilişki tabiî olarak tartışılmaya açılmış. Aklı kutsayan bu anlayışa karşı konmaya çalışılmışsa da, medreselerin bu ihtiyacı karşılayacak hüviyete bürünememesi, yeni gelişmeleri toptan reddetmek gibi daha bir çok sebepten dolayı tam mânâsı ile başarılı olunamamıştır. Bunun neticesinde de Yaratıcının yerine bilimi öne koyan bu anlayış yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde de kendine yer edinmiştir. 

Bu anlayış dini sadece özel hayata sıkıştırmıştır. Hatta Türkiye tarihi incelendiğinde özel hayatta yaşanmasına dahi bazen müsaade edilmediği devirler görülmüştür. 

Modernizim, pozitivist yaklaşımı da beraberinde getirmiştir. Hıristiyanlığın reddedilmesi ile yola çıkan bu düşünceler, yayıldıkları toplumlardaki dinleri de öteleyen bir yapıyla kendini göstermişlerdir. Zaten modernizm bir ideolojidir ve bu ideoloji daha önce de ifade ettiğimiz gibi Avrupa’nın bozuk kısmından daha açık ifade etmek gerekirse dini reddeden kısmından doğmuştur. Modernizm esasında dine karşı bir tutumdur. 

Bu etkilere kapılan ve kutsal hakikatlerden uzaklaşan rasyonel aklın her şeye cevap bulma vaadine kapılan “modern insan” (!), bazı sorulara cevap bulmakta başarısız olmuş, özellikle ruha dair, metafizik olarak da ifade edilen manevî bilgilere cevap vermekte yetersiz kalmıştır. 

Devrin karakteristik bir özelliği haline gelen maneviyattan kopuş; değer yitimi, yozlaşma ve adaletsizlik gibi toplum hayatındaki dengeleri bozan durumların ortaya çıkmasına sebep olmuş. Bu da dünyada Cennet vadeden akımın iflâsını netice vermiştir. 

Bilhassa “Necisin, Nereden geliyorsun ve Nereye gidiyorsun?” soruları ve bu soruların alt başlıklarına tatmin edici cevapların verilememesi bu sefer de aklın yetersizliği sorununu gündeme getirmiştir. Bu ikilem arasında kalan şahıslar ise kendilerini bir buhranın içerisinde bulmuş, bunun tezahürü de edebiyatımıza arabesk bir bakış açısıyla yansımıştır.

Bu sebeple Âlem-i İslâm’ın içinde bulunduğu durumdan çıkış noktası çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş “modernizm” ve onun Türkiye’deki yansımaları olamaz. Türkiye’de bu hakikat artık gün yüzüne çıkmıştır. Ancak Müslüman kesimin içinde bazı kimselerin geçmişte yaşananları sadece siyasî bir bakış açısı ile bakması ve öyle de bakmaya devam etmesi İslâm’ın gerektirdiği hayat ve yönetim şekline ulaşmanın aracı olarak hâlâ modernizmi yahut modernizmin ürettiği şahısları görmelerine netice vermiştir. Modernizmin ve ürünlerinin iflâs etmesine rağmen hâlâ yaşıyor olmasının sebebi de budur.

Okunma Sayısı: 671
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı