"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İman meselesi, rıza-i İlâhîden başka hiçbir şeye alet olamaz

Risale-i Nur'dan
10 Ekim 2017, Salı
Bediüzzaman Said Nursî’nin Eskişehir Mahkemesi Müdafaatından Bir Kısmı

-1935-

Eskişehir Mahkemesinde, Said Nursî’nin siyasî şeylerle meşgul olmadığı tahakkuk etmiş, sadece bir ayet-i kerîmeyi tefsir eden bir risalesinden dolayı ceza verilmiştir ki; ayet-i kerîme tefsirinden dolayı bir müfessiri cezalandırmak, dünyanın hiçbir mahkemesinde görülmemiştir. Elbette ve elbette büyük bir adlî hatadır. O müdafaadan bir parça:

Ey Heyet-i Hâkime!

Beni dört-beş madde ile ittiham edip tevkif ettiler.

Birinci Madde: İrtica fikriyle dini alet edip, emniyet-i umumiyeyi ihlâl edebilecek bir teşebbüs niyeti olduğu ihbar edilmiş.

Elcevap: Evvelâ, imkânat başkadır, vukuat başkadır. Her bir fert, çok adamları öldürebilmesi mümkündür. Bu imkân-ı katl cihetiyle mahkemeye verilir mi? Her bir kibrit, bir haneyi yakması mümkündür. Bu yangın imkânıyla kibritler imha edilir mi?

Sâniyen: Yüz bin defa hâşâ! İştigal ettiğimiz ulûm-u imaniye, rıza-i İlâhiyeden başka hiçbir şeye alet olamaz. Evet, güneş kamere peyk ve tâbi olmadığı gibi, saadet-i ebediyenin nurânî ve kudsî anahtarı ve hayat-ı uhreviyenin bir güneşi olan iman dahi, hayat-ı içtimaiyenin aleti olamaz. Evet, bu kâinatın en muazzam meselesi ve şu hilkat-i âlemin en büyük muamması olan sırr-ı imandan daha ehemmiyetli bir mesele-i kâinat yoktur ki, bu mesele-i sırr-ı iman ona alet olsun.

Ey heyet-i hâkime! Eğer bu işkenceli tevkifim yalnız hayat-ı dünyeviyeme ve şahsıma ait olsa idi, emin olunuz ki, on seneden beri sükût ettiğim gibi yine sükût edecektim. Fakat, tevkifim çokların hayat-ı ebediyelerine ve muazzam tılsım-ı kâinatın keşfini tefsir eden Risale-i Nur’a ait olduğundan, yüz başım olsa ve her gün biri kesilse, bu sırr-ı azîmden vazgeçmeyeceğim. Ve sizin elinizden kurtulsam, elbette ecel pençesinden kurtulamayacağım…

B.S.N. Tarihçe-i Hayatı, Eskişehir Hayatı, s. 233

LÛ­GAT­ÇE:

emniyet-i umumiye: genel güvenlik, asayiş.

hayat-ı içtimaiye: sosyal hayat.

hayat-ı uhreviye: ahiret hayatı.

peyk: uydu.

tevkif: tutuklama.

tılsım-ı kâinat: kâinatın sırrı, varlık bilmecesi.

ulûm-u imaniye: iman ilimleri.

***

Risale-i Nur’dan Cezaevi Mektupları

Tabiatperestlerin cehaletine bu misalle bak

 

(Dünden devam)

Esbaba tapanların ve tabiatperestlerin cehaletlerine bu misalle bak. Meselâ: “Bir zat, harika bir fabrikanın veya acib bir saatin veya muhteşem bir sarayın veya mükemmel bir kitabın gayet muntazam bir surette eczalarını, çarklarını fevkalâde sanatıyla hazır ettikten sonra, kendisi kolayca o eczaları terkib edip işletmeyerek, belki çok uzun masraflarla o eczaları kendi kendine işlemek ve usta yerine fabrikayı, sarayı, saati yapmak, kitabı yazmak için her bir cüz’ü, her bir çarkı, hatta kâğıdı, kalemi birer harika makine hükmüne getiriyor ve teşhirini çok istediği bütün hünerlerini, kemalâtını izhara vesile olan o üstadlığını ve sanatını onlara havale ediyor” diye zannetmek, ne derece akıldan uzak ve cehalet olduğunu anlarsın. Aynen öyle de, esbaba ve tabiatlara icad isnad edenler, muzaaf bir cehalete düşerler. Çünkü tabiatların ve sebeplerin üstünde dahi gayet muntazam bir eser-i sanat var; onlar da sair mahlûkat gibi masnudurlar. Onları öyle yapan Zat, onların neticelerini dahi yapar, beraber gösteriyor. Çekirdeği yapan, onun üstünde ağacı o yapar. Ve ağacı yapan, onun üstünde meyveleri dahi o icad eder. Yoksa, ayrı ayrı tabiatların, sebeplerin vücuda gelmeleri için, yine muntazam başka tabiatları, sebepleri isteyecekler. Ve hakeza, git gide, nihayetsiz, manasız, imkânsız bir silsile-i mevhumatı mevcut kabul etmek lâzım gelir. Bu ise, cehaletlerin en antikasıdır.

(Devamı var)

Lem’alar, Otuzuncu Lem’a (Eskişehir Hapishanesinin Bir Meyvesi), Dördüncü Nükte, s. 621

LÛ­GAT­ÇE:

ecza: cüz’ler, parçalar.

esbab: sebepler.

masnu’: sanatlı yaratılmışlar.

muzaaf: katmerli, iki kat.

silsile-i mevhumat: mevhumlar silsilesi, asılsız kabuller zinciri.

tabiatperest: tabiata yaratıcılık noktasında tesir veren maddeciler.

Okunma Sayısı: 1274
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı