"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

16 Nisan bitsin, masaya oturup konuşacağız

21 Mart 2017, Salı 13:33
Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği'ne seslenerek, "16 Nisan bir bitsin, masaya oturup konuşacağız. Bu devran böyle yürümez, gereği neyse yaparız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, muhalefeti eleştirerek, "Çıtayı düşürdüler. Önceki gün 'Cumhurbaşkanı tüm lokantaları kapatabilir' diyor. Bunlarda yalanın sınırı yok. Şimdi sıra ne zaman boyacılara, simitçilere, çekirdekçilere gelecek diye bekliyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan "İnsan İçin Orman, Ekonomi İçin Orman" başlıklı etkinlikte açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;

Rabbim gücünüzü kuvvetinizi arttırsın inşallah. Rabbim inşallah 16 Nisan'da gençlerin parlamentoya nasıl gireceğini göstermeyi de inşallah dualarımızın himmetiyle bizlere nasip etsin. Orman ve Su İşleri Bakanlığımızın kıymetli yöneticileri, geçimini ormandan sağlayan değerli vatandaşlarım, hanımefendiler, beyefendiler sizleri en kalbi duygularımla, hasretle, muhabbetle selamlıyorum. Bir yıllık aranın ardından bu defa Ankara'da yine sizlerle birlikte olmanın memnuniyeti içindeyim. Geçtiğimiz yıl bugün İstanbul'da ormancılarımızla buluşmuş, çeşitli projelerin açılış törenlerini gerçekleştirmiştik. BM'nin Dünya Ormancılık Günü olarak belirlediği 21 Mart uluslararası alanlarda çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

NEVRUZ İNSANLA TABİAT ARASINDAKİ SAYGININ SEMBOLÜDÜR

21 Mart'ın bizim için başka anlamı daha var. Orta Asya'dan İran'a ve Balkanlar'a kadar geniş bir coğrafyada Nevruz günü olarak, yani toprağın uyanışı ve baharın müjdecisi olarak kabul edilip, kutlanıyor. Nevruz insanla tabiat arasındaki karşılıklı saygıya, sevgiye dayanışmaya dayalı ilişkinin sembolüdür. Birbirlerine komşu kültürler arasında ortak bir değer olarak yaşaması Nevruz'un isabetli bir kutlama gönü olduğunu gösteriyor. Buradan tüm vatandaşlarımızın, 21 Mart'ı özel bir gün olarak kabul eden herkesin Nevruz Bayramı'nı tebrik ediyorum.

1,5 MİLYON YABANİ ZEYTİNİ AŞILAYARAK EKONOMİYE KAZANDIRIYORUZ

Orman köylülerimizin gelir düzeylerini arttırmak için özel mülkiyet alanlarında yapılan ağaçlandırma çalışmalarını destekliyoruz. Yüzde 65 hibe uygulaması kapsamında ceviz, badem gibi meyvelerle ağaçlandıran her vatandaşımıza 40 bin TL'ye kadar karşılıksız kaynak temin ediyoruz. Yaklaşık 1,5 milyon yabani zeytini aşılayarak ekonomiye kazandırıyoruz. Tıbbi ve aromatik bitkilerin katma değerinin arttırılmasına yönelik çalışmaları destekliyoruz. Anadolu 3 bin 600 bitkisiyle bereketli ve şifali topraklara sahiptir. Tıbbi ve aromatik bitkileri yaygınlaştırarak vatandaşlarımıza önemli bir gelir sağlamayı düşünüyoruz.

AFRİKA'DA BÜYÜK YEŞİL DUVAR PROJESİ'NE DESTEK VERİYORUZ

Ülkemizin sahip olduğu tabiat güzelliklerini turizm sektörüne kazandırmaya kararlıyız. Tabiat turizmi genelinde dünyanın ilk 5 ülkesi arasına girmeyi hedefliyoruz. 5 bin köye 5 bin gelir getirici orman kurulması projesinde 2 bin 700 köyle ilgili çalışmayı 2019 sonuna kadar tamamlamakta kararlıyız. Sınırlarımız dışında Afrika'da, sahra çölünün yayılışını durdurmak için kurulan Büyük Yeşil Duvar Projesi'ne destek veriyoruz. Türk-Nijer Ormanı kuruldu.

BİZİM ANLAYIŞIMIZDA BÜYÜMEK, TİCARET TEK BAŞINA HEDEF DEĞİL

Ne diyor o güzel orman türküsünde; tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeli yordumun... Yuvadır kuşlara, örtüdür toprağa, can verir doğaya ormanlar yurdumun... Ülkemizin ormanlarını bu bilinçle korumaya geliştirmeli, büyütmeliyiz. Türkiye geçtiğimiz 14 yılda orman konusunda adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Dünya genelinde ormanların karasal alana oranı 1990'da yüzde 31,8 iken 2015'de bu oran yüzde 30.8'e düştü. Buna karşılık ülkemizde bu oran yükseldi. Orman varlığımızı 1,5 milyar hektar arttırarak bu konuda dünyada ilk sıralarda yer aldık. Bizim anlayışımızda büyümek, sanayileşmek, üretmek, ticareti ve ihracatı arttırmak tek başına bir hedef değildir.

GECEKONDULAR ÇELİK YIĞINLARINDAN DAHA ŞAHSİYETLİDİR

Tabiat Allah'ın bize bir emanetidir. Tabiatı hoyratça yok etmek bu emanete ihanet etmektir. Büyüklerimiz geçerli bir sebep olmadan, başta Fatih Sultan Mehmet olmak üzere bir tek dalın kırılmasına, bir tek çiçeğin koparılmasına dahi razı olmamıştır. Akıp giden derenin, gürül gürül akan çeşmenin suyuyla abdest alırken dahi israf etmemenin hassasiyetine gayret ettiler. Yeni nesilleri, çocuklarımızı, torunlarımızı aynı anlayışla yetiştirmemiz gerekiyor. Şehirlerimizin etrafı yokluk içinde kendine sığınacak çatı arayan insanlarımızın yaptığı çirkin gecekondularda dahi bu hassasiyet elden bırakılmadı. Her gecekondu bahçesine ağaçlar dikilmiştir. O gecekonduların çoğu bugün şehirlerimizi adeta istila eden beton, çelik ve cam yığını binalardan daha kişilikli, şahsiyetli ve özgündür.

TÜRKİYE YÖNETİM SİSTEMİ İÇİN BİR DEĞİŞİM İÇİNDEDİR

Ormanlarımızın hikayesi ülkemizin ve milletimizin hikayesidir. Ormanlarımız konusunda imkansızlıktan, önceliklerimizin farklı olmasından bir gerileme dönemi olmuştur. Fırsatını bulur bulmaz ormanlarımıza hak ettiği d eğeri vermeye başladık. Türkiye yönetim sistemi konusunda da işte böyle bir değişim içerisindedir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adını verdiğimiz yürütme, yasama ve yargı organları arasındaki ilişkileri yeniden belirlediğimiz bir anayasa değişikliğini 16 Nisan'da milletimizin takdirine sunuyoruz. Bu değişimin özünde Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlığın birleştirilerek güçlü, etkin, hızlı ve sorumlu bir yürütmenin oluşturulması vardır. Ülkemiz Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar arasındaki çekişmeler veya bunların seçimindeki krizler yüzünden geçmişte çok büyük bedeller ödedi.

BUNLAR 1960'DA BAŞBAKAN VE BAKANLARI ASTIRMADI MI?

Gazi Mustafa Kemal, İnönü'yle çok ciddi yaşadı. İnönü, dönemin Başbakanıyla çok ciddi sıkıntı yaşadı. Celal Bayar da aynı. Sayın Sezer'in dönemind aynı ekolden geldikleri halde bir anayasa kitapçığını fırlatma hadisesi yaşandı. Ertesi gün ekonominin ne duruma geldiğini hatırlayın. Türkiye o zaman milyarlarca dolar bedel ödedi. 1960'da milletin seçtiği Başbakan ve Bakanları darağacına çıkartmadılar mı? Bugün hayır diyenler o gün de buna sessiz kaldılar. 1971 yılında hükümeti istifaya zorlayanların 1980'de yeniden darbe yapanların, 1997'de bir kez daha hükümet devirenlerin gücü sistemin zayıflığından geliyor. Ekonomik krizlerin gerisindeki sebep de budur. 2007 yılında bize Cumhurbaşkanı seçtirmeyenlere bu cesareti sistemin zaaflarından aldıkları açıktır

FETÖ'NÜN AVRUPA'DA NASIL PASLAŞTIKLARINI GÖRÜYORUZ

17-25 Aralık darbe girişmini, bölücü örgütün çukur eylemlerini hatırlayın. Şu anda bunlar ne diyor; hayır diyor. Kandil ne diyor, hayır diyor. Bölücü terör örgütü PKK ne diyor; hayır. Bu ülkemizi bölmek, milletimizi parçalamak isteyen bölücü terör örgütleriyle beraber hareket etmenin izah edilebilir bir yanı olabilir mi? 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra ortaya çıkan belirsizliği hatırlayın. En son 15 Temmuz darbe girişimini hatırlayın. FETÖ şu anda Batı'da bunların arkasında kimlerin olduğunu görüyoruz. Almanya'da, Belçika'da, Hollanda'da, İsviçre'de nasıl paslaştıklarını görüyoruz. Milletimize bu bedelleri kimsenin ödetmeye hakkı yoktur.

METNİ OKU METNİ OKU! NE O NE ARKASINDAKİLER OKUMAMIŞ

İşte tüm bu yaşanılanlardan aldığımız dersle yönetim sistemini değiştiriyoruz. Türkiye artık zayıf hükümetlerin pençesinde kıvranmasın diye, istikrar ve güven ortamını kaybetmesin diye yönetim sistemini değiştiriyoruz. Bu anayasa değişikliğine, metni dahi okumamış bir ana muhalefet var. Ana muhalefetin başındaki zat "Cumhurbaşkanı başka partiden Başbakan başka partiden olursa kavga çıkar" diyor. Tamam işte. Biz de böyle olmasın diye Cumhurbaşkanlığı ile Başbakanlığı birleştiriyoruz. Yapılan bu. Metni oku, metni. Metni dahi okumamışsın! Arkasından gelenler de metni okumamışlar. Öyle yalanlar, öyle itiraflar ortaya atıyorlar ki, insanın hafsalası almıyor. Ne dediler: Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedecek. Meclis kapacak.

CUMHURBAŞKANI KARARNAMELER İLE YÖNETECEK KUYRUKLU BİR YALANDIR

Diyelim ki Cumhurbaşkanı seçimi yenilemeyi arzu etti. Burada parlamentoyla beraber iki seçim birlikte yapılacak. Fesih asla. Yeniden seçime gidilmesi sözkonusu olabilri, fesih yok. 5 senede bir yapılacak olan seçimlerde bile aynı şekilde Cumhurbaşkanı ile birlikte parlamento seçimi yapılacaktır. Birisinin yapılıp, birisinin yapılmaması gibi bir şey yok. 5 senede bir bu yapılacak. Milleti aldatmayın. Buna baktılar ki inanan yok. Bu sefer Cumhurbaşkanı belediyeleri, muhtarları kapatacak diye başladı. Anayasa'da ve yasalardaki haklar neyse bugün de bu haklar aynen geçerlidir. Bunda değişen bir şey yok. Cumhurbaşkanı kararnamelerle istediği gibi yönetecektir dediler. Bu da kuyruklu bir yalan.

SIRA NE ZAMAN ÇEKİRDEKÇİLERE GELECEK DİYE BEKLİYORUM

Bir boşluk varsa farklı bir konuda kararname çıkarabilir. Ancak Meclis'in böyle bir kararnameyi iptal yetkisine sahiptir. Bunlara hiç girmiyorlar. Bu yalanın mumu da yatsıya kalmadan sönünce bu defa çıtayı biraz daha düşürdüler. Önceki gün Cumhurbaşkanı tüm lokantaları kapatılabilir deniyor. El insaf! Yalanın da bir haddi olur. Bunun yalanın hududu yok. Şimdi sıra ne zaman boyacılara, sıvacılara, simitçilere, çekirdekçilere gelecek diye bekliyorum. Biz ülkenin, Meclis'in, milletin önünü açmak için bu değişikliği getiriyoruz.

AVRUPA'NIN 16 NİSAN DURUŞU MUHALEFETTEN DAHA SERT

Hadi muhalefetin telaşını anladık. Onlar uzun zamandır ekmeden biçtikleri sistemi kaybedecek olmanın paniği içindeler. Peki Avrupa ülkelerine ne oluyor? 16 Nisan konusundaki duruşları bizim muhalefetten daha sert, daha haşin, daha yaralayıcı. Bakanları ülkelerine sokmamak için her türlü diplomatik kuralı çiğnediler. Belediyeler olağanüstü hal ilan ediyor.

NE YAPARSANIZ YAPIN TOPUNUZ GELİN!

Tayyip Erdoğan'ın Rotterdam'da posteri dükkanlara asılmış, gelmiş Hollanda polisi sökmüş. Ama öte yandan PKK terör örgütü yasak olduğu halde onun başındaki zatın pankart ve posterleriyle Hollanda caddelerinde polisin koruması altında gösteriler, yürüyüşler yapılıyor. Sadece Hollanda'da mı, Almanya'da yapıyor. Ne yaparsanız topunuz gelin, bu millet size 16 Nisan'da gösterecek.

BU DEVRAN BÖYLE YÜRÜMEZ

Yıllarca bize AB kriterleri dedikleri ne varsa, hepsini kendileri ayaklar altına alıyor. 16 Nisan bir bitsin, masaya oturup konuşacağız. Bu devran böyle yürümez, gereği neyse yaparız. Hüseyin Kurt kardeşimin hesabını soracağız. Bunlar insanlıktan nasibini almamış. İnsanlık, vicdan, merhamet yok. Bunların elinde silah yok, sadace Türk bayrağı var. Bu Avrupa İkinci Dünya Savaşı öncesinin ırkçı, faşist, zalim Avrupası. Ortaçağın Türk ve İslam düşmanı Avrupası.

Okunma Sayısı: 2451
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Adem Ademoğlu

    22.03.2017 09:57:07

    çok doğru

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı